son haberler
kÖŞE YAZISI

Ölüm her şeyi affeder mi?
Seran Vreskala yazdı, Cansu Gürsu resmetti.
Bu dize iki şey söylüyor aynı anda: ölüm bir son değil, aynı zamanda geride kalanların altında ezildiği bir ağırlık… Marmara’nın hayatını kendisinin sonlandırdığı bir şair olduğu düşünülünce, epigraf salt bir alıntı olmaktan çıkıyor, yazının ta kendisi oluyor. Ölülerin arkasından konuşmak, hâlâ toplumun en büyük tabularından biri…

Yaşamı savunmanın neresi suç?
Ceren Yakıcı yazdı, Cansu Gürsu resmetti.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17 Mayıs Derneği’ne açtığı dava, bilirkişi raporlarının aksine LGBTİQ+ yayınlarını “genel ahlak” üzerinden suç sayarak yargısal baskıyı yeni bir evreye taşıyor. Türkiye’deki yüksek yapısal damgalama ve “kutsal aile” retoriği, azınlık stresi teorisiyle paralel olarak öznelerin psikolojik iyilik halini ve yaşam haklarını sistematik şekilde sarsıyor.

Ne kent iyileşir ne insan, ikisi de yaralarıyla ayakta…
Simge Ünyay yazdı, Suzan Kıryaman resimledi.
“Deprem sonrası depremi yaşayan kentlerde hala yaşamını devam ettirmeye çalışanlarda çok sık duyduğum bir cümle var: “Bu şehir bize yabancı gibi.” Bu cümleyi duyduğumda ameliyat sonrası 14 platin takılan elim ve kolum gözümün önüne geliyor. Sanki bana ait değil de yabancı bir cisim gibiydi. Bedenim hala iyileşmeye devam ediyor peki ya kent, o da iyileşip eskisi gibi olacak mı?”
Röportaj
“Suyuna gitmek yerine suyu bulandırmayı seçtim”
Nuri Harun Ateş, müzikten yalnızlığa, sahnedeki çıplaklığından kimlik mücadelesine uzanan sarsılmaz hakikatini tüm şeffaflığıyla Özlem Akbudak’a anlattı.
Karanlığın Ay Tarafı-III: Rüya Gibi Bir Cinayet
Muzır Tefrika’nın yeni öyküsü Elçin Poyrazlar’ın kaleminden “Karanlığın Ay Tarafı”. Öyküye Eda Uzunlar’ın illüstrasyonları eşlik ediyor. Öykünün üçüncü tefrikası yayımda!
“Halil bir adamın parmağı, gözü ve çükünü hatırat gibi koparmış, eve getirmişti. Torbanın içinde pahalı marka takım elbisesi kanlar içinde uzuvlara yatak görevi yapıyordu. Halil! Ah Halil!”
Muzır konular







