22.04.2025, Salı
Saraçhane eylemlerine katılan İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü ikinci sınıf öğrencisi A. anlatıyor. Gökçe Akgöl’ün haberi.

İstanbul Üniversitesi öğrencileri, 19 Mart’tan.
İmamoğlu’nun gözaltına alındığı 19 Mart’tan bugüne sadece işini yapmaya çalışan gazeteciler alanda darp edildi, biber gazı ve plastik mermiden zarar gördü, evleri basıldı. Gözaltı ve yargılamalar da cabası…
Gökçe Akgöl’ün gazetecilik bölümü öğrencilerine yaşananları sorduğu dosyada bugün Saraçhane eylemlerine katılan İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Bölümü ikinci sınıf öğrencisi A. anlatıyor:
“19 Mart günü İstanbul Üniversitesi’nde sıra arkadaşlarımızla birlikte olaylara tepki göstermek ve sesimizi duyurmak adına ana kapıya yürümek isterken önümüze çıkan polis barikatını yıktık. Şimdi görüyorum ki yıktığımız, bir polis barikatından ziyade mevcut rejimin yarattığı korku imparatorluğunun bir duvarıymış. O günden bugüne birçok arkadaşımız anayasal hakkını kullanarak eylemlere katıldığı için polisin orantısız şiddetine uğradı ve haksızca gözaltına alınarak tutuklandı. Kız arkadaşlarımız gözaltında tacize uğradı ve ülkemizde yapıldığı yetkililerce inkâr edilen çıplak aramaya maruz bırakıldı”
“Tek istediğimiz yargısı adil ve bağımsız bir ülkede yaşamak”
A. Türkiye’nin her yerinden, özellikle de öğrencilerden yükselen sesin ortaklığına dikkat çekiyor: “Hak, hukuk, adalet!”
“Bize dayatılan bu sistem; her çarkı bozulmuş, bütün değerlerini yitirmiş, çürümüş ve neresinden tutsanız elinizde kalan bir düzene hizmet ediyor. Ve bugün susarsak belki de bir yarınımız olmayacak. Biz bu düzene hizmet etmeyeceğiz ve bunun için şimdi haykırmak zorundayız, çünkü geleceği biz kuracağız” diyen A., eylemlerde tutuklanan, özgürlükleri ve eğitim hakları ellerinden alınan tüm arkadaşlarının serbest bırakılmasını istiyor: “Tek istediğimiz anayasal haklarımızı kullanmak, yargısı adil ve bağımsız bir ülkede yaşamak.”
“Susmayan gazeteciler umut veriyor”
A., gazetecilere yönelen baskı ve gözaltıların kendisini korkutmadığını söylüyor: “Mevcut rejim medyayı her ne kadar tekeline almaya çalışsa da susmayan ve korkmayan gazetecilerin varlığı bana hep umut veriyor. Bugün tüm yaşananlara, uğradığı şiddete, sansüre ve baskılara rağmen ayakta duran cesur gazeteciler gibi halkın sesini duyurmaktan ve doğru bildiğimi söylemekten hiçbir zaman çekinmeyeceğim.”





Bir Cevap Yazın