Tarih, uzun yüzyıllar boyunca sadece savaşları, antlaşmaları ve yönetenleri kaydetmeyi “hafıza” saydı. Kadınların evlerde, daktilo başlarında, atölyelerde ya da sokaklarda ürettiği emek ise resmi arşivlerin tozlu raflarına dahi alınmadan “özel alanın sessizliğine” terk edildi.

Geleneksel arşivcilik anlayışı, kadınların bıraktığı izleri saklanmaya değer birer “tarihsel belge” olarak görmediği için; kadınların sanat, edebiyat ve politika sahnesindeki varlığı kuşaktan kuşağa aktarılan bir hafızaya dönüşemedi. Her yeni kadın kuşağı, sanatta veya siyasette kendisinden önceki öncüllerinin izini süremediği için, mücadeleye neredeyse “sıfırdan” başlamak zorunda bırakıldı.

1930’lu yıllarda İstanbul’daki odasından Hollywood’a senaryolar gönderen Necile Tevfik, işte bu görünmez kılınan kuşağın en çarpıcı örneklerinden biri.

Bugün Necile Tevfik’in hikayesine bakmak ise tam da bu sistemsel unutturmaya karşı durmak anlamına geliyor. Bu sessizliği kırmak ise tarihin sayfalarından önce, bir sokak köşesinde başlıyor.

Çünkü Necile Tevfik’in arşivi mucizevi bir tesadüfle gün yüzüne çıkıyor…

Aslı Davaz, Necile Tevfik Arşivi Açıklamalı Kataloğu (1924-1954) isimli kitabında bu tesadüften bahsediyor. Vefat eden bir kadının evinden çıkarılıp çöpe atılmak üzere apartman kapısının önüne bırakılan kağıtları toplayan bir eskici, bir karton evrak dosyasını da yanına alıyor… Dosya bir eskiciden Fatih’teki bir sahafa, sahaftan ise feminist araştırmacıların takibiyle Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’na ulaşıyor. Sokak köşesinde bir çöp kamyonuna yüklenmek üzere olan o karton kutu 1999’da o kütüphaneye ulaşmamış olsaydı; bugün 1930’larda İstanbul’da daktilosunun başında duran o kadının sesini hiçbirimiz duyamayacaktık. 

Peki, apartman kapılarının önünde, çöp konteynerlerinde ya da sahaf depolarında kaybolup gittiği için bugün adını hiç bilmediğimiz daha kaç Necile Tevfik var?

Görselde, 1920'ler veya 1930'lar modasını yansıtan kloş tarzı açık renkli şık bir şapka ve yakası kürk detaylı koyu renk bir palto giymiş Necile Tevfik'in sepya tonlarında vintage bir portre fotoğrafı yer almaktadır. Doğrudan objektife bakan kadının dalgalı koyu saçları omzuna dökülmekte, yüzünde sakin ve kendinden emin bir ifade görülmektedir. Fotoğrafın yüzeyinde zamanın etkisiyle oluşmuş hafif çatlaklar ile Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı'na ait yarı saydam arşiv logoları göze çarpmaktadır.
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı Necile Tevfik Arşivi Belge No: 10046_001_006

Yazarlığı, mücadelesi ve yaşamıyla Necile Tevfik

Necile Tevfik 1911’de Osmanlı’nın son döneminde, radikal toplumsal dönüşümün ve dönemin bürokratik elitinin tam ortasında doğuyor.

Babası dönemin bürokratlarından Mehmet Tevfik (Biren), annesi ise öncü kadın ressamlardan Emine Naciye Neyyal.

Dışarıdan bakıldığında korunaklı bir konak ortamı gibi görünen bu yaşam, savaş yıllarının getirdiği yıkımla birlikte altüst oluyor. Aile, savaş döneminde ciddi bir ekonomik darlık ve yokluk süreciyle yüzleşiyor; babası işini, mevkisini ve tüm gelirlerini kaybediyor. Dolayısıyla Tevfik’in çocukluğu ve genç kızlığı, sanılanın aksine varlık içinde değil, kriz ve belirsizlik zamanlarında geçiyor.

Bu zorlu koşullara rağmen aileden tevarüs eden en büyük miras, dil ve sanat birikimi oluyor. Nitekim araştırmacı Aslı Davaz’ın arşiv çalışmaları, Tevfik’in sadece yazmadığını, annesi gibi resimle de ilgilendiğini ve güçlü bir ressamlık yönünün olduğunu ortaya çıkarıyor. Görsel sanatlarla kurduğu bu erken bağ, ilerleyen yıllarda sinemadaki kurgu, ışık ve kadraj bilgisinin de temelini oluşturuyor.

12 yaşında Cumhuriyet’in ilanına tanıklık eden Necile Tevfik; yokluğun ve değişen dengelerin ortasında, 17 yaşında daktilosunun başına geçerek kendi yolunu çiziyor. Yalnızca senaryo değil ; roman ve hikaye yazıyor; gazetecilik yapıyor. 1930’larda Türk Kadınlar Birliği bünyesinde kadın hakları mücadelesinde aktif rol oynayan Necile Tevfik, birliğin 1949 yılındaki yeniden kuruluşunda da kurucu kadroda yer buluyor. 1964 yılındaki vedasına kadar kalemiyle, fikriyle ve eylemleriyle dönemin kamusal alanında var oluyor.

Necile Tevfik’in sınır tanımayan senaryoları

1928’in sessiz sinema formüllerinden, 1935’in sesli sinema ve Hollywood hicivlerine; oradan da 1950’lerin Merkez Bankası gişelerinde yazılan bilimkurgu trajedilerine uzanan bu kronolojik yolculuk, Necile Tevfik’in Türk sinema tarihinde ne kadar eşsiz ve “çok türde” eser verebilen bir öncü olduğunu kanıtlıyor.

Necile Tevfik’in sinema vizyonu, dönemin çok ötesindeydi. 

1928 yıllarına tarihlenen kendi teknik notlarında, Türkiye’deki senaryo yarışmalarını sadece “sırf konuya odaklandıkları” için eleştiriyordu. Ona göre senaryo bir matematikti; ekranda saniyede 24 fotoğraf ve dakikada 27 metre film akacağını hesaplayarak yazılmalı, diyaloglar ancak “taksim-i ameliye” denilen teknik bir iş bölümünden sonra eklenmeliydi. Necile Tevfik, bu profesyonelliğinin meyvesini aynı yıl aldı: Seduction ve Varsovie 1863 adlı sessiz film senaryosunu, Kaliforniya’da faaliyet gösteren Amerikan FBO (Film Booking Offices of America) stüdyolarına satmayı başardı.

Senaryosundan telif geliri beklerken, FBO Stüdyoları aniden iflas etti. Dönemin ünlü sinemacısı Jacques Feyder’den 1929’da aldığı mektup ise Amerikan şirketlerinin artık tamamen “sesli sinemaya” yöneldiğini, bu yüzden sessiz senaryosunun kabul edilemeyeceğini söylüyordu. Ancak Necile Tevfik pes etmedi. 1932’de eski şirketinin Berlin ofisine yazarak projesinin akıbetini sordu; oradan “bilgimiz yok” yanıtı gelince eserini geri çektiğini ilan etti. Nihayetinde 1935 yılında bu senaryoyu, Devrim ya da Varşova 1863 adıyla sesli sinema için baştan yarattı.

Necile Tevfik notlarında da süreci şu cümlelerle anlatıyor: “İlk olarak sessiz bir film için yazılan “Varsovie 1863”, 1928 yılında F.B.O. Studios tarafından satın alındı. Büyümesinden birkaç ay sonra F.B.O. iflas etti ve yerini Radio-Pictures Inc. aldı. Berlin’den gelen ve New York’tan gelen yanıtlar doğrultusunda ellerine bu türden hiçbir senaryo ulaşmadığı bildirildi. Saklamakta olduğum bu iki mektup, beni Radio-Pictures veya F.B.O.’ya karşı her türlü yükümlülükten muaf kılmaktadır; bu yüzden senaryoyu “sesli filme” uyarladım ve tekrar satmaya tamamen hazır durumdayım. Yine ilk olarak sessiz film olarak yazılan ikinci senaryo “Séduction”a gelince, Amerikan şirketlerinin tamamen sesli filme yönelmesi nedeniyle reddedildi. “Séduction” da şu an itibarıyla “sesli filme” dönüştürülmüştür.

