Yeni e-dergimiz #Haftalık, her hafta bir gazeteci ve bir karikatüristin ortak çalışmasıyla gündemin nabzını tutuyor. Basın Evi Destek Projesi (BEDA) desteğiyle hayata geçen bu çalışma, tam 19 hafta boyunca her pazartesi muzir.org adresinde yayınlanacak. Haftanın en çarpıcı gelişmelerini hem kalemden hem de çizgiden okumak için yedinci sayımızı inceleyebilirsiniz.
Hazırlayanlar: Gazeteci İbrahim Türk ve Karikatürist Yetkin Gülmen.
Bu yayının içeriği tamamen yazarlar, çizer ve editörün sorumluluğundadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmayabilir.
Brezilya’da polis şiddeti soruşturmalarına erteleme
Brezilya’da savcıların polis kaynaklı ölümleri uluslararası standartlara uygun şekilde soruşturulmasını öngören 310 sayılı karar yürürlüğe girmedi çünkü Savcılıklar Ulusal Konseyi, 7 Mayıs 2026’dan itibaren uygulanması planlanan kararın yürürlüğe girmesini bir yıl erteledi.
Savcılıkların, önümüzdeki iki ay içinde konseyin kamu güvenliği komisyonuna uygulama planlarını sunması gerektiği açıklandı.
2025’te 6 bin 588 kişi polis müdahalelerinde hayatını kaybetti
310 sayılı karar, Brezilya’da polis şiddetine ilişkin tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde gündeme geldi. 2025 yılı, ülkede polis müdahalesiyle 6 bin 588 kişi hayatını kaybetmesiyle ölümler açısından kayıtlara geçen en ölümcül yıl oldu.
Bu ölümler arasında, 28 Ekim 2025’te Rio de Janeiro’daki düşük gelirli bir mahallede düzenlenen operasyonda yaşamını yitiren 117 genç erkek de yer aldı. Aynı operasyonda beş polis memuru da öldü.
Operasyonun ardından Rio de Janeiro’da polis baskınına karşı gösteriler düzenlendi.

Karar ne getiriyor?
Amerikalılar Arası İnsan Hakları Mahkemesi ve Brezilya Yüksek Mahkemesi, polis tarafından gerçekleştirilen öldürmelerde soruşturmaları savcıların yürütmesi gerektiğini ortaya koydu. 310 sayılı karar da bu sürecin nasıl işleyeceğini ayrıntılandırdı.
Karar, savcılara delillerin muhafaza zincirini ve olay yerini koruma sorumluluğu verdi. Adli incelemelerin bağımsız şekilde yürütülmesini de temel maddeler arasına aldı.
Karar ayrıca mağdur ailelerinin soruşturmalara ilişkin güncel bilgiye erişmesini güvence altına aldı.
Sivil polis dernekleri karara karşı çıktı
Brezilya’daki polis dernekleri, polis şiddetine ilişkin dosyaların polis tarafından soruşturulmasını savunarak savcıların yürütmesine karşı çıktı.
Human Rights Watch ise Brezilya’da polis kaynaklı ölümlerle ilgili çok sayıda soruşturmada ciddi eksiklikler bulunduğunu belirtti. Örgüt, bazı soruşturmalarda olay yeri incelemesi yapılmadığını, öldürmeye karışan tüm polislerin ifadesinin alınmadığını ve polis olmayan görgü tanıklarının dinlenmediğini aktardı.
“Üniforma hesap vermeye engel olmamalı”
İnsan hakları örgütleri, Brezilya’nın çatışmaları derinleştiren kamu güvenliği politikalarından vazgeçmesi ve hem halkı hem de polisleri koruyan uygulamalara yönelmesi gerektiğini belirtti.
Örgütlere göre bu adımların başında polis ihlallerine ilişkin bağımsız soruşturmalar geldi.
Hak örgütleri, savcılıkların 310 sayılı kararı gecikmeden uygulaması gerektiğini vurguladı. Örgütler, polis tarafından gerçekleştirilen her öldürmenin koşullarının kamuoyuna açıklanması gerektiğini ifade etti. Hukuku ihlal eden kamu görevlilerinin, üniforma taşısalar da hesap vermesi gerektiğini belirtti.
Burkina Faso’da “dezenformasyon” suçlaması medyaya baskı
Burkina Faso’da askeri yönetim, 5 Mayıs’ta aldığı kararla Fransız yayıncı TV5Monde’u “dezenformasyon” ve “terörizmi övmek” suçlamasıyla yayınlarını askıya aldı.
Karar, TV5Monde’un Burkina Faso ve komşu Mali’deki İslamcı silahlı gruplara ilişkin haberleri gerekçe gösterilerek alındı. Burkina Faso’da 2024 yılında da iki kez askıya alınan TV5Monde, benzer suçlamalar nedeniyle Mali’de yayıncılık faaliyetlerini sürdüremiyor.

Karikatürde üniformalı, kırmızı bereli bir askerî figür önde duruyor; yanında takım elbiseli, terli ve çekingen görünen küçük bir adam var. Büyük konuşma balonunda asker sert ve alaycı bir tonda “tevebbeş mondee” diye küçümsediği bir şeyi “terör övücülüğü” olarak suçlayıp bunun kişinin kendi sonunu hazırlayacağını söylüyor. Küçük adam ise korkulu bir ifadeyle “Olacak efenim, ha gayret…” diye boyun eğici bir cevap veriyor.
Cunta medyaya baskıyı artırdı
Yasak, Burkina Faso’da askeri yönetimin bağımsız medyaya ve muhalif seslere yönelik baskılarının son örneği oldu. Cunta, 2022’de darbeyle iktidara geldikten sonra bağımsız medya kuruluşlarını askıya aldı, sivil toplum örgütlerini dağıttı, siyasi çoğulculuğu sınırladı ve eleştirmenler hakkında hukuki süreçler başlatmıştı.
İnsan hakları örgütlerinin raporlarına göre askeri yönetimin gazetecileri, siyasi muhalifleri, sivil toplum üyelerini ve yargıçları hedef alındı. Ayrıca raporlarda, çok sayıda kişi hukuka aykırı biçimde askere alındığına, zorla kaybedildiği ya da keyfi olarak gözaltına alındığına değiniliyor.
İşkence gördüğü iddia edilen gazeteci Atiana Serge Oulon da Haziran 2024’ten beri nerede olduğu bilinmiyor.
“Burkina Faso propaganda makinesine dönüştü”
İnsan hakları savunucusu Alioune Tine, “Burkina Faso bir propaganda makinesine dönüştü” dedi. Tine, Askeri yönetimin yarattığı medya boşluğuyla birlikte ülkede hükümetin kamusal tartışma üzerindeki kontrolü arttığını vurguladı.
Türkiye’de de “dezenformasyon” baskısı
Burkina Faso’daki bu tablo, “dezenformasyon” suçlamasının medya ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskıyı artırmak için nasıl kullanılabildiğini gösterdi. Benzer bir tartışma Türkiye’de de yaşanıyor.
Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), Türkiye’de “dezenformasyon yasası” olarak bilinen TCK 217/A maddesinin gazetecilere karşı kullanılmasını kınadı ve yasanın kaldırılması çağrısı yaptı.
IFJ’ye göre, yasa yürürlüğe girdikten sonra en az 83 gazeteci hakkında 114 kez “dezenformasyon” suçlaması yöneltildi. Örgütler, belirsiz ifadeler içeren bu tür düzenlemelerin gazeteciliği suç haline getirdiğini ve halkın haber alma hakkını zayıflattığını vurguladı.
İnsan hakları örgütleri, Burkina Faso halkının bilgi alma hakkı olduğunu belirterek TV5Monde yasağının kaldırılması, bağımsız medyaya yönelik baskıların son bulması ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınması çağrısı yaptı.
Colorado’da LGBTQ+’lara yeni güvence
ABD’nin Colorado eyaleti, LGBTQ+ gençleri hedef alan dönüşüm terapisine karşı mevcut yasağını güncelledi. Colorado Genel Meclisi’nin kabul ettiği HB26-1322 sayılı yasa, hem dönüşüm terapisi yasağını korudu hem de bu uygulamadan zarar görenlerin dava açabilmesi için süreyi uzattı.
Colorado’daki yeni düzenleme, lisanslı ruh sağlığı uzmanlarının reşit olmayan danışanlara cinsel yönelim ya da cinsiyet kimliği konusunda önceden belirlenmiş bir sonucu dayatmasını yasakladı. Buna göre bir terapist, bir çocuğu ya da genci herhangi bir kimliğe yönlendiremeyecek.

Yüksek Mahkeme kararından sonra yasa güncellendi
Düzenleme, ABD Yüksek Mahkemesi’nin Chiles v. Salazar kararının ardından geldi. Yüksek Mahkeme, 31 Mart’ta verdiği kararda dönüşüm terapisinin güvenli ya da etkili olduğunu söylemedi. Mahkeme, Colorado’nun önceki yasasında ifade özgürlüğü açısından sorun gördü.
Mahkemeye göre önceki yasa, konuşma terapisi kapsamında terapistin ifade ettiği görüşe göre müdahale içeriyordu. Colorado yönetimi bunun üzerine yasağı yeniden düzenledi ve metni “bakış açısı bakımından tarafsız” hale getirdi. Böylece yasak belirli bir görüşü değil, çocuklara ve gençlere zarar verebilecek mesleki uygulamayı hedef aldı.
Hayatta kalanlara dava açmak için daha fazla süre
Yeni yasa, dönüşüm terapisine maruz kalan kişiler için hesap sorma imkanını da genişletti. Colorado, bu uygulamayı yapan lisanslı terapistlere karşı açılabilecek tıbbi hata davalarında zamanaşımı süresini uzattı.
Hak örgütleri, dönüşüm terapisine maruz kalan kişilerin yaşadıkları zararı fark etmelerinin ve travmayla yüzleşmelerinin yıllar sürebildiğini vurguluyor. Bu nedenle yeni düzenleme, hayatta kalanlara adalet aramak için daha uzun süre tanıyor.
One Colorado İcra Direktörü Nadine Bridges, yasanın hayatta kalanlara iyileşmek ve adalet aramak için gerekli zamanı verdiğini söyledi. National Center for LGBTQ Rights Hukuk Direktörü Shannon Minter ise Colorado’nun Yüksek Mahkeme kararının ardından hızlı hareket ederek gençleri koruyacak bir düzenleme yaptığını belirtti.
“Bu uygulamalara son verirsek gençlerin hayatını kurtarırız”
The Trevor Project Hukuk ve Politika Kıdemli Direktörü Casey Pick, dönüşüm terapisini “çürütülmüş uygulamalar” olarak nitelendirdi. Pick, yeni yasanın hem gençleri koruyacağını hem de dönüşüm terapisi uygulayan ruh sağlığı uzmanları açısından caydırıcı olacağını söyledi.
The Trevor Project’in verilerine göre Colorado’da yaşayan LGBTQ+ gençlerin yüzde 41’i geçtiğimiz yıl ciddi biçimde intihar girişiminde bulunmayı düşündüğünü bildirdi. Aynı rapora göre gençlerin yüzde 14’ü dönüşüm terapisiyle tehdit edildi ya da bu uygulamaya maruz bırakıldı.
Araştırmalar, dönüşüm terapisine maruz kalan LGBTQ+ gençlerin intihar girişiminde bulunma riskinin iki kattan fazla arttığını gösteriyor. Casey Pick, “Veriler bundan daha açık olamaz. Bu sahte uygulamalara son verirsek gençlerin hayatlarını kurtaracağız” dedi.
Türkiye’de transların sağlık hakkı engellerle karşılaşıyor
Colorado’da LGBTQ+ gençleri zararlı uygulamalardan koruyan düzenleme hayata geçerken, Türkiye’de transların sağlık hakkına erişimde yaşadığı engeller tartışılıyor.
Hormon Hakkım Kolektifi, transların hormon tedavisine erişimde karşılaştığı kısıtlamalara karşı bilgi edinme ve dilekçe hakkını kullanmak istedi. Kolektifin CİMER üzerinden yaptığı başvurular sonuçsuz kaldı. Sağlık Bakanlığı’na doğrudan dilekçe verme girişimi ise 20 Nisan’da polis tarafından engellendi.

Kolektif, hormon ilaçlarına erişimde son dönemde yeni kısıtlamalar yaşandığını belirtti. Bunlar arasında hormon ilaçlarının yalnızca e-reçete ile yazılması, tedarike kota getirilmesi, 21 yaş altındaki kişilere cinsiyet uyum süreci kapsamında hormon reçete edilmesinin yasaklanması ve F64 tanı koduyla reçete yazılmasının fiilen engellenmesi yer aldı.
Hak savunucuları, aynı ilaçların farklı tanı kodlarıyla reçete edilebildiğini, ancak F64 koduyla reddedildiğini belirtti. Bu durumun kimlik temelli ayrımcılığa işaret ettiğini savunan kolektif, uygulamayı “algoritmik engelleme” olarak tanımladı.
Kolektife göre bu engeller, transların sağlık hizmetine erişimini fiilen ortadan kaldırıyor. Bilgi edinme başvurularının yanıtsız bırakılması ve dilekçe hakkının engellenmesi de hak arama yollarını kapatıyor.
Colorado’da kabul edilen yasa, LGBTQ+ gençleri zararlı uygulamalardan korumayı ve hayatta kalanlara adalet yolu açmayı hedefliyor. Türkiye’de ise transların hormon tedavisine erişimde yaşadığı engeller, sağlık hakkı, ayrımcılık yasağı ve dilekçe hakkı açısından hak ihlali tartışmalarını büyütüyor.






Bir Cevap Yazın