Türkiye’de yaşayan 30 yaş üzeri kadın+ bir oyuncu (gamer) olarak, bugün yıllardır hobim, sosyalleşme araçlarımdan biri ve aktivizmini yaptığım bir alan olan oyunların elimden alınma ihtimaliyle karşı karşıyayım.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın dijital alanları konu alan yeni çalışması benim gibi pek çok bireyin özgürlüğüne, kişisel ilgi alanına ve yaşam biçimine doğrudan müdahale ederken kültür ürünlerine erişmemizi engelliyor, mülkiyet hakkımızı çiğniyor, tüketim özgürlüğümüzü elimizden alıyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın üzerinde çalıştıklarını paylaştığı yasa taslağı ile gündeme düşen oyun yasaklarının ne anlama geldiğini burada okuyabileceğiniz yazıda detaylıca aktarmıştım.
Bu yazıda ise mevcut tasarnın yasalaşamasının ortaya çıkaracağı sakıncaları ve neden bu konuda ses çıkarmak gerektiğini anlatmaya çalışacağım.
Velev ki oyunlar “güvenli” değil, sokaklar güvenli mi?
Öncelikle, Bakanlık gençleri ekran başından kaldırıp sokağa çıkarmak istiyor ancak burada Sayın Bakan’a şu soruyu sormak istiyorum: her yıl yaklaşık bin çocuğun önlenebilir sebeplerle yaşamını yitirdiği, çocukların suça sürüklendiği, bağımlılıklar sebebiyle nice potansiyeli kaybetiğimiz bir ülkede kaç aile çocuğunu içi rahat bir şekilde sokağa oyun oynamaya gönderebilir?
Çocukları ve gençleri dijital alanın risklerinden korumak, onların yaş sınırlarına uygun içeriklere erişmesini sağlamak elbette çok önemli bir konu ve bu konuda Bakanlığın ciddi çalışmalar yürütmesi gerekiyor. Ancak bu çalışma yasaklama zihniyeti yerine, dijital okur yazarlığın geliştirilmesi, sorumlu ebeveyn kontrolünün sağlanması, yaş sınırına uymadan satış yapan platformların denetlenmesi gibi çağa uygun çözümleri içermelidir.
Bugün gençlerin karşılaştığı en büyük tehlikelerden biri siber zorbalık ve dijital ortamlar üzerinden istismara zemin hazırlayan kişiler. Bakanlık, ülkenin gençlerini ve çocuklarını korumak için oyunları yasaklamak yerine oyun platformlarını güvenli kılacak eğitimler vermeli, yaş denetimi mümkün olan yasal yolları açık tutmalı. Bırakın gençler bu platformlar üzerinden yaşlarına uygun olan oyunları oynamaya devam etsinler. Bakanlık olarak zorbalıkla karşılaştıklarında başvurabilecekleri kurumlar kurun ki gençler ihlalleri güvenle ve çekinmeden yetkililere bildirebilsinler. Amacımız gerçekten çocukları ve gençleri korumaksa onları kontrolsüz, virüslerin, güvenlik açıklarının, kişisel veri ihlallerinin, istismar riskinin olduğu yasa dışı yollara itmeyelim.
Sosyal alan mı kaldı?
İnternet ve dijital oyunlar gençlerin yalnızca vakit geçirdikleri alanlar değil aynı zamanda modern çağda sosyalleştikleri de bir ortam. Üstelik fiziksel engeli olan pek çok kişi için oyunlar dışarıdaki diğer insanlarla vakit geçirmenin ve hobi edinmenin de yegane yolu. Dijital oyun kültürün içinde büyüyen biri olarak dünyanın farklı ülkelerinden farklı arkadaşlar edindim, birbirimizin kültürünü öğrenirken aynı zamanda da farklı bakış açılarını bu arkadaşlıklar aracılığıyla deneyimledim. Dolayısıyla şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki ancak ebeveyn kontrolünün olduğu, gençlerin kendi yaşıtlarıyla ya da sorumlu yetişkinlerle sosyalleşebildiği bir ortam onun kendini var edebildiği, sosyal ihtiyaçlarını karşıladığı sağlıklı bir dijtal ortam sunabilir.
Bu yazının okuyucularına oyunların sadece ‘oyun’ olmadığını gösteren, engelli bir bireyin dijital dünyada var olması ve oyunlar üzerinden geliştirdiği kişisel bağları görebilmeleri için Matts Steen’in hayatını anlatan The Remarkable Life of Ibelin belgeselini izlemelerini tavsiye ederim.
Korumak mı kontrol mekanizmasını güçlendirmek mi?
Yasa tasarısı özgürlüklerimize, mülkiyet hakkımıza, yaşam biçimlerimize doğrudan bir müdahale olmanın ötesinde aynı zamanda insan kaynağımızı kaybetmemize de yol açacak büyük bir tehlike. Dijital alanlar konusunda yeterli uzmanlığı olmayan, hayatı boyunca bir saat dahi oyun oynamadığını düşündüren bürokratların dijital alanın kullanıcıları adına yasa çıkarması abes bir durum. Biliyoruz ki, denetim ve düzenleme, bu konuda uzman kişilerin görüşlerinin alınmadan, yönetişim olmadan yapıldığında ancak iktidarın kontrol mekanizması olacaktır.
Yetişkin bireylerin yasal yollar üzerinden sürülen hangi kültür ürününe ne şekilde tüketeceğine devletin karar vermesi kabul edilemez. Bu sebeple bağımsız oyuncular, sektörün içindekiler ve oyun yayıncıları olarak şu an tek bir talebimiz var: ülkenin ve oyunları hobi ya da meslek edinmiş bireylerin bekası için yasakçı zihniyete son verilmesi.
Yasa tasarısına karşı ne yapabilirsiniz?
Yasa tasarısının duyulduğu günden itibaren oyuncular, sektör bileşenleri ve oyun yayıncıları sosyal medya üzerinden örgütlenerek seslerini Bakanlığa duyurmaya çalışıyor. Oyuncu olmasanız dahi bir grubun yaşam biçimine yöneltilen bu müdahaleye karşı çıkmak için #OYUNUMADOKUNMA ana etiketi altında örgütlenen hesaplara destek verebilir, CİMER metni ile yetkililere ulaşabilir ve edilekce.tbmm.gov.tr üzerinden gönderilen açık dilekçelere imza vererek sesimizi duyurmaya yardımcı olabilirsiniz.






Bir Cevap Yazın