Sarıya çalan vintage bir kâğıt üzerine, siyah mürekkep ve akıcı bir el yazısıyla (el yazısı/italik) Fransızca kaleme alınmış tam sayfa bir mektup veya not sayfası görülüyor. Sayfanın en üst orta kısmında altı çizili şekilde "Notes" (Notlar) başlığı yer alıyor ve ardından paragraflar halinde düzgün satırlarla devam eden metin geliyor. Sayfanın sol ve sağ kenarlarında belirgin boşluklar bırakılmış; metin boyunca yazarın bazı kelimelerin üzerini çizip düzeltmeler yaptığı ve tırnak içinde belirli ifadeleri öne çıkardığı dikkat çekiyor. Kağıdın alt kısımlarında ve kenarlarında zamana bağlı hafif sararma ve dalgalanmalar yer alırken, en alttaki son satır kısmen sayfa sınırında kalarak sonlanıyor.
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı Necile Tevfik Arşivi Belge No: 10046_001_073

Bir diğer senaryosu Devrim veya Varşova 1863 (Révolution ou Varsovie 1863) 1863 yılında Çar II. Aleksandr dönemi Rusya’sında geçiyor. Senaryo Polonya’daki devrimci ayaklanmaları ve gençlerin kitleler halinde sürgüne gönderilmesini konu alıyor.. Birbirine tıpatıp benzeyen ikiz kardeşler André ve Stanislas Sourov, Polonyalı devrimciler ile Rus polisi arasındaki casusluk savaşının tam ortasında kalıyor.. Fiziksel benzerliklerinin yarattığı karmaşa sonucunda Rus ajanı süsü verilen Kontes Walewska’nın kumpasına gelen André, kardeşini korumaya çalışırken sahte bir ihbarla tuzağa düşürülerek Petropavlovski Hapishanesi’ne atılıyor.

Görselde, sararmış ve çizgili eski bir kâğıt üzerine siyah mürekkeple Fransızca kaleme alınmış el yazması bir sinema senaryo özeti yer almaktadır. Sayfanın üst kısmında "Résumé du scenario", "Révolution ou Varsovie 1863" ve "Prologue" gibi altı çizili başlıklar ile sağ üst köşede kurşun kalemle yazılmış "52" sayfa numarası görülmektedir. Düzgün ve eğik bir el yazısıyla yazılan metinde, aralara sonradan eklenmiş küçük kelimeler ve satır üzeri düzeltmeler dikkat çekmektedir.
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı Necile Tevfik Arşivi Belge No: 10046_001_052

1935 yılında, Soyadı Kanunu’nun da yürürlüğe girmesiyle belgelerini “Necile Tevfik Biren” olarak imzalamaya başlayan yazar, kalemini fantastik komediye çeviriyor. Olympos Tanrıları ve Tanrıçalarının Hollywood Maceraları adlı eseri, unutulmaya yüz tutan mitolojik tanrıların şöhret olmak için doğrudan Hollywood stüdyolarına yerleşmesini anlatıyor. Bu eğlenceli hicivde, Sağlık Tanrısı Asklepios estetik cerrahiye merak salarken, Apollon kübizmi seçiyor, Baş Tanrı Jüpiter ise cebindeki fotoğraftan ünlü aktör Robert Taylor’a hayran kalıp onu Olympos’a kaçırarak magazinel bir skandal yaratıyor.

Görselde, sararmış ve kenarları hafif yıpranmış daktilo kâğıdı üzerine Fransızca yazılmış bir sinema senaryosu taslağı ("Résumé du scenario - L'AVENTURE OLYMPIENNE") yer almaktadır. Sayfanın sağ üst köşesinde daire içine alınmış "92" numarası bulunurken, daktilo metninin çeşitli yerlerinde el yazısıyla yapılmış kurşun kalem ve kırmızı mürekkep düzeltmeleri göze çarpmaktadır. Metin boyunca bazı paragraflar kenarlardan parantez içine alınmış, bazı satırların üzeri çizilmiş ve marjlara el yazısı notlar ile paraf benzeri işaretler eklenmiştir.
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı Necile Tevfik Arşivi Belge No: 10046_002_092

1950’li yıllara gelindiğinde Necile Tevfik’in yaşamında memuriyet ile sanat üretimi aynı masada buluşuyor. Gündüzleri çalıştığı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Ankara Merkez Şube Müdürlüğü Kambiyo Servisi antetli kağıtların arkasını, geceleri daktilosuyla yeni senaryo taslaklarına ayırıyor. Bu antetli kağıtlar, tür olarak birbirinden tamamen ayrılan iki metne ev sahipliği yapıyor.

