Şimal Lağımı I

Şimal Lağımı II

Ellerinde su bidonları, demirbağ pabuçları ve ucu biley taşında yontulmuş sivriçleriyle bir saate yakın tırmanıp derin bir vadinin orta yerindeki kömür harmanına vardılar. Harman bekçisi yarı şaka yarı ciddi ilerdeki bacaağzını gösterip; “dört gözle içeriden bekleniyorsunuz mirim” dedi. Harman bekçisinin bile bu işten haberli olmasına şaşırdı Keseneci. Birer sigara daha yakıp sigara paketlerini bekçi kulübesinin içindeki raflara bıraktılar.  

Arkalarından yetişen seyis ve katırlarını görünce sevindiler. Seyisin gelmesi,  çavuşun gelmesini beklemeden göçük lağıma gidebilecekleri anlamına geliyordu.  Katırların koşulduğu vagonları, ağaç malzemeleriyle doldurup Seyis’in katırları “deh” lemesini beklediler. Ama Seyis’in aklında başka bir şey vardı.  Cebinden çıkardığı kullanılmış at nalını eski yazı bulunan taş galerinin en üst kısmına çiviledi. Şimdi Şimal Lağımı, kötü ruhlara ve kem gözlere karşı daha korunaklıydı.

Gacırdayarak açılan ahşap hava kapısının ardından hep birlikte besmele çekerek içeri daldılar. Hoca’ya göre bir şeyler eksik olmuştu; beğenmedi. Tekrar dışarı çıkıp sağ ayakla içeri girmelerini tembihledi. Bütün emekleri boşa gidermiş yoksa! Boynuna astığı üç köşeli deri muskayı görünür hale getirip tekrar kapıdan içeri girdiler. “Camiye mi giriyoruz yahu” diye Hoca’ya çıkışarak, “la havle” çekti Keseneci. Hava kapısının arkasında bekleyen birkaç yarasa, baretlerinin üzerinden geçip dışarıdaki gürgen ormanının içinde kayboldu.  

Seyisin “deh, çüş” bağırtılarından, önlerinden giden katırların işerken çıkardıkları sidik şarıltısından,  bir de, sorunu nasıl çözeceğini düşünen Hoca’nın tavandaki hava borusuna çarpan baret patırtılarından başka ses duyulmuyordu. Hoca, okuyup üfleyerek ekibi göçük lağımın ağzına kadar getirmesine rağmen hala ne yapacağını, bu işin altından nasıl kalkacağını bilmiyordu. Eski göçüğe geldiklerinde ortalıkta katır dışkılarının ağır bastığı küflü ağaç kokusunu barındıran sisli bir havanın içine girdiler. Bacanın içinden aşağıya inen soğuk hava, galerinin sıcak havası ile buluşunca yoğun bir sis dumanına dönüşüyordu.   Başlarındaki madenci lambalarıyla ortalığı şöyle bir kolaçan ettiler ama gececilerin korkuyla anlattıkları gibi aykırı bir şey görmediler. Katırın, dumanı tüten dışkısından yayılan ekşi saman kokusundan, hava borularının ek yerlerinden tıslayan hava sesinden, bir de tavanda biriken su damlaların yerdeki küçük göletlere düşerken çıkardıkları sesten başka bir şey duyulmuyordu. Gececilerin anlattıkları gibi ortada pörtlek iki göz onları beklememişti. 

Muzır Tefrika hakkında:

“Muzır Tefrika: Çeşitliliğin Dijital Öyküleri” projemiz, CultureCIVIC: Kültür Sanat Destek Programı kapsamında Avrupa Birliği desteğiyle muzir.org’da hayata geçiyor. Sekiz yazar ve çizerden; toplumsal cinsiyet eşitliği, kültürel çoğulculuk ve ifade özgürlüğü temalarında dijital öyküler, illüstrasyonlar ve sesli içerikler paylaşacağız.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin