Yeni e-dergimiz #Haftalık, her hafta bir gazeteci ve bir karikatüristin ortak çalışmasıyla gündemin nabzını tutuyor. Basın Evi Destek Projesi (BEDA) desteğiyle hayata geçen bu çalışma, tam 19 hafta boyunca her pazartesi muzir.org adresinde yayınlanacak. Haftanın en çarpıcı gelişmelerini hem kalemden hem de çizgiden okumak için son sayımızı inceleyebilirsiniz.  

Hazırlayanlar: Gazeteci Yusuf Çelik ve Çizer Eda Erdoğmuş. Bu yayının içeriği tamamen yazarlar, çizer ve editörün sorumluluğundadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmayabilir.

Türkiye Avrupa’nın en büyük plastik çöp depolama alanına dönüştürüldü

Mersin’in Mezitli ilçesinde bulunan Soli Sahili’nde kıyıya vuran plastik atıklar, Akdeniz’deki plastik kirliliğini yeniden gündeme taşıdı. Bilim insanları, sahilde görülen plastiklerin sorunun yalnızca görünür kısmını oluşturduğunu, Mersin Körfezi’nde mikroplastik kirliliğinin deniz ekosistemi ve halk sağlığı açısından ciddi boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor.

Avrupa Birliği ülkelerinden her yıl yüz binlerce ton plastik atık ithal etmeyi sürdüren Türkiye ise uzun süredir çevre örgütleri ve uzmanların eleştirilerinin odağında bulunuyor. Çin’in 2018 yılında plastik atık ithalatını durdurmasının ardından Avrupa’nın başlıca plastik atık ithalatçılarından biri haline gelen Türkiye’de, ekolojistler ithal edilen plastik atıkların geri dönüşüm adı altında yeni çevresel riskler yarattığını belirtiyor.

DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca da Soli Sahili’nde ortaya çıkan kirliliğin yalnızca kıyıya vuran çöplerden ibaret olmadığını, plastik atık ithalatı, sanayi politikaları ve yetersiz çevre denetimlerinin birleşmesiyle büyüyen ekolojik bir yıkımın sonucu olduğunu söyledi. Koca, Mersin’de yaşananların yalnızca çevre sorunu değil, aynı zamanda halk sağlığı, tarım, turizm ve yaşam hakkını ilgilendiren çok boyutlu bir kriz olduğuna dikkat çekti.

“Hem bir çevre hem de halk sağlığı sorunu ile karşı karşıyayız”

Sadece Mersin Soli Sahili değil, Mersin’in hemen hemen tüm kıyıları mavi bayraklı olarak tanımlanan nadide koyları dahil olmak üzere, İskenderun Körfezi’nden başlayarak Hatay, Adana, Mersin ve Antalya kıyılarına uzanan şekilde topyekün tüm Akdeniz kıyı şeridi gözle görülür elle tutulur bir plastik atık çöp yığınıyla kaplanmış vaziyette.

Plastik parçacıkları karşı karşıya olduğumuz felaketin yalnızca gözle görünen kısmı. Deniz suyunun içinde görünmeyen milyonlarca mikroplastik parçacıkları var. Bilimsel araştırmalarla ortaya konulduğu üzere,  mikroplastikler artık içme suyunda, gıdalarda, insan kanında ve plasentada dahi tespit edilmiş durumda. Mikroplastikler, deniz ekosistemini tahrip ediyor, balıklara, kabuklulara ve tüm deniz canlılarına geçiyor ve besin zinciri yoluyla da sofralarımıza ulaşıyor. Hem bir çevre hem de halk sağlığı sorunu ile karşı karşıyayız. Doğa da turizm de tarım da gıda güvenliği de insan sağlığı da varoluşsal bir felaketin eşiğinde.