İlki; Liane, Jean ve Kéroald adındaki karakterler arasında geçen, kıskançlık ve ölümle biten karmaşık bir Fransızca aşk senaryosu. İkincisi ise zamanının ötesinde bir bilimkurgu olan Profesör Ahmet’in Garip Deneyi… Bu senaryoda Tevfik, mide kanseri olan dahi bir bestecinin ölümünden önce yeteneklerini elektromanyetik bir makineyle bir başkasına aktarmaya çalışan bir profesörün trajik ve başarısız zihin transferi deneyini anlatıyor.

Görselde, sararmış ve kenarları yer yer aşınmış daktilo kâğıdı üzerine Fransızca yazılmış bir sinema senaryosu özeti yer almaktadır. Sayfanın en üstünde Roma rakamıyla "I", altında ise "RESUME DU SCENARIO" ve "L'Etrange Expérience du Professeur A." başlıkları bulunmaktadır. Kâğıdın arka planında, muhtemelen bir filigran veya arka sayfadan yansıyan ters basılmış büyük harfli yazılar ("EXTRA" vb.) silik bir şekilde seçilmektedir. Düzgün aralıklarla daktilo edilmiş paragrafların arasında bazı heceleme veya harf düzeltmeleri ile sayfanın en sağ alt köşesinde bir daktilo işareti ("./.") göze çarpmaktadır.
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı Necile Tevfik Arşivi Belge No:10046_001_082

Türk Kadınlar Birliği ve Uluslararası Kadınlar Birliği günleri

Gündüzleri Merkez Bankası’nda veznedarlık yapan, geceleri kağıt arkalarına Hollywood için fantastik bilim kurgu senaryoları yazan bir kadın düşünün… Ama aynı kadın, 1930’larda uluslararası delegelere Fransızca medeni kanun dersi veriyor, haklarını küçümseyen erkek medyasına meydan okuyor ve Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı ile görüşen kadın heyetinde yer alıyordu.

Necile Tevfik’in arşivi derinleştikçe, karşımıza sadece vizyoner bir senarist veya sıradan bir banka memuru değil; erken Cumhuriyet döneminin en ateşli kadın hakları savunucularından biri çıkıyor. Onun çok yönlü kimliği, 1931 yılında İstanbul’da toplanan II. Balkan Konferansı belgelerinde yer alan bir kartvizit ile ilk büyük sürprizini yapıyor: Romanya kadın delegasyonuyla iletişimde olan bu genç kadının kartvizitinde Fransızca olarak açıkça “Mademoiselle Necile Tevfik, Journaliste” (Gazeteci Bayan Necile Tevfik) yazıyor.

Görselde, sol üst köşesinde siyah harflerle basılmış "2me CONFÉRENCE BALKANIQUE / ISTANBUL" anteti bulunan eski, hafif sararmış bir kart veya kâğıt parçası yer almaktadır. Kâğıdın merkezinde siyah mürekkeple, zarif ve akıcı bir el yazısıyla "Mlle Necla Tevfik / Journaliste" (Matmazel Necla Tevfik / Gazeteci) yazmaktadır. Sağ üst köşede kurşun kalemle iliştirilmiş "80" sayısı görülürken, kâğıdın orta arka planında soluk mavi tonlarda bir konferans amblemi veya sembolü seçilmektedir. Kenarları yer yer hafif kırışmış ve tırtıklı olan belge, dönemin resmi bir basın ya da katılım kartı niteliği taşımaktadır.
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı Necile Tevfik Arşivi Belge No: 10046_001_080

Bu uluslararası vizyon, 1935 yılında Uluslararası Kadınlar Birliği’nin İstanbul’da Yıldız Sarayı’nda düzenlediği 12. Kongre ile birlikte geniş kitlelere ulaşıyor. Tevfik, kongre kapsamında hazırladığı radyo konuşmasıyla doğrudan dinleyicilere sesleniyor ve kadın hareketinin temel gayesini mikrofon başında anlatıyor. Kadın teşkilatlarının sanılanın aksine erkeklere cephe almak için kurulmadığını belirten Tevfik; asıl amacın insan haklarının kadınlar dahil her birey için eksiksiz uygulanması, kadın ticaretine karşı durulması ve eğitimsiz bırakılan kadınların güçlendirilmesi olduğunu vurguluyor. Farklı ülkelerdeki derneklerin ortak sorunlara küresel çözümler üretmek amacıyla Uluslararası Kadın İttifakı çatısında birleştiğini aktarırken, bu mücadelenin temel ilkesini “eşit hak, eşit sorumluluk” sözleriyle kayda geçiriyor.

