Yeni e-dergimiz #Haftalık, her hafta bir gazeteci ve bir karikatüristin ortak çalışmasıyla gündemin nabzını tutuyor. Basın Evi Destek Projesi (BEDA) desteğiyle hayata geçirilen bu çalışma, tam 19 hafta boyunca her pazartesi muzir.org adresinde yayınlanacak. Haftanın en çarpıcı gelişmelerini hem kalemden hem de çizgiden okumak için on ikinci sayımızı inceleyebilirsiniz.
Hazırlayanlar: Gazeteci Müberra Ünsal ve Karikatürist İdil Keysan. Bu yayının içeriği tamamen yazarlar, çizer ve editörün sorumluluğundadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmayabilir.
Özşen Madencilik işçileri direnişte
Edirne Uzunköprü’de eski Tekirdağ AKP İl Başkan Yardımcısı Bekir Kiremitçi’ye ait Kiremitçiler Grup bünyesindeki Özşen Madencilik işçileri, gasp edilen hakları için direnişe geçti. Madenciler bir yıldır mesai ücretlerini, Şubat’tan beri de maaşlarını alamıyor.
Emekli olan madenciler tazminatlarını alamazken işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin de alınmadığı ifade ediliyor. Üstelik bu süreçte 21 işçi de tazminatsız olarak işten çıkarıldı. Bu süreçte şirketin konkordato açıklaması da haklarını almayı bekleyen işçiler arasında endişe yarattı. İşçilerin talepleri net; haksız yere işten atılanların işlerine iade edilmesi, üç aydır ödenmeyen maaşların ödenmesi, bir yıldır ödenmeyen mesai ücretlerinin ödenmesi, emekli olan madencilerin tazminat haklarının yatırılması ve çalışma koşullarının işçi sağlığı ve güvenliği kurallarına uygun olarak iyileştirilmesi.
Bunlara karşılık olarak direnişteki Özşen Madencilik işçileri, sendikaları Bağımsız Maden-İş sosyal medya hesabından, Özşen Madencilik direnişinin sürdüğünü, “Patron Bekir Kiremitçi’ye sesleniyoruz: Madenci açken sana huzur yok!” açıklamasıyla, Kiremitçiler Grup önündeki giriş çıkışları kapattıklarını duyurdu.
Direniş, işçilerin kendilerini maden ocağına kapatıp açlık grevine girmesiyle devam ederken, yerin 1200 metre altındaki maden ocağına işçilerin sesini duyurmak için inen gazeteci dostumuz Umut Taştan’a ise şirket talimatıyla soruşturma açıldı. Aileler maden girişinde, şirket önünde nöbet tutarken işçiler maden ocağının içinde açlık greviyle direnişi sürdürüyor.
AB’den hayvanlar üzerinde kimyasal testlere son vermek için bir adım daha
Avrupa Komisyonu, kimyasal güvenlik testlerinde hayvan deneylerini sonlandırmak için yol haritası yayınladı.

Avrupa Komisyonu, kimyasalların değerlendirilmesinde hayvanların kullanılmayacağı bir geleceğin sinyallerini, “kimyasal güvenlik değerlendirmelerinde hayvan deneylerinin aşamalı olarak kaldırılmasına yönelik yol haritası” yayınlayarak verdi.
Bu gelişme; Dove ve The Body Shop gibi büyük küresel markaları, sivil toplum kuruluşlarını, politika yapıcıları ve bilim insanlarını bir araya getiren “Save Cruelty Free Cosmetics—Commit to a Europe Without Animal Testing” (Zulümsüz Kozmetik Kurun—Hayvan Deneylerinin Olmadığı Bir Avrupa Taahhüt Edin) adlı Avrupa Vatandaşları Girişimi’nin (ECI) ilerletilmesinde PETA İngiltere’nin (PETA U.K.) rol oynamasının ardından yaşandı.
PETA İngiltere bünyesindeki bilim insanları; uzman çalışma gruplarına katılarak, yol haritasına yön veren çalıştayların düzenlenmesine ve buralarda sunumlar yapılmasına yardımcı olarak sürecin başından beri yol haritasının şekillendirilmesinde rol aldılar. Yol haritası, PETA bilim insanlarının ve diğer uzmanların uzun süredir dile getirdiği şu gerçeği yansıtıyor: Hayvan bağımsız yöntemler, kimyasallara maruz kalmanın insan üzerindeki etkilerini hızlı, güvenilir ve doğru bir şekilde tahmin edebiliyor.
Yol haritası net bir hedef sunuyor. Avrupa Komisyonu, ilk kez Avrupa Birliği genelinde kimyasal güvenlik için yapılan hayvan deneylerini en son teknolojiye sahip, güvenilir ve ilgili hayvan bağımsız bilimsel yöntemlerle değiştirmeyi taahhüt etti. Bu adım; balıkların ölümcül toksisite testlerinde zehirlenmesini, hamile tavşanların tüplerle zorla kimyasallarla beslenmesini ve sıçanların kimyasalları solumaya zorlanmasını önleyecek. Avrupa Komisyonu, hayvanlar üzerindeki testlerin ikame edilmesi için zaman çizelgeleri belirledi ve önümüzdeki yıllarda değiştirilmesi planlanan bazı özel testleri işaretledi. Avrupa Birliği ayrıca, inovasyonu finanse etmeyi ve ilerlemeyi görünür kılarak Komisyon ile düzenleyici kurumları sorumlu tutacak daha büyük bir şeffaflık yaratmayı planlıyor.
Ne yazık ki yol haritası, aşılar ve gen tedavileri de dahil olmak üzere beşeri ve veteriner ilaçlarına yönelik bazı testler gibi, hayvanların kimyasal testlerdeki tüm kullanım alanlarını kapsamıyor. Ayrıca, sonraki adımları kimin finanse edeceği belirsizliğini koruyor ve yetersiz fonlama ilerlemeyi yavaşlatabilir. Yasal değişiklik için kesin bir zaman çizelgesinin bulunmaması da hayvan deneylerinin bir süre daha devam edeceği anlamına geliyor. Bu yol haritasına rağmen, düzenleyici kurumlar hayvan bağımsız yöntemlerin henüz “kabul edilebilir” olmadığını öne sürüyor ve hayvanlar üzerindeki testlerin devam etmesine izin veriliyor.
Bu nedenle, yol haritasının yayınlanması sadece bir başlangıç. Şimdi, (tıpkı Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı gibi kimyasalları denetleyen) Avrupa Kimyasallar Ajansı gibi tüm sorumlu Avrupa devlet kurumlarının hızlı ve kararlı bir şekilde hareket etmesi gerekiyor. PETA bilim insanları; bilimsel uzmanlıklarını, teknik çözümlerini ve hayvanlar için gerçek bir değişim sağlama taahhütlerini sunarak yardıma hazır bekliyor.
Avrupa Birliği, hayvanlar için ileriye doğru büyük bir adım atma taahhüdünde bulundu. Ancak burada, Amerika Birleşik Devletleri’nde, ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA); güneş kremleri, diş macunları ve regl ürünleri gibi günlük ürünler için, en son teknolojiye sahip, hayvansız test yöntemleri mevcut olmasına rağmen, hayvan deneylerini şart koşma konusunda geri adım atmıyor.
İltica krizi sürüyor: siyasi mülteciler geri gönderme tehlikesiyle karşı karşıya
Ahmet Tabu ve Mehmet Agit Bağdu, Türkiye’de haklarında açılan davalar nedeniyle iltica etmek üzere İsviçre’ye gitmek zorunda kalan Kürt siyasi mülteciler. 29 Mayıs’ta göçmen kimliğinin süresini uzatmak üzere Frauenfeld kentindeki göçmenlik ofisinde gözaltına alınan Ahmet Tabu ve havalimanı cezaevinde tutulan Mehmet Agit Bağdu, maruz kaldıkları hak ihlallerine karşı açlık grevinde. Ahmet’in ailesi, kendisinden 2 gün boyunca haber alamadı. Tabu ailesi, Ahmet için endişelendiklerini belirterek bir an önce serbest bırakılmasını istedi. Gözaltında, Evrensel Gazetesinden Elif Ekin Saltık’a konuşan Ahmet ve Mehmet, kesinleşmiş hapis cezalarının olduğunu belirterek, İsviçre hükümetinin uluslararası mülteci hukukunu hiçe sayarak kendilerini ateşe attığını vurguladı. Mehmet Agit Bağdu, Türkiye’ye iade edilirlerse doğrudan havalimanında tutuklanacağını belirtirken, Ahmet Tabu ise, Türkiye’de dört buçuk yıl hapis yattığını ve hakkında ekstra dosyalar açıldığını, üç yıldır ise iltica dosyasının beklediğini söyledi.

Benzer bir durumu Kürt trans aktivist Bella Demhat, İsveç’e yaptığı iltica başvurusunun reddedilmesi ile yaşadı. Demhat, iltica başvurusunun reddedilmesinin ardından gözaltına alındı. İltica başvurusunun reddedilmesine gerekçe olarak “Türkiye’nin LGBTİ+’lar için güvenli bir ülke olduğu” öne sürülürken, Türkiye’de 2026 yılının ilk altı ayında basına yansıyan haberlere göre trans mahpus Poyraz Esen şüpheli bir şekilde hapishanede hayatını kaybetti, bir trans Mersin’de yaşadığı baskılara dayanamayarak hayatına son verdi, yine bir LGBTİ+ kaldığı öğrenci yurdunda şüpheli bir şekilde öldü. Geçtiğimiz günlerde EMEP İstanbul Milletvekili Sevda Karaca, LGBTİ+ mahpusların hapishanelerde yaşadığı psikoloji baskı ve intihara zorlanmalarını Meclis gündemine taşımıştı.
Kürt trans aktivist Bella Demhat, halen Geri Gönderme Merkezi’nde tutuluyor.
İltica talepleri özellikle siyasi mülteciler için kriz olmaya devam ediyor.






Bir Cevap Yazın