Muzır Tefrika: Çeşitliliğin Dijital Öyküleri
“Muzır Tefrika: Çesitliligin Dijital Öyküleri”, CultureCIVIC: Kültür Sanat Destek Programı kapsamında Avrupa Birliği tarafından desteklenen, muzir.org çatısı altında yürütülecek dijital bir hikâye anlatıcılığı projesi.
Sekiz yazar ve çizerden; toplumsal cinsiyet esitliği, kültürel çoğulculuk ve ifade özgürlüğü ekseninde; dijital öyküler, illüstrasyonlar ve sesli içerikler yayımlayacağız.
Muzir.org bugüne dek haber, yazı ve karikatürlerle politik gündemi takip eden, eleştiren ve mizahla harmanlayan bir mecra oldu. Ancak Türkiye’nin sürekli değişen, yorucu ve çoğu zaman çaresizlik hissi yaratan politik atmosferi içinde, yalnızca gündeme odaklanmak bazen nefes almayı güçleştiriyor.
Haberlerin hızla tüketildiği, gündemin her an başka bir krizle değiştiği bir ortamda, okurların hem soluklanabileceği hem de edebiyatın ve sanatın sağaltıcı gücünden faydalanabileceği bir alan açmak istedik.
Bu yeni bölüm, öyküler ve illüstrasyonlarla gündelik politik hengâmenin dışında bir uğrak noktası yaratmayı amaçlıyor. Her ay bir yazarın öyküsü, her hafta ise onun yeni bir tefrikasıyla buluşarak, okura hem süreklilik hem de derinlik duygusu sunacak.
Böylece muzir.org yalnızca haberciliğe değil, aynı zamanda hayal gücünü besleyen, farklı duygulara kapı aralayan bir alan da olacak.
Muzır Tefrika’nın yeni öyküsü Pelin Buzluk’un kaleminden “Cevher”. Öyküye Murat Başol’un illüstrasyonları eşlik ediyor. Tüm tefrikaları okumak için burayı ziyaret edebilirsiniz.

“Birçok madenci gibi babam da yeraltındaki ürkütücü olayları mesleğinin bir cilvesi gibi görürdü. Karşılaştıkları hayaletler, işittikleri sesler çoğunlukla, tanıdıkları, bir zamanlar birlikte çalıştıkları madencilere ait olduğu için korkudan çok üzüntü duyardı. Bu adamlar yalnız yaşamını değil ölümünü de madene feda ediyor, derdi.”

Babamın ayağının kırılmasına elbette üzülmüştüm. Ama birkaç hafta evde olacağı için de mutluydum. Ben işsiz o sakat, bir süre evde birlikte zaman geçirmiştik. Yamacına oturur, ona meyve soyardım. Sohbet ederdik. Hiç unutmadım, beni sarıp göğsüne çekmişti, saçlarımı öperken “Sen bana geleceksin, tamam mı kızım?” demişti, “Başın dara düşerse, arkanda baban var. Ne olursa olsun. Babana gelirsin. Asla kimsesizim sanma. Baban var senin.”
Karanlığın Ay Tarafı
Muzır Tefrika’nın yeni öyküsü Elçin Poyrazlar’ın kaleminden. Öyküye Eda Uzunlar’ın illüstrasyonları eşlik ediyor. Tüm tefrikalar için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Ben bir canavarım. Güzel bir canavar. Gündüz avlanan, gece öldüren yırtıcı bir yaratık. İnsanımsı vahşi bir doğa ucubesi…

“Banyoya seğirtirken mutfakta büyük siyah bir çöp torbası görünce duraksadım. Halil’den kalan bir şeyler. Korkarak yaklaştım torbaya. Gündüzün prensi bana ne bırakmış olabilirdi. Açarsam geriye dönüşün olmadığını seziyordum ama merakımı yenemedim. Ayrıca üstümdeki bu kadar kanın bir açıklaması olmalıydı. Bana Halil’in bir açıklama borcu vardı.”
