Görselde, sararmış ve kenarları hafifçe yıpranmış daktilo kâğıdı üzerine Türkçe olarak yazılmış bir radyo konuşması metni yer almaktadır. Sayfanın en üstünde "Bayan Necile Biren'in Konuşması" başlığı, sağ üst köşede kurşun kalemle iliştirilmiş "120" arşiv numarası ve "27.6.1953" tarihi görülmektedir. Paragraflar halinde düzgünce daktilo edilmiş metnin üzerinde ve daktilo tuşlarında dönemin mekanik baskı izleri ile kâğıt yüzeyinde yer yer arşiv filigranı ve hafif lekelenmeler dikkat çekmektedir.
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı Necile Tevfik Arşivi Belge No: 10046_002_120

Tevfik, kongre için hazırladığı Fransızca raporda Cumhuriyet devrimlerinin Türk kadınına getirdiği özgürlükleri uluslararası delegelere gururla anlatıyor. Ancak sadece Türkiye’yi övmekle kalmıyor; Fransız Medeni Kanunu’nu hedef alarak Avrupa’ya hukuk dersi veriyor. Eski dönemlerde (Ancien Régime) kadının, erkeğin karşısında “aptal, cahil ve zayıf” bir varlık olarak görüldüğünü vurgulayan Tevfik, şu çarpıcı metaforu kullanıyor: “Evlenmekte olan genç bir kadın, daha nikâh masasına geçmeden, başında taşıdığı portakal çiçekli tacını ve beyaz pırıltılı gelinliğini çıkarmadan tüm yasal kişiliğini yitiriyordu”.

Görselde, sararmış ve kenarları hafifçe yıpranmış vintage bir kâğıt üzerine kahverengi mürekkeple Fransızca kaleme alınmış el yazısı bir mektup veya metin yer almaktadır. Sayfanın en üst orta kısmında bir Roma rakamı "I", daire içine alınmış "66" sayısı ve muhtemelen sonradan kurşun kalemle iliştirilmiş "5/01/2006" tarihi görülmektedir. Akıcı ve eliptik bir el yazısıyla yazılmış olan metinde tırnak içine alınmış soru cümleleri, satır aralarına eklenen düzeltmeler ve alt kısımda üzeri çizilmiş bir satır dikkat çekmektedir. Kâğıdın özellikle sol ve üst kenarlarında zamanın etkisiyle oluşmuş hafif yırtıklar, kırışıklıklar ve ton farklılıkları mevcuttur.
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı Necile Tevfik Arşivi Belge No: 10046_001_066 (Çev. Aslı Davaz)

Ancak Necile Tevfik’in asıl büyük ve cesur mücadelesi, kendi ülkesindeki erkek egemen basına karşı oluyor. Türk Kadın Birliği (TKB) 1935 yılında kendini feshetme kararı aldığında, dönemin erkek gazetecileri birliğin çalışmalarıyla alay eden yazılar kaleme alıyor. Bu duruma sessiz kalamayan Tevfik, “Kadın Birliği’nin Son Hatırası” başlıklı oldukça sert bir metin kaleme alarak adeta erkek medyasına savaş açıyor. Erkeklerin, kadınları bir “süs eşyası” olarak görmekten vazgeçemediklerini belirterek, “ezelden beri kadınların yorulmak bilmez çenelerinden” bahseden erkeklere, dünyanın dört bir yanından gelen 400 kadının katıldığı devasa kongreyi hatırlatıyor. Yazısını ise erkek basınına yönelttiği tokat gibi bir soruyla bitiriyor: “Yine kadınların erkekler üzerinde ufak bir tesiri olduğu buyuruluyorsa, bu propaganda havasına daha nice nice erkek sesi karışacaktır. Böyle bir istatistik karşısında Kadın Birliği hiçbir şey yapamadı yolundaki iddiası çok çürük değil midir?”

