Şimal Lağımı I. bölümü okumak için tıkla

Hoca dedikleri de babasının zoru ile yıllarca hafızlık kursuna gidip, bir hatim indirmesini öğrenemeden madene inmiş üfürükçünün tekiydi. Yeni evlilere muska yazıp büyü bozmalar, köylerindeki hasta inekleri para karşılığında okuyup üflemeler onun işiydi. 

Hocayı kısa zamanda bulup huzura getirdiler.  Ne yapıp edecek, herkesin gözü önünde ocak cinini oradan uzaklaştırıp yok edecekti. Hoca’nın şaşkın gözleri Şef’in kararlı gözleriyle buluşunca, ağzından çıkacak sövgüleri yuttu Keseneci.   Kızmalı mıydı, adamlara hak mı vermeliydi, bilemedi. 

“Bir üfürükçümüz eksikti!” diyerek, aklıselim bildiği şefinin ağzından duyduklarına anlam veremedi. Çaresizce “la havle!” çekip; “ Bunu verip, ekibimden adam alma Şefim!” diye sızlandı Keseneci. Tertip bitmiş, ekibe itikadı sağlam bir âdem daha eklenmişti. Hoca ile birlikte göçük galeriye gidilecek,  gece vardiyasının yapmadığı işleri de yapıp arına demir bağı yetiştireceklerdi.  “Bugün güneşi tez batırıp, akşamı çabuk ederiz!” diye düşündü Keseneci.   

Puantaj memuru, taş binadaki küçük pencerenin önünde dizilen ekibe bakıp yevmiye defterindeki isimlerin karşısına kalemle birer çentik attı.  Çıkışta bir çentik daha atılıp yevmiyeler tamamlanacaktı.  Lambaneye gidip lambalar alındı. Su bidonu ve malzemeler yedeklerin, gaz lambasını taşımak ustanın işiydi. Herkesin azık torbası kendisineydi.

Şimdi ocağa nereden gidecekleri konusunda Keseneci’nin kararı bekleniyordu.  Basınçlı hava ile gürültüyle açılıp kapanan demir kapıdan içeri girerlerse kestirmeden gideceklerdi ama bu kez de uzun bir bacadan yukarı emekleyerek tırmanmaları gerekecekti. İşe başlamadan önce terlemek olmazdı. “Kuvvetimizi işe saklayalım, dışarıdan gidersek temiz havada yürümüş oluruz”, dedi Keseneci.

Karar verilmişti. Diğer ekiplerle birlikte dereleri, tepeleri aşıp araziden yürüyerek gideceklerdi. Bacaağzına gidiş yolu engebeli olmasına rağmen, yol üzerindeki kahvehanelerde içilen demli çaylar ve üst üste yakılan sigaralar bu zorluğa değerdi. 

Öğle yemeği için yol üzerindeki bakkaldan kumanya alıp kapısında üç burgulu koçbaşı bulunan kahveden içeri girdiler. Selamlar alınıp verildikten sonra demli çaylar eşliğinde sigaralar birbiri ardına eklendi. Yan masalardan kendilerine bakıp fısıltı halinde konuşulan konuyu tahmin edebiliyorlardı. Bugün her zamanki gibi sıradan bir gün değildi. Zaman kaybetmeksizin yola koyuldular.  

Muzır Tefrika hakkında:

“Muzır Tefrika: Çeşitliliğin Dijital Öyküleri” projemiz, CultureCIVIC: Kültür Sanat Destek Programı kapsamında Avrupa Birliği desteğiyle muzir.org’da hayata geçiyor. Sekiz yazar ve çizerden; toplumsal cinsiyet eşitliği, kültürel çoğulculuk ve ifade özgürlüğü temalarında dijital öyküler, illüstrasyonlar ve sesli içerikler paylaşacağız.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin