Kahramanmaraş’a bağlı Afşin ve Elbistan’da yapılmak istenen kömürlü termik santral projesi için bugün görülecek duruşma öncesinde, Afşin-Elbistan Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu’ndan Mehmet Dalkanat ile konuştuk.
Bölgede yıllardır termik santrallere karşı mücadele eden Dalkanat, planlanan 5. ve 6. ünitelerin “ek ünite” olarak sunulduğunu ancak bunun fiilen yeni bir termik santral anlamına geldiğini söylüyor. Elbistan Ovası’nın tarımsal üretim açısından Türkiye’nin en önemli ovalarından biri olduğunu vurgulayan Dalkanat’a göre, yeni kömür yatırımlarında kamu yararı değil, rant ısrarı var.
Bugün görülecek dava neden bu kadar kritik?
Bu mesele yalnızca yeni iki ünitenin yapılması meselesi değil. Bu, Elbistan Ovası’nın, bölge halkının sağlığının ve geleceğinin yeniden kömüre feda edilmesi anlamına gelir.
A Termik Santrali 42 yıldır bu bölgeyi zehirliyor. 2004’te devreye giren B Termik Santrali de yaklaşık 22 yıldır çalışıyor. Şimdi 5. ve 6. ünite denilerek aslında yeni bir termik santral kurulmak isteniyor. Çünkü A Termik Santrali zaten dört ünitelik bir santral. Her biri 444 megawatt gücünde. Buna iki yeni ünite eklendiğinde mesele artık basit bir kapasite artışı değil, yeni bir kömürlü termik santral yatırımıdır.
“Bilirkişiler de kamu yararı yok, diyor”
Sizce bu projede kamu yararı var mı?
Hayır, burada kamu yararı yok. Bunu yalnızca biz söylemiyoruz; bilirkişi raporları da söylüyor. Dokuz profesörden oluşan bilirkişi heyetinin yedisi bu projede kamu yararı olmadığı yönünde görüş verdi. Mahkeme daha sonra ek rapor istedi, orada da aynı değerlendirme tekrarlandı.
Daha önce aynı bölgede planlanan termik santral projeleri için açılan davalarda da mahkemeler iptal kararı verdi, Danıştay da bu kararları onadı. Avrupa’nın en büyük termik santrallerinden biri olacağı söylenen proje iptal edildi. Elbistan ilçe merkezine çok yakın bir noktada planlanan başka bir proje de dava sonucunda iptal edildi. Gerekçeler bugün de değişmiş değil. Bu nedenle hukuk kuralları içinde bakıldığında mahkemenin bu ÇED kararını da iptal etmesi gerekir. Bizim beklentimiz bu yönde.
Bölge zaten uzun yıllardır termik santrallerin etkisi altında. Yeni üniteler bu tabloyu nasıl ağırlaştırır?
Burada açık işletme var ve düşük kalorili linyit kullanılıyor. Mevcut santrallerin yıllık yaktığı kömür miktarı on milyonlarca ton. Yeni ünitelerle birlikte bu miktar çok daha artacak. Yaklaşık 60 milyon tona yaklaşan düşük kalorili linyitin bu bölgede yakılmasından söz ediyoruz.
Bu yalnızca enerji üretimi meselesi değil. Bu kömür havaya, toprağa, suya karışıyor. Elbistan Ovası Türkiye’nin en önemli tarım ovalarından biri. Genç, verimli ve büyük potansiyele sahip bir ova. Pandemi döneminde gıda tedarik zincirinin ne kadar kritik olduğunu hep birlikte gördük. Böyle bir ovada her yıl milyonlarca ton kömür yakmanın kamu yararıyla açıklanabilecek hiçbir tarafı yok.

“Kanserin uğramadığı ev yok”
Siz bölgede yaşayan biri olarak santrallerin insan sağlığı üzerindeki etkisini nasıl görüyorsunuz?
Biz burada yalnızca rakamlardan, megawattlardan, kömür tonlarından söz etmiyoruz. Burada yaşayan insanlar var. Santrallere yakın köylerde kanserin uğramadığı ev neredeyse yok. Bunu abartarak söylemiyorum; bu bölgede yaşayan herkes bunu biliyor.
Santrallerde çalışmış, bölgede yıllarca yaşamış insanların çoğu yetmiş yaşını göremeden hayatını kaybediyor. Geçtiğimiz günlerde yine bir arkadaşımızı kaybettik. Ben de onların kuşağındanım. İnsanlar artık bu durumu kanıksamış halde. Durumu olanlar bölgeden göç etti; kalanlar ise adeta sırasını bekler hale geldi.
Bu bir çevre meselesi olduğu kadar yaşam hakkı meselesidir. İnsan sağlığı, tarım, su, hava, toprak birlikte yok ediliyor.
Santrallere yakın köylerde durum nasıl?
Bazı köyler santrallere 500 metre, bir kilometre, üç kilometre mesafede. Bu köylerde insanlar yıllardır santrallerin etkisi altında yaşıyor. Kanser vakaları çok yaygın. İnsanlar hem hastalıklarla mücadele ediyor hem de geçim kaynaklarını kaybediyor.
Bunu bir tür ekolojik yıkım olarak görmek gerekir. Hatta bölgede yaşayanlar açısından bu, yalnızca doğanın değil, insan yaşamının da sistematik biçimde yok edilmesi anlamına geliyor. Kalanlar için hayat çok ağırlaştı.
“Türkiye uluslararası camiada kömürden çıkışı konuşuyor ülkede rant için yeni santraller açıyor”
Peki bölgenin enerji ihtiyacı açısından başka seçenekler yok mu?
Elbette var. Elbistan ve çevresinde yenilenebilir enerji olanakları mevcut. Bölgede güneş santralleri kuruldu. Yakın çevrede rüzgâr potansiyeli de var. Komşu bölgelerde rüzgâr santralleri bulunuyor; coğrafya buna uygun.
Bu kadar görünür alternatif varken yeni kömürlü termik santral ünitelerinde ısrar edilmesi kamu yararıyla açıklanamaz. Bu ısrarın arkasında başka hesaplar olduğunu düşünüyoruz. Bize göre bu, halkın ihtiyacından çok birilerinin kazanmasına, rant elde etmesine yönelik bir ısrar.
Türkiye’nin iklim politikaları açısından bu dava ne ifade ediyor?
Türkiye bir yandan uluslararası toplantılarda kömürden çıkıştan, iklim hedeflerinden söz ediyor. Bakanlık düzeyinde bu toplantılara katılıyor. Diğer yandan Elbistan gibi yıllardır ağır bedel ödemiş bir bölgede yeni kömür yatırımlarına onay veriliyor.
Bu büyük bir çelişki. Eğer gerçekten iklim hedeflerinden, kömürden çıkıştan, halk sağlığından söz edilecekse Elbistan’da yeni termik santral ünitelerine izin verilmemesi gerekir. Biz savunmalarımızda bunları da dile getireceğiz.
Duruşmadan beklentiniz nedir?
Beklentimiz mahkemenin daha önceki kararlarıyla uyumlu biçimde bu ÇED kararını iptal etmesi. Çünkü gerekçeler değişmedi. Aynı bölgedeyiz, aynı ova, aynı halk sağlığı sorunları, aynı kömür yükü ve aynı kamu yararı tartışması var.
Biz mahkemeden yaşamı, tarımı, halk sağlığını ve hukuku koruyan bir karar bekliyoruz. Bu bölge artık daha fazla kömür yükünü taşıyamaz. Elbistan Ovası’nın ve burada yaşayan insanların geleceği kömüre feda edilmemeli.





Bir Cevap Yazın