“Hava borusuna bağlanan katırın sesten ürkerek yekinmesiyle hava borusunun ek yerleri gevşedi. Şimdi galeri alarm sesini andıran bir sesle çınlıyordu. Seyisin katırı alarm sesinden ürkerek şahlanınca, köpek de bacadan yukarı kaçmaya çalıştı. Seyis, şahlanan katırın yularından tutarken, yedeklerin yürekleri ağızlarına gelmişti.”
Ama yine de kendilerini rahatsız eden bir duyguyu içlerinde saklı tutuyorlardı. Her an karanlığın derinliklerinden bir ses duyulur, enselerinde kuvvetli bir nefes hissedebilirlerdi. Azık torbalarını ve malzemeleri hava borusuna telle bağlayıp malzeme ambarından kazmayı, küreği ve basınçlı hava ile çalışan kazı aletini çıkardılar. Malzeme vagonlarını çeken katır, gece vardiyasının katırı gibi direnip ilerlemeyince dizginleri zorladı Seyis. Keseneci ve ekibi de katırın ileriye gitmeyip direnmesini hayretle izledi. Vagonları, katırın koşumlarından kesip, ağaç malzemeleri hep birlikte malzeme makasına değin dayandılar.
En önde Keseneci, onun arkasında Hoca ve en arkada yedekler vardı. Seyis ve yedekler olanı biteni merakla izliyorlardı. Hoca içinden dualar mırıldanıp; “Hazreti Süleyman aşkına Ya Sahip! Ya Habib! Ya Seydi!” diye saygı, sevgi ve yücelik ifade eden Arapça kelimeleri yüksek sesle bağırıyor, sesi, eski galerinin duvarlarından bir ayin havasında yankılanıyordu. Galerinin duvarları cami duvarları gibi büyülü yakarışlarla buluşunca Seyis ve yedekler de Hoca’ya eşlik etmeye başladılar. Şimdi, karanlık bir galeride kendi seslerinin yankılarından etkilenen kendilerinden başka kimsenin bilemeyeceği büyülü bir ayinin içindeydiler.
Malzeme direklerinin arasında hafif bir kıpırdanma olunca, lambasını sallayıp Hoca’nın ayinini durdurdu Keseneci. Lambasını karanlıktaki cisme doğru yönlendirince malzeme ambarına yansıyan kocaman bir köpek silueti ile karşılaştılar. Siluet, yürüyüp yaklaştıkça kapkara bir köpek olarak gelip durdu Kesenecinin yanında. Karanlıktaki köpeğin siyah tüylerini baret lambalarının ışıkları dahi aydınlatamıyordu. Yanlarına yaklaşan köpek, kuyruk sallayıp mızıldanmaya başlayınca hayvanın acıktığını anladı Keseneci. “Hayvan çok acıkmış; ekmek, su verin çocuklar!” diye yedeklerine seslendi. Bu çevrede görmedikleri evcil bir köpekti. Hoca’ya göre ise, köpek kıllığına girmiş bir şeytandı o… Hâlâ okuyup üflemeye devam ediyordu.
Keseneci köpeği okşayıp, göçüğü yakından görmek için ileriye doğru yöneldi. Ama ileri gidemedi. İrkildi. Gece vardiyasındaki ekibin dediği gibi, gerçekten de ileride iki parlak göz kendisini gözetliyordu. Onların anlattıkları gibi her attığı adımda kendisinden uzaklaşmıyor, bulunduğu yerden fıldır fıldır ona bakıyordu. Tüm cesaretini toplayıp birkaç adım daha atınca miyavlama ile hırıltı arasında bir ses duydu. Ani bir reflekse irkilip geri dönmek isteyince bareti eski maden direklerine çarptı. Çarpmanın etkisiyle yerdeki su birikintisine tavandan düşen kömür posasının çıkardığı ses, tüm galeri boyunca yankılandı. Hava borusuna bağlanan katırın sesten ürkerek yekinmesiyle hava borusunun ek yerleri gevşedi. Şimdi galeri alarm sesini andıran bir sesle çınlıyordu. Seyisin katırı alarm sesinden ürkerek şahlanınca, köpek de bacadan yukarı kaçmaya çalıştı. Seyis, şahlanan katırın yularından tutarken, yedeklerin yürekleri ağızlarına gelmişti. Korkudan buram buram terleyen Hoca da yakarışlarına yüksek sesle devam edip; “Tanrım affet beni!” diye günahları için yalvarmaya devam ediyordu.
Gerideki kargaşa çoğalıp, Hoca’nın yakarışları yeniden yükselince, onlardan bir fayda gelmeyeceğini anladı Keseneci. “Artık iş başa düştü!” diyerek canlı olduğunu düşündüğü parlak iki gözün yanına doğru sürünerek gitmeye çalıştı. Ama bu şartlarda oraya kadar sürünerek gitmesinin tehlikeli olacağını düşünerek geriye döndü. Cinlerin, perilerin ocağı bastığından emindi Hoca. Keseneci’nin onlardan korkup geri kaçtığını düşündü.
Basınçlı hava hortumunu yanına alıp dizlerinin üzerinde sürünerek tekrar göçüğün içine girdi Keseneci. Önce göçüğün içini havalandırmalıydı. Eski direklerin arasına sıkışmış kapkara minik bir kedi yavrusuyla karşılaştı. Kedi yavrusunun hala yaşıyor olmasına sevindi. Yavruyu alıp göçükten dışarı çıkınca Hoca ve bacadan yukarı çıkamayıp geri dönen köpeğin dışındaki tüm ekip sevinmişti. Hoca’ya göre kedi kıllığına girmiş bir yaratıktı o. Onlardan uzak durulmasında her türlü hayır vardı. Yavru kedi, köpeği görünce huysuzlanıp Keseneci’nin elinden kaçmak istedi. O zaman Keseneci, siyah yavru kedinin ve köpeğin yeni delinen bacanın dışında yaptıkları kovalamacının göçük tabanda son bulduğunu anladı. Yeni delinen dik bacanın tamamı kaydırma oluklarıyla döşendiği için bacanın içine girer girmez olukların içinde kayarak aşağıya inmişlerdi. Hoca’nın şaşkın bakışları altında Keseneci, kedi yavrusuyla köpeği yanına alıp; “ocak sahiplerini dışarı bırakıp gelene kadar, arında posta kalmasın!” diyerek yola koyuldu. O gün bugündür, planlarda “Şimal Lağımı” olarak adlandırılan lağımın adı işçiler arasında “Kedi Lağımı” olarak anılmaya başladı.
- Lağım: Taş içerisinde sürülen galeri, anayol.
- Vardiya: Bir işyerinin kesintiye uğramadan akşam ve gece vardiyası şeklinde sürekliliği sağlayan çalışma sistemi.
- Şimal: Eski dilde kuzey anlamına gelir.
- Şimal Lağımı: Kuzey Lağımı anlamında kullanılmıştır.
- Vardiya Çavuşu: Madencilik eğitiminden geçmiş ehliyetli nezaretçi, ocak çavuşu.
- Şef: Tüm servisin tek sorumlu başçavuşu, baş nezaretçi.
- Baca: Kömür cevherini çıkarmak için alt ve üst kotlar arasında bağlantı yerleri, başyukarı.
- Keseneci: Taş veya kömür içinde sürülen galerilerde gündüz vardiyasında çalışan, yevmiyesinin dışında, her ay yaptığı ilerlemeden de prim alan tecrübeli usta.
- Bombacı: Yerelde barutçuya verilen ad.
- Hatim: Kuranı Kerim kitabını sonuna kadar okumak.
- Gaz lambası: Madenlerde grizuölçer fitilli bir emniyet lambası.
Muzır Tefrika hakkında:
“Muzır Tefrika: Çeşitliliğin Dijital Öyküleri” projemiz, CultureCIVIC: Kültür Sanat Destek Programı kapsamında Avrupa Birliği desteğiyle muzir.org’da hayata geçiyor. Sekiz yazar ve çizerden; toplumsal cinsiyet eşitliği, kültürel çoğulculuk ve ifade özgürlüğü temalarında dijital öyküler, illüstrasyonlar ve sesli içerikler paylaşacağız.







Bir Cevap Yazın