Görselde, sol üst köşesinde "TÜRK KADIN BİRLİĞİ / Cağaloğlu Mahmudiye Caddesi No. 15" anteti bulunan, sararmış resmi bir kâğıt üzerine daktiloyla yazılmış Türkçe bir metin yer almaktadır. Sayfanın en üstünde "Kadın birliğinin son hatırası" başlığı ve sağ üst köşede daire içine alınmış "114" numarası ile doldurulmamış bir tarih kısmı ("İstanbul / / 193") bulunmaktadır. Daktilo edilmiş metnin üzerinde ve kenar boşluklarında siyah mürekkeple yapılmış çok sayıda kelime düzeltmesi, satır üzeri eklemeler ve üzerleri çarpılanarak ("x") silinmiş harfler görülmektedir. Kenarları yer yer katlanmış ve yıpranmış olan belge, Türk Kadınlar Birliği ve dönemin kadın hakları tartışmalarına dair üzerinde düzeltmeler yapılmış tarihi bir taslak ya da basın açıklaması görünümündedir.
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı Necile Tevfik Arşivi Belge No: 10046_002_114

Yıllar sonra, 1949’da TKB yeniden kurulduğunda bu mücadeleci kadın yine sahnede. Gündüzleri Merkez Bankası’nda çalışan Tevfik, bankacılık tecrübesini bu kez birliğin “Veznedarı” olarak kullanıyor; kırmızı mürekkepli mühürlerle, kendi el yazısıyla derneğe bağış makbuzları kesiyor.

Görselde, geometrik ve yaprak desenli siyah bir çerçeveyle çevrelenmiş, Türk Kadın Birliği'ne ait eski bir vezne makbuzu yer almaktadır. Belgenin üzerinde "000109" seri numarası, "5 Lira" bedeli, sol tarafında kırmızı bir resmi mühür ve 1940'lı yıllara ait bir tarih ile el yazısıyla doldurulmuş isim kısmı ("Necile T. Birin") görülmektedir. Zamanın etkisiyle yer yer lekelenmiş ve sararmış olan kâğıdın sağ üst köşesinde ayrıca kurşun kalemle iliştirilmiş "17" sayısı bulunmaktadır.
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı Necile Tevfik Arşivi Belge No: 10046_001_017

Hayal gücünü Hollywood stüdyolarına gönderen, resmi evrakların arkasına bilimkurgu yazan bu sıra dışı kadın; 1949 yılında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’yü Çankaya Köşkü’nde ziyaret eden o seçkin kadın heyetinin bir parçası olarak tarihteki haklı yerini alıyor.

Görselde, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün Türk Kadınlar Birliği heyetini kabulünü konu alan, sararmış gazete kâğıdından kesilmiş eski bir haber kupürü yer almaktadır. Sol tarafta "İNÖNÜ'NÜN DÜNKÜ KABULLERİ" başlıklı haber metni bulunurken, sağ tarafta İsmet İnönü’nün bir masa arkasında şık giyimli cemiyet üyesi kadınlarla birlikte poz verdiği siyah-beyaz bir arşiv fotoğrafı görülmektedir. Fotoğrafın altında "Cumhurbaşkanımız Kadınlar Birliği kurucu üyeleriyle" açıklaması yer almakta ve görselin ortasında yarı saydam bir arşiv filigranı göze çarpmaktadır.
Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı Necile Tevfik Arşivi Belge No: 10046_002_115

Bugün Necile Tevfik hakkında yazılmış metinlerin azlığı, onun az üretmesinden değil; erkek egemen tarih yazımının ve arşivciliğin kadın emeğini ‘arşivde saklanmaya değer’ görmemesinden kaynaklanıyor..Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’ndaki belgeler ise, bu unutturma pratiğine karşı duran en güçlü hafıza mekanı.

Necile Tevfik’in 90 yıl önce o daktiloyla kurduğu düş, bugün hala bir senaryoda, bir set arkasında yankılanmaya devam ediyor…

Kaynakça

Aslı Davaz, Bir Kadın Arşivini Okuma Denemesi Necile Tevfik Arşivi Açıklamalı Kataloğu (1924-1954), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2017.

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı Necile Tevfik Arşivi

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin