Cevher-I

Cevher – II

Cevher – III

Kocam üstüme abanıp işini gördükten sonra yanımda uyurken sessiz sessiz ağladığım gecelerde bazen babamın o sözünü kulağıma yeniden çağırırdım, “Baban var senin!” Bana ne olduğunu, neden bu kadar kederli olduğumu bilemesem de durumumun babama gitmeme elvermeyeceğini içten içe seziyordum. 

Anlamam için hasta olmam gerekiyormuş meğer. Mememde ur varmış. İkisini de aldılar. İşte o zaman müthiş bir rahatlama hissettim. Aklım almıyordu, düşman mıydım ben kendime de böyle rahatlamıştım? “Yok, yok. Öyle değil,” derdi Sibel. Bizim ilçeden şehre okumaya gelmişti, hemşire olmuştu. Üzerimde çok hakkı vardır. Beni düştüğüm nice şüpheden kurtardı o. 

Aynada memesiz göğsüme uzun uzun bakardım. Silikon takılmasını istemediğim için kocam çok bozulmuştu, “Ne diye çirkinliği kendine reva görürsün?” Bu sözünü kafamda çevirip durdum. Ben kendimi böyle daha güzel buluyordum oysa. Bana iyi gelen başka hainliklere benziyordu memesiz olmak. Kemoterapi bittikten sonra saçlarımı bir daha hiç uzatmadım. Bazen kocamın hayal kırıklığı dolu bakışlarını yakalardım ama artık bana hiç ilişmiyordu. Giderek de uzaklaştı, eve nadiren uğrar oldu. Önceleri mahcubiyet görüyordum yüzünde. Sonra tamamen öfkeye dönüştü ifadesi. Artık şoförle gönderiyordu erzakı, bir zarf içinde de kapkalın para. Hem acıdığı hem tiksindiği karısını aldatıyor muydu? Bu neyin diyetiydi… Çirkinliği kendime reva görüşüm işe yaramıştı. Artık özgürdüm, kendimi çok iyi hissediyordum. Fakat hastalık peşimi bırakmadı. Bu kez abilerime, babama haber vermedim. Uzun zamandır biliyordum bu memelerin, bacaklarımın arasındaki bu kovuğun, hiç istemediğim bu kadınlıkların gün gelip de beni öldüreceğini. Biliyordum. Hepsini çıkarıp aldılar sonunda. Tedavi durunca dedim ki artık bu bedenle ne istersem onu yapacağım. Ne istersem. Kimseye hesap vermek zorunda da değilim. Ameliyatı Sibel’e bile söylemeyecektim ama tek başıma üstesinden gelebileceğim bir şey olmadığını anlamam uzun sürmedi. İstanbul’a gidecektim, desteksiz yapmam imkansızdı. Sibel önce çok kızdı bana, caydırmaya çalıştı. Böyle bir ameliyatı kaldıramayabilirdim. En azından biraz daha toparlanana kadar beklememi istedi. Halbuki ben yeterince beklemiştim. Günlerim zaten sayılıydı. Benim erkek günlerim. 

Ameliyattan sağ çıktım. Sargılar çıkıncaya kadar da ölmedim. Aynaya bir kez baktım. Kendimi hemen tanıdım ve beğendim. Eve dönünce ateşim çıktı ama onu da atlattım. Sibel, geçmeyen solgunluğumu, iştahsızlığımı, kollarımdaki çürükleri fark edip kanlarımı almak istese de bir daha gitmedim hastaneye. Onun yerine çarşıya inip kendime takım elbise aldım. Evde bir kez giyebildim. Kimse görmedi o yakışıklı halimi. Ben o gece öldüm. Ertesi gün öğlene doğru Sibel şoföre açtırdı evin kapısını.

Hiç aklıma gelmedi gassallerin beni yıkamayı reddedeceği. Kocamın dehşet ve tiksintiyle Sibel’e “Al bunu, nereye götürürsen götür!” diyeceği. Sibel’in cenazemi ilçeye getireceği. Ama kimseye durumdan bahsedemeyeceği. Sonunda babama ulaşacağı. 

Babam, gelir gelmez tokalaşıyor Sibel’le, sonra kaygılı gülümseyişi yüzünde donuveriyor. Ağzı, burun delikleri, gözleri açılıyor. Bir nefes alıyor. Tıkana tıkana göğsüne dolacak acı bir hava. Yüzünü yırtıyor, dizlerini dövüyor. Sibel, düşmesin diye koluna girecek oluyor ama babam silkinip Sibel’in arabasına atılıyor. Tökezliyor yolda, ayağındaki terliğin biri çıkıyor. Ayakucumdaki kapıyı açıyor. Boğuk bir figanla kapanıyor üstüme. Alnımdan öpüyor beni, saçlarımı kokluyor. Gözlerinin yaşı gözlerime damlıyor: “Canım canım canım canım yavrum benim…” 

Hiç aklıma gelmezdi ki çocukluğum boyunca onca zaman heveslenip de giremediğim madene, kapatıldıktan yıllar sonra, babamın kollarında gireceğim… Orada gizlice defnedileceğim. Madenin, sayısız işçiyle birlikte sonunda benim de mekanım olacağı. Onlar geçen zamandan habersiz, işlerine devam etmeye çalışırken benim galerileri, tünelleri gezip babamı arayacağım. Yirmi yıl önce ayağını kırdığı gün babama görünmüş o hayalete dönüşeceğim. Aklımın ucundan bile geçmedi.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin