Tam 11 yıl önce, Urfa’nın Suruç ilçesinde, savaşın yıkıma uğrattığı Kobane kentini tekrardan ayağa kaldırmak, direnişle toprağını kazanan halklara umut götürmek için yola çıkan yüzlerce insan Işid’in canlı bomba saldırısıyla yaralandı, 33 düş yolcusu hayatını kaybetti. Bugün 33’lerin yoldaşları halen “Suruç için Adalet” demeye, katillerin yargılanması için mücadele vermeye devam ediyor. Tek bir sanık bile mahkemede yargılanmadı, ‘bir grup öfkeli genç’ denilerek, planlı ve örgütlü bir katliamın üstü iktidar eliyle örtülmeye çalışılıyor.
11 yıldır katliamda hayatını kaybedenler için adalet mücadelesi yürüten Suruç Aileleri İnisiyatifi, yine kentlerde mezar başlarında katledilenleri andı. Yıllardır engellenmeye çalışılan İstanbul’daki yürüyüş, kazanımlar sonucu son iki senedir geniş katılımlı ve büyük bir iradeyle yapılıyor.
Suruç’ta katledilenlerden Bahar Nazegül Boyraz, yani ‘Bahar anne’nin Küçükyalı Mezarlığındaki anmasındaydım. Eşi Bayram ağabey, henüz yeni çocuğu olmuş kızı Yasemin abla ve 33’lerin yoldaşları her sene olduğu gibi bu sene de Bahar annenin mezarı başındaydı. DEM Parti ve HDK temsilcileri de dayanışma göstermek için yan yanalardı.
Yasemin ablanın “Ben de çocuğum olunca anladım, annem sadece benim değil, onun anısını ve mücadelesini hala taşıyan gençlerin, birlikte bir düş için yola çıktığı dostlarının da annesiydi. Bu mücadele annem katledildiğinde bitmedi, hala devam ediyor” sözleri, bir umudun nasıl yıllar sonra önümüze ışık tuttuğunu, bunca saldırıya ve düşmanlığa rağmen nasıl hala bir sonraki güne inatla, dirençle uyanabildiğimizin cevabını vermiş oldu.

O umut bugün hala içimizde yaşıyor. İstanbul’un çeşitli mezarlıklarında patlamanın olduğu 11:50 saatinde anmalarını yapan 33’lerin yoldaşları, akşam altı sularında Kadıköy Halitağa’da toplandı. Herkesin gözlerinde ortak bir bakış vardı; yas, hüzün ve direnç.
Suruç’ta yaşamını yitirenlerin aileleri, Suruç’un tanıkları, Suruç’ta katledilenlerin dostları herkes oradaydı. Bazı eksikler de vardı elbette, 3 Şubat’tan beri tutsak edilen Suruç yaralıları Şahin Tümüklü, Uğur Ok ve Suruç tanığı gazeteci dostumuz Pınar Gayıp gibi.
Yüzlerce insan, katledilenlerin isimlerini anarak, katilleri işaret ederek, adalet taleplerini 11.yılda da haykırarak Süreyya Operasına yürüdü. Orada olamayan tutsak dostları için de sloganlarını attılar, biz gazeteciler Pınar için de kayıt altında aldık.
11 yıl oldu, Kobane’deki çocuklara oyuncak ve umut götürmek için yola çıkan 33 düş yolcusu katledileli. Bu süre içerisinde mahkeme salonunda tek bir sanık fiziki olarak getirilip yargılanmadı, bugün iktidarın politikalarına karşı ses çıkaran itiraz eden herkesin evleri hukuksuzca basılırken, zindanlar hınç hınca devrimcilerle doluyken, Suruç’ta 33 kişinin katledilmesinin sorumlusu sayılabilecek tek bir kişi bırakın tutuklanmayı, yargılanmadı bile. Aksine, yargılama değil tiyatro piyesi oynayan mahkeme heyetine ‘hakaret ettikleri’ gerekçesiyle yakınları katledilmiş iki aileye ceza verildi.
Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu “2015 yılının 7 Haziran- Kasım arasında yaşananları anlatsak insan içine çıkamayacak kişiler var” derken kimleri kast ettiğini hepimiz biliyoruz.
Ah bir de konuşabilse…
Urfa’nın Suruç ilçesindeki Amara Kültür Merkezinin bahçesinde saat 11.50’de Işid’in canlı bomba saldırısıyla 33 düş yolcusunun katledilmesinin üzerinden tam 11 yıl geçti. Onlardan geriye kalan video kayıtlarında hepsinin gözlerinde aynı şey var; umut.
Bugün hangimizin gözleri o kadar umut dolu bilmiyorum ama bu mücadele onlar için de devam ediyor. Çok öldük, çok tutsak edildik ama umut etmekten, mücadele etmekten hiç vazgeçmedik. Bugün hala sokakları dolduranlar ve yaşananları kayıt altına alan bizler varız. Çünkü mücadele etmekten başka yolumuz yok.
Anılarına saygıyla.










Bir Cevap Yazın