Ankara Halk Ekmek Fabrikası ve Un Fabrikası A.Ş.’de 10 yıldır işçi olarak çalışan İlyas Ulutaş (30), bisiklet tutkunuydu. Bisiklet tutkusunu babasından alan İlyas, işine her gün bisikletle gitmeyi tercih ediyordu. Ulutaş, beş yıl önce babasını kaybetmesinin ardından “Gezgin Pedallar 06” isimli bisiklet topluluğunu bir arkadaşıyla birlikte kurdu.

Haftada dört beş gün bisikletçilerle birlikte bisiklet süren Ulutaş ve arkadaşlarının rotası Ahlatlıbel, Eymir Gölü ve Kahramankazan’dan oluşuyordu.

Ankara’da 4 Ağustos akşamı bir bisiklet sürüş etkinliği düzenleyen Gezgin Pedallar, Ulutaş’ın pedal çevirdiği son etkinlik oldu. Gölbaşı Kepekli Yokuşu’nda saat 21:07’de bir kaza meydana geldi. Yaklaşık on bisikletlinin katıldığı sürüşte İlyas bir arkadaşıyla birlikte en arkadaydı.

Trafik sigortası bulunmayan ve kendisine ait olmayan arabayla yasal sınırın oldukça üzerinde, 1.33 promil alkollü olan Mustafa Gürşen (68), otomobiller için geçerli azami hız sınırı olan 82 km/saatlik hızı aştı. Tanıkların anlatımına göre Gürşen, önce İlyas’ın bir arkadaşının koluna, ardından İlyas’a çarptı ve durmayarak birkaç kez daha çarpmaya devam etti. Ardından olay yerinden ayrılarak evine gitti. Gürşen’in daha önce de alkollü araç kullandığı ve bu nedenle idari para cezası aldığı ortaya çıktı. Ulutaş’a çarptığı olayın, sürücünün alkollü araç kullanırken yakalandığı ikinci olay olduğu belirtildi.

İlyas’a çarpmasından önce emekli bir polis şüphelenip Gürşen’i takip etti. İYİ Parti üyesi Metehan Erdem ve şoförü; kazaya, olay anı ile sonrasında yaşananlara, sürücünün tavrına ve kaçışına birebir tanıklık etti. Erdem ve şoförü 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aradı. İlyas, çarpmanın etkisiyle 26 metre, bisikleti ise 29 metre sürüklendi.
Sıfır kusurlu İlyas’tan geriye altı ışık kaldı
Gürşen, polis ekiplerinin gelmesiyle birlikte evinde gözaltına alındı. Bilinci açık olmasına rağmen ifadesinde “Hiçbir şeyin farkında değilim, birisine çarptığımı bilmiyorum” dedi. Emniyetteki işlemlerinin ardından tutuklanan Gürşen’in ehliyetine el kondu.
Bisikleti ulaşım aracı olarak kullanan, bisiklet sürmeyi ise spor ve yaşam tarzı olarak gören İlyas’ın olay günü hiçbir kuralı ihlal etmediği kaza raporunda belirtildi. İlyas’ın üzerinde altı bisiklet ışığı bulunması, güvenlik önlemlerine ne kadar önem verdiğini gösteriyordu.
“Taksir değil cinayet”: Cezasızlık riskine karşı adalet arayışı
İlyas’ın annesi Saniye Ulutaş ve ablası Damla Ulutaş, Gürşen’in “cinayet” suçundan yargılanmasını, bisiklet yollarının yapılmasını ve tüm yollara Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu (MOBESE) kameralarının takılmasını talep etti. Damla Ulutaş, cezasızlık riskine ve taleplerine ilişkin şöyle konuştu:
“İki gün sonra ehliyetini alabilir. Bu adam alkollü bir şekilde sokaklarda birilerinin canına kast edecek. Bu cinayete giriyor mu, girmiyor mu? Bir boksör bunu kullandığı zaman saldırı olarak değerlendiriliyor ve daha yüksek bir ceza alıyor. Bu adamın da alkollü olduğu biliniyor.”

Gürşen’in olay anında bilincinin yerinde olduğuna dikkat çeken Damla Ulutaş, olayın ardından avukat talep ettiğini aktardı. “Bir kere vurduktan sonra frene basmamış, hızını kesmeden vurmaya devam etmiş. Kaçma bilinçli. Arabasını park ediyor. Her şeyi bilinçli yapmış” diye konuştu.
Ölümle sonuçlanan kazalarda alkollü sürücülere verilen düşük hapis ve para cezalarının, bazı sürücüleri olay yerinden kaçmaya teşvik ettiğini düşündüğünü söyledi. Bisiklet kazalarının önlenmesi ve benzer olaylarda caydırıcı kararlar verilmesi için emsal oluşturulması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
“Alkolle yakalanmazsa kaçar çünkü alkollü yakalanırsa yüzde 100 taksirli oluyor. Olay yerinden kaçması onun şoka girmesi olarak değerlendiriliyor. Alkolden yırtacağını biliyor. Kardeşimde kask olmasaydı, arka lambası çalışmıyor olsaydı yüzde 80 suçlu olacaktı.”
Türk Ceza Kanunu’nda ‘taksirle öldürme’ suçunu düzenleyen 85. maddeyi değerlendiren Damla Ulutaş, Gürşen’in iki yıl hapis cezası almasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Sürücülerin bisiklet ve motosikletlilere çarparak kaza yapmayı önemsemediklerini anlattı:
“Arabaya çarptığında duruyor, çünkü maddi hasar vb. olur diye çok fazla kaçamıyor. Ama bisikletliye çarpınca ‘Nasıl olsa biri görmeyecek’, ‘Nasıl olsa cezası yok’ diyor. Aslında taksirle ölüm. Cezalar o kadar düşük ki; iki ila altı yıl arasında ceza alıyorlar, bunun da yatarı yok. Çoğunlukla para cezası ile salıveriyorlar. Dava sürecinde bir yıl yatarsa yatıyor.”
Üst sınırdan ceza verilen ve indirim uygulanmayan Mattia Ahmet Minguzzi davasını hatırlattı. Suça sürüklenen çocukların artık “Öldürürüm; bir ıslah evine girer çıkarım’ diyemeyeceğine değindi. “Mustafa Gürşen alkole sığınamaz” diyerek, Gürşen’in trafikte ikinci kez alkollü yakalandığına işaret etti. “Cezanın kişiden bağımsız caydırıcı olması lazım. Diğerleri için emsal oluşturmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de bisiklete binmenin güvenli olup olmadığını yetkililerden öğrenmek isteyen Damla Ulutaş, şu ifadeleri kullandı:
“Bir insan bu ülkede bisikletle dışarı çıkabiliyor mu, çıkamıyor mu? Bisiklet sürmek güvenli mi, değil mi? Eğer güvenli değilse yetkililer lütfen bunu açıklasın; ‘Ankara’da bisiklet sürmek güvenli değil’ desinler. Yasaklasınlar. Başka canlara mal olmasın. Tam olarak ne yapmayı hedefliyoruz? Ardahan Valisi Mehmet Bey’in taytı mıydı mesele?”
MOBESE eksikliği ve denetimsizlik: “Ankara’nın girişinde MOBESE nasıl olmaz?”
Mevlânâ Bulvarı güzergâhında yer alan olay yerinde MOBESE kameralarının olmamasını, “MOBESE bulunan bazı yollardaki kameraların çalışmamasını da” şöyle eleştirdi:
“Ortamda MOBESE yok. Sadece üç tanık var. Karakoldaki polis ‘MOBESE’ye gerek yok. Şahitleriniz varsa onlar MOBESE yerine geçer’ dedi. Gürşen’in cinayetten yargılanması için elimden geleni yapacağım. Mesele o kişi değil. Orada MOBESE’nin eksikliği büyük bir şey. Çünkü insanlar MOBESE’yi görünce trafik cezası verilmesin diye yavaşlar. Bu yollar belirli yollar. Bunu ben biliyorsam trafik polisi benden daha iyi bilir.”

İlyas’ın annesi Saniye Ulutaş ise, tüm bisikletçilerin Kepekli Yokuşu’nda bisiklete bindiğini, oğlunun da arkadaşlarıyla sık sık orada bisiklet sürdüğünü aktardı. Yolda MOBESE’nin olmamasına “Ankara’nın girişinde MOBESE nasıl olmaz?” diyerek tepki gösterdi.
Damla Ulutaş, kazanın olduğu yere belediyeden izin alarak bir hayalet bisiklet, Anıtpark’a ise iki bank bırakmak istediklerini kaydetti. “Sürücüler oradan geçerken en azından durup baksınlar: ‘Burada bir bisikletli öldü; dikkat et, yine bir bisikletli geçebilir’ desinler.”
Damla Ulutaş, bisikletçi kazalarına toplumun dikkatini çekmek ve bu konuda farkındalık yaratmak için ekonomik durumu elverdiği sürece her şeyi yapmaya hazır olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Bu sadece benimle olacak bir şey değil; örgütlenme ile ilgili bir durum. Amaç buysa hadi örgütlenelim, hadi yapalım.”
Kardeşinin sıfır kusurlu bulunduğunu hatırlatarak, “Bu hayattaki en sevdiğim insan ölüyor ve kendisinin hiçbir suçu yok. ‘Vadesi geldi öldü’ diyemiyorsun. Baştan sona büyük bir ihmalin sonucu” ifadelerini kullandı. ‘Ölüm yokuşu’ diye nitelediği Kepekli Yokuşu’nun alkollü araç kullanan sürücüler tarafından kullanıldığına işaret etti. İlyas’ın öldüğü yerin 200 metre ilerisinde MOBESE olmasına karşın ‘MOBESE orayı görmüyor’ dediklerini aktardı. “O zaman ne işe yarıyor bu MOBESE kameraları?” diye sordu. Ankara’ya bağlanan yollar başta olmak üzere başkentin tamamına ve Türkiye’deki tüm bisiklet yollarına MOBESE takılması yönündeki talebini yineledi.
İlyas’ın yarım kalan hayali yaşatılıyor
İlyas, kazadan önce 3-4 Ekim’de Kapadokya’da düzenleyecekleri kamplı bir bisiklet festivalinin hazırlığını yapıyordu. Artık festivalle İlyas’ın ailesi, arkadaşları ve bisiklet tutkunları ilgileniyor. Festivalin hazırlıkları için kendi olanaklarını kullanan Damla Ulutaş, Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı gibi birçok kurumu festivale davet etti. İlyas da kan ve kök hücre bağışçısıydı. İlyas’ın bisiklet tutkusunu iyiliğe, festivali ise ‘bir seferberliğe’ dönüştürerek etkinliği geleneksel hâle getirmek istediğini belirtti.
Bisiklet festivallerinde alkol tüketilmediğine ve etkinliklerin sağlıklı bir şekilde düzenlendiğine dikkat çekti. “Temiz ve sağlıklı bir gençlik istiyorlarsa destek bekliyoruz” dedi. Festivali büyüterek bir sosyal sorumluluk projesi hâline getirmek istiyor. Bunun için sponsorlar bulmaya çalışıyor. Yenimahalle Belediyesi ile sponsorluk için görüştüğünü, belediyenin sponsorluğu kabul ettiğini duyurdu. Özellikle Ankara Büyükşehir Belediyesi, bakanlıklar, eski Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli, milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşlarından destek bekliyor.
İlyas’ın annesi devletin tüm yurttaşları spora teşvik etmesi gerektiğini, bisiklet yollarının yetersizliği ve güvensizliği nedeniyle bunun önünün kesildiğini şöyle anlattı:
“Yol sadece taşıtların mı? Bisikletliler vergi vermiyor mu? O yollar bisikletlilerin de hakkı değil mi? Neden saygılı davranmıyoruz? Bu çocuklara neden bisiklet yolu yapmıyoruz? Benim çocuğum gitti; benim derdim kalan gençlerimiz de ölmesin. Devletimiz onlara sahip çıksın. Onların sesi olmak istiyorum.”
Davanın İlyas’a bir faydasının olmayacağını vurgulayan Damla Ulutaş, hak ihlalleri sonucunda ölen insanların yakınlarının adalet mücadelesinden, cezasızlık kararlarından dolayı yorulduğunu şu sözlerle ifade etti:
“Bu davanın benim kardeşime bir faydası yok, bizi üzmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Oturup kendi hâlimde üzülmek istiyorum. Uyumak istiyorum ama devam etmek zorundayım.”
İlyas’ın ölümünün başka bisikletçilerin başına gelmemesi gerektiğini belirten Saniye Ulutaş, cezaların caydırıcı olması gerektiğini kaydetti.
“Cezalar ağır ve caydırıcı olursa belki düzelir. İnşallah bu bisiklet gruplarının sesi olursunuz. İnşallah bir yerler duyar, duysunlar artık. Canlar gitmesin. Oğlumdan sonra iki kişi (Serkan Kadıoğlu, Eren Köse) daha vefat etti, bu nedir?”
İlyas’ın ölümünün ardından açılan davanın yalnızca kardeşi için değil, trafikte yaşamını yitiren diğer bisikletçiler açısından da önem taşıdığını belirten Damla Ulutaş, benzer davaların cezasızlıkla sonuçlandığını düşündüğünü söyledi.
İstanbul’da üç yıl önce geçirdiği kazanın ardından hayatını kaybeden 51 yaşındaki bisikletli Doğanay Güzelgün’ün davasında MOBESE görüntüsünün olduğunu, basının da güçlü bir şekilde destek verdiğini anımsattı. “Elimizde bir emsal dava kozu var. Bu yüzden basın bize yardım etmeli. Bu gerçekten çok önemli” dedi.
Bisikletçiler, güvenli yollar ve saygı bekliyor
İlyas’ın birlikte pedal çevirdiği Gezgin Pedallar’daki arkadaşları, onu ve kazayı anlatırken benzer kazaların yaşanmaması için güvenli bisiklet yolları, etkin denetim ve sürücülerin bilinçlendirilmesi çağrısı yaptı.