“Türkiye en büyük plastik atık alıcısı konumunda”

“Plastik ve mikroplastik kirliliği bir sonuç. Bu sonucu doğuran nedenlere odaklanmak ve o nedenleri ortadan kaldırmak gerekiyor. Çin’in 2018’de plastik atık ithalatını yasaklamasının ardından Türkiye Avrupa’nın en büyük plastik çöp depolama alanına dönüştürüldü. AKP iktidarının geri dönüşüm ve sıfır atık söylemleriyle meşrulaştırmaya çalıştığı bir tezatlık içinde Türkiye, Avrupa’nın çöplüğüne döndü. Öyle ki, şu an Türkiye, Avrupa Birliği’nin açık ara en büyük plastik atık alıcısı konumunda.”

“Avrupa ülkeleri uzun yıllardır kendi çevresel politikaları doğrultusunda, yüklerini azaltmak, karbon emisyonlarını düşürmek ve plastik atıklarının oluşturduğu çevresel maliyetlerden kurtulmak için çöplerini dışarıya gönderiyorlar. Daha evvel Çin dünyadaki plastik atıkların dörtte üçünü satın alıyordu ve dünyanın geri dönüşüm merkezi haline gelmişti. Ocak 2018’de Çin’in plastik atık ithalatını yasaklamasıyla birlikte ardından da Malezya, Tayland ve Vietnam peşi sıra atık ithalatına kısıtlamalar getirince, Türkiye atık ithalatında hızla ilerleyerek ilk sıraya yükseldi.”

“Halkımız kronik hastalıklara yakalıyor”

Sadece plastik atık ithalatı değil, Mersin sahil şeridi boyunca kıyılar ve su kaynakları başta olmak üzere, hava ve toprak tamamen şirketlerin kanalizasyon çukurlarına dönüştürülmüş durumda. Akkuyu Nükleer santral, petrokimya tesisleri, termik santral projeleri, sayısız taş ocakları, madenler, katı atık depoları ile kalkınma adı altında Mersin gözümüzün önünde yokoluşu sürükleniyor, bir coğrafya adeta yok ediliyor. Mersin yok ediliyor. Akdeniz ilçesinde suyu temiz akan tek bir dere ya da ırmak yok. Kazanlı Mahallesi’nde karetta karettaların yuvalama alanı olan nadide bir bölge sit alanı olan bir bölge plastik atık çöplüğüne dönüşmüş durumda. Soda ve Kromsan Fabrikası’nın önündeki kıyıdan suya ve toprağa aynı zamanda havaya zehir saçılıyor. Deniz suyu içerisinde ciddi seviyede krom +6 maddesine rastlandığını gördük. Aynı bölgede Akaryakıt Ürünleri Dolum ve Depolama Tesisi’nde kapasite artışı yapılmak isteniyor. Tarım da ölüyor öldürüyor. Halkımız kronik hastalıklara yakalıyor. Mersin’in bazı bölgelerinde  plastik geri dönüşüm fabrikalarından dolayı kokudan durulmuyor, bizzat gidip mahallerde toplantılar yaptık halkımız bir ölüm çemberinin içine hapsedilmiş durumda.

“Avrupa’dan plastik atık ithalatının derhal durdurulsun”

“Mersin’deki bilim insanları, çevre dernekleri ve ekolojistler plastik kirliliğine ve atık ithalatı politikalarına karşı hem bilimsel araştırmalar yürütüyor hem hukuki mücadele veriyor hem de bir yurttaş hareketliliği örgütlüyor. Yetkililerden mikroplastik kirliliğinin boyutunu ortaya koyacak kapsamlı araştırmalar yapılmasını, sonuçların şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmasını ve plastik geri dönüşüm tesislerinin etkin biçimde denetlenmesini talep ediyorlar. Avrupa’dan plastik atık ithalatının derhal durdurulmasını, çevreyi kirleten işletmelerin faaliyetlerinin sonlandırılmasını istiyorlar. Biz de hem yerelde hem Meclis’te bu talepleri dile getiriyoruz. Ancak ben bir milletvekili olarak son bir yıl içinde plastik ve mikroplastik kirliliğine ilişkin dört kez soru önergesi verdim. Ne yazık ki soru önergelerine bile ölüm sessizliğiyle karşılık veren bir politik pratik söz konusu.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin