Gökçe Akgöl, Saraçhane protestolarını takip eden gazetecilerin bir ayını takvimlendirdi. 19 Mart’tan yarın İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde gerçekleşecek 8 gazetecinin gazeteci olduğunu ispat etmeye çalışacağı davaya dek tüm süreci sürece dair bir özet.

Görsel: 18 Nisan Cuma günü Çağlayan Adliyesi’nde gazeteci olduğunu ispat için yargılanacak gazeteciler, Haberin Var Mı İnisiyatifi’nin hazırladığı afişten bir kesit
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart’ta “yolsuzluk” ve “terör” suçlamalarıyla gözaltına alınması, tüm ülkede büyük yankı uyandırdı. Gözaltının siyasi saiklerle gerçekleştiğini düşünen binlerce kişi, Türkiye’nin dört bir yanında protestolar düzenledi. En az 65 ilde farklı büyüklüklerde eylemler yapılırken; İstanbul’da en az 700, Ankara’da 400’den fazla, İzmir’de yaklaşık 450 ve Kocaeli’de en az 100 kişi gözaltına alındı. Ülke genelinde toplam gözaltı sayısının iki bine yaklaştığı ifade ediliyor.
19-25 Mart tarihleri arasında düzenlenen protestolarda 1.418 kişi gözaltına alındı. Bu kişilerin arasında 301 öğrencinin tutuklandığı bildirildi.
Basın emekçileri de hedefteydi
İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından başlayan gösteriler sırasında güvenlik güçlerinin sert müdahalesi sadece protestocuları değil, haber takibi yapan gazetecileri de doğrudan etkiledi. Üstelik gazetecilerin çalışma koşullarını kısıtlamaya yönelik uygulamalar sadece olay yerinde değil, daha sonra evlerine kadar uzanan bir baskı sürecine dönüştü.
21 Mart: İstanbul’da gazetecilere sert müdahale
21 Mart’ta İstanbul’da yapılan gösterilerde çok sayıda gazeteci polis şiddetine maruz kaldı. Anadolu Ajansı muhabiri Hakan Akgün, AFP’den Yasin Akgül, Reuters’tan Dilara Şenkaya, Bianet’ten Ali Dinç, İlke TV adına görev yapan Eylül Deniz Yaşar, bağımsız foto muhabiri Kemal Aslan ve serbest gazeteci Rojda Altıntaş, darp edildi ve plastik mermilerle yaralandı. Aynı gün, Özgür Gelecek çalışanı Yusuf Çelik de güvenlik güçlerinin sert müdahalesine uğrayanlar arasındaydı.
Basın sendikaları, gazetecilerin mesleki kimliklerini açıkça beyan etmelerine rağmen şiddete maruz kaldığını, ekipmanlarının zarar gördüğünü ve bazılarının hedef alınarak plastik mermiyle vurulduğunu duyurdu.
22 Mart: Şiddet yayılıyor
22 Mart’ta Nefes Gazete muhabiri Egemen İsar ve gazeteci Rıfat Kırcı da İstanbul’daki eylemleri takip ederken polis şiddetine uğradı. Her iki gazeteci de darp edildi.
23 Mart: Saraçhane’de polis müdahalesi zirve yaptı
Saraçhane’deki gösterilerde BirGün muhabiri Ebru Çelik, gazeteci olduğunu söylemesine rağmen polisler tarafından bir otelin önünde hedef alındı. Yüzüne yakın mesafeden biber gazı sıkılan Çelik, yere düştüğünde tekmelendi. Gaz maskesi çıkarıldıktan sonra bir kez daha gazlı müdahaleye maruz kalan Çelik, zor da olsa kendini bir otele atarak korunmaya çalıştı.
