Hacettepe, Ankara, Anadolu ve Bursa Uludağ üniversitelerinde eğitim alan ya da mezun olmuş biyoloji öğrencileriyle yaptığımız görüşmeler, uygulamanın üniversiteden üniversiteye değişebildiğini gösteriyor.
Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü mezunu bir öğrenci, Hayvan Fizyolojisi dersinde canlı bir kurbağanın kullanıldığını, ilk müdahalenin öğretim elemanı tarafından gerçekleştirildiğini, ardından diseksiyonun öğrenciler tarafından sürdürüldüğünü anlattı. Öğrenciye göre katılmama ya da alternatif bir yöntem seçme hakkı sunulmadı; itiraz eden bir öğrenci ise olumsuz tepkiyle karşılaştı.
Aynı bölümden başka bir öğrenci ise diseksiyona katılımın fiilen isteğe bağlı olduğunu, istemeyenlerin uygulamayı izlemek zorunda olmadığını ancak herkesin rapor hazırlamasının beklendiğini söyledi. Kendisi diseksiyona katılmadı. Bugün yeniden seçim yapabilse hayvansız bir yöntemi tercih edeceğini, uygulamanın kendisine başka bir yolla öğrenemeyeceği bir şey öğretmediğini belirtti.
Ankara Üniversitesi’nde eğitim alan bir öğrenci üçüncü sınıfta canlı kurbağaların sınıfa getirildiğini ve öğrencilerin gruplar hâlinde diseksiyon yaptığını; Anadolu Üniversitesi’nden bir öğrenci ise solucan ve hamamböceklerinin canlı olarak kullanıldığı bir uygulamada hayvanları öğrencilerin temin ettiğini aktardı.
Bursa Uludağ Üniversitesi’nde eğitim alan bir öğrencinin anlatımına göre ise bir öğretim elemanı öğrencilerden köpekbalığı getirmelerini istedi, getirilen hayvan üzerinde diseksiyon yapılacağını belirterek bunu yapan öğrenciye ekstra puan verileceğini söyledi.
Diseksiyona alternatif modellerin geliştirilmesi
Diseksiyonun biyoloji eğitimindeki geleneksel gerekçeleri; öğrencinin anatomik yapıları doğrudan gözlemlemesi, organların birbirleriyle ilişkisini üç boyutlu olarak anlaması ve biyolojik materyalle çalışma becerisi kazanması.
Öğrencinin bu becerileri kazanması için hayvanların toplanması ve laboratuvarda öldürülmesinin etik olmadığı açık. Bu öğrenme alanının farklı ülkelerde nasıl dönüştüğünü araştırdığımızda sayısız alternatif yöntemle karşılaştık.
Penn State Shenango Biyoloji Bölümü, anatomi laboratuvarlarında gerçek hayvan diseksiyonuna alternatif olarak sentetik kadavra modeli SynDaver kullanarak insan bedenini inceliyor.
Hindistan’da ise müfredat düzeyindeki değişikliklerden söz etmek mümkün. Vellalar College for Women Zooloji Bölümü canlı diseksiyonların bilgisayar destekli sanal diseksiyonlarla değiştirildiğini resmi bölüm sayfasında açıkça belirtiyor.
Muthayammal College of Arts and Science Zooloji Bölümü’nde ise lisans birinci sınıf öğrencileri için DigiFrog adlı sanal diseksiyon yazılımı kullanılıyor. Öğrenciler kurbağa anatomisini bir hayvanı kesmeden dijital ortamda inceleyebiliyor.
FDA ve AB hayvan deneylerini azaltmaya yöneliyor
Hayvan kullanımını azaltma yönündeki dönüşüm yalnızca eğitim alanında değil, ilaç geliştirme ve güvenlik testlerinde de hız kazanıyor. ABD Gıda ve İlaç Dairesi FDA, Nisan 2025’te bazı hayvan testlerini azaltmayı ve zamanla insan hücreleri, bilgisayar modellemeleri ve yapay zekâ destekli yöntemlerle değiştirmeyi amaçlayan bir yol haritası açıkladı. Kurum, hayvan modellerinin insanlarda ortaya çıkacak sonuçları her zaman yeterince iyi öngöremediğine dikkat çekiyor.
Avrupa Birliği’nde de benzer bir yönelim var. 2010/63/EU Direktifi, hayvan kullanımında yerine koyma, azaltma ve iyileştirme ilkelerini içeren 3R yaklaşımını temel alıyor ve uzun vadede bilimsel amaçlarla hayvan kullanımının yerini hayvansız yöntemlerin almasını hedefliyor. Avrupa Komisyonu da 1 haziran’da kimyasal güvenlik değerlendirmelerinde hayvan deneylerinin aşamalı olarak kaldırılmasına yönelik yeni bir yol haritası kabul etti.
Hayvan etiği dersi zorunlu hale getirilmeli
Yaptığımız araştırmalar sonucunda ortaya çıkan tablo biyoloji bölümlerinde diseksiyonun standart olmadığını, yıllardır sorgulanmadan ve süregelen üniversiteden üniversiteye değişebilen bir uygulama olduğunu gösteriyor. Üniversitelerin biyoloji bölümlerinde zorunlu hayvan etiği dersinin olmaması ayrıca tartışma konusu.
Öğrencilerin etik üzerine düşündürülmesi, etik bakış açısının yerleştirilmesi amacıyla bu dersin içeriği önem arz etmektedir. Bazı üniversitelerde biyoetik adı altında seçmeli ders olduğunu araştırmalarımız ile öğrendik fakat böylesine önemli bir konunun zorunlu bir ders olarak öğrenciye sunulmaması, birçok üniversitede seçmeli ders olarak bile verilmemesi diseksiyon uygulamasının ülkemizde neden ilkel bir yöntem olarak kaldığını bize açıklıyor.
Etik üzerine düşünmek ve düşündürmek öncelikle dersi veren akademisyenlerin sorumluluğundadır. Öğrenci kendisine verileni alarak bir bakış açısı geliştirir. Bu sebeple, temel bir bilim alanı olan biyolojide zorunlu ana ders olarak hayvan etiği okutulması gerekmektedir.
Bu sayede öğrenciler hem diğer yaşamlara saygı duymayı öğrenirken, ekosisteme zarar vermeden bilimin ilerlemesini kolaylaştıracak alternatif yöntemler üretebilirler.
Hayvan kullanımını sorgulamak bilime engel değil
Bu alanda hem etik hem bilimsel olarak yürütülen tartışmaya Türkiye’den de önemli bir akademik katkı var. Karun Çekem ve Mehmet Cem Kamözüt’ün 2024’te Feminist Tahayyül dergisinde yayımlanan “Sahte İkilemleri Aşmak: İhtimam Etiği Perspektifinden Hayvan Deneyleri ve Bilimsel İlerleme” başlıklı makalesi, “ya bilimsel ilerleme ya hayvanların çıkarları” şeklindeki karşıtlığı sorguluyor. Makale bu tartışmayı bilim tarihi ve güncel örneklerle ele alan, okunmaya değer güçlü bir çalışma.
Yazarların verdiği bilimde alternatif uygulamalara bulunan örneklerden biri at nalı yengecinin kanına benzeyen sentetik model. İlaç ve aşıların bakteriyel endotoksinlerle kontamine olup olmadığını test etmek için uzun yıllar at nalı yengeçlerinin kanından elde edilen maddeler kullanıldı. Maalesef günümüzde at nalı yengeci aşırı kullanım sebebiyle IUCN kırmızı listesinde nesli tehlike altındaki türler arasında yer alıyor. Daha sonra aynı işlevi görebilen sentetik alternatifler geliştirildi. Makalede, bu alternatiflerin yalnızca hayvan kullanımını azaltmadığı; üretimi kontrol edilebildiği için daha tutarlı sonuçlar verebildiği ve zamanla daha düşük maliyetli hâle geldiği de vurgulanıyor.
Çekem ve Kamözüt bu örnek üzerinden dikkat çekici bir noktaya işaret ediyor: Yerleşik yöntemin uzun süre yeterli görülmesi, alternatifin geliştirilmesini geciktirmiş olabilir.
*Ankara Üniversitesi’nin yayımladığı bir fizyoloji laboratuvarı materyalinde, deney için önce kurbağanın beyninin uzaklaştırılması, ardından pithing adı verilen yöntemle omuriliğinin tahrip edilmesi tarif ediliyor. Daha sonra kurbağa diseksiyon tablasına iğneler ile sabitleniyor; bacağın derisi açılıyor, kaslar birbirinden ayrılıyor ve siyatik sinir ile damarlar izole ediliyor. Sinir ve kas elektrikle uyarılarak kasılma yanıtları gözlemleniyor.





Bir Cevap Yazın