Aynı protestoda görev yapan BirGün çalışanı Deniz Güngör de benzer şekilde saldırıya uğradı. Plastik mermiyle vurulan ve biber gazına maruz kalan Güngör, defalarca gazeteci olduğunu belirtmesine rağmen darbedildi. Güngör, bir kahvehaneye sığınarak şiddetten kaçabildi. DİSK Basın-İş, her iki gazetecinin copla darp edildiğini ve ağır şiddete uğradığını açıkladı.
24 Mart: Gözaltıların sayısı artıyor
24 Mart’ta İstanbul ve İzmir’de toplam 11 gazeteci gözaltına alındı. İstanbul’da 8, İzmir’de ise 3 gazeteci, protestoları takip ettikleri sırada polis müdahalesiyle karşılaştı.
Saraçhane ve üniversite protestolarını takip eden AFP foto muhabiri Yasin Akgül, Now Haber muhabiri Ali Onur Tosun, foto muhabiri Bülent Kılıç, gazeteci Zeynep Kuray, İBB foto muhabiri Kurtuluş Arı, Bakırköy Belediyesi foto muhabiri Gökhan Kam ve muhabir Hayri Tunç, 25 Mart’ta “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla tutuklandı. Avukatlarının itirazı üzerine 27 Mart’ta serbest bırakıldılar.
Sendika.Org muhabiri Zişan Gür ise 25 Mart gecesi gözaltına alındı. Saraçhane’deki eylemleri takip ederken polis müdahalesine maruz kalan Gür’ün gözaltında burnu kırıldı. 26 Mart’ta adli kontrolle serbest bırakıldı.
Gazetecilerin evlerine operasyonlar başladı
Saraçhane gösterilerini izleyen bir başka gazeteci, Emre Orman’ın evi 24 Mart günü polis tarafından basıldı. Orman o sırada evde olmadığı için gözaltına alınmadı. Ancak hakkında yakalama kararı çıkarıldı. 27 Mart’ta emniyete gidip ifade verdikten sonra serbest bırakıldı.
İzmir’de de gazeteciler gözaltına alındı. 24 Mart’ta gerçekleştirilen ev baskınları sonucunda BirGün yazarı Barış İnce ve foto muhabiri Murat Kocabaş gözaltına alındı. Her iki isim de 27 Mart’ta serbest kaldı. Aynı şekilde 25 Mart’ta protestoları takip ederken gözaltına alınan gazeteci ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Yağız Barut da 27 Mart’ta serbest bırakıldı.
26 Mart: Yabancı basın da hedefte
BBC News muhabiri Mark Lowen, 26 Mart’ta İstanbul’da gözaltına alındı ve bir gün sonra, 27 Mart sabahı Türkiye’den sınır dışı edildi.
Aynı gün gözaltına alınan İsveçli gazeteci Joakim Medin ise tutuklanarak cezaevine gönderildi.
28 Mart: Gözaltılar sürüyor
28 Mart sabahı Ayvalık’ta gerçekleştirilen operasyonlarda, Evrensel muhabiri Nisa Sude Demirel, Etkin Haber Ajansı muhabiri Elif Bayburt ve gazeteci-çevirmen Çiğdem Öztürk gözaltına alındı. Üç gazeteci de ertesi gün adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Son olarak yarın İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde Saraçhane protestolarını takip eden gazeteciler Bülent Kılıç, Kurtuluş Arı, Yasin Akgül, Zeynep Kuray, Gökhan Kam, Ali Onur Tosun, Emre Orman ve Hayri Tunç gazeteci olduklarını mahkeme önünde ispat etmeye çalışacak!
Yaşanan bu gelişmeler, Türkiye’de basın özgürlüğü üzerindeki baskıların ulaştığı boyutu bir kez daha gözler önüne serdi. DİSK Basın-İş, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ve pek çok basın örgütü, gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle şiddete uğramasını ve gözaltına alınmasını sert sözlerle kınadı. “Gazetecilik suç değildir” vurgusu yeniden gündemin merkezine oturdu.





Bir Cevap Yazın