İlyas’ın dokuz yıllık arkadaşı Pınar Kıvcı, kaza günü sürüşte değildi. İlyas’ın ekipmanlarının hastanede delil torbasına yerleştirildiğini gören sağlık çalışanı Kıvcı, ekipmanların eksiksiz olduğunu söyledi.
Bisikletçiler olarak Kepekli Yokuşu’nu kullanmak zorunda kaldıklarını aktardı. “Oraya bize ait bir bisiklet yolu yapılması ve İlyas Ulutaş’ın adının verilmesi için teklif sunacağız. Taş bariyerle daha güvenli hâle gelebileceği kanaatindeyim” dedi.
İlyas’ın diğer yol arkadaşları Birol Arslan ve Erman İbrişim ise kaza sırasında bisiklet sürenler arasındaydı. İbrişim ile birlikte grubun yaklaşık 70 metre önünde bulunan Arslan, kazaya dair “Haberi alıp İlyas’ın yanına koştuğumuzda yerde yatıyordu” ifadelerini kullandı. Önde oldukları için kaza anını göremeyen iki arkadaş, bekleme alanındayken bir aracın kaçtığını, başka bir aracın ise kaçan aracı takip ettiğini gördü. İbrişim “Kaza olduğunu düşündük ama arkadaşımıza vurulduğu hiç aklımıza gelmedi” derken, Arslan “Konduramadık yani” ifadelerini kullandı.
İlyas’ın ve bisikletçilerin tüm güvenlik önlemlerini aldığını söyleyen Arslan, “Biz bisikletçiler olarak ‘Kaportamız bedenimiz’ diyerek yola çıkıyoruz. Her türlü önlemi alıyoruz. O gece İlyas’ın kafasındaki kaskta bile ışıklandırma vardı” diye konuştu. İbrişim, bisikletlerde ön ve arka ışıkların bulunduğunu, kask, jant ve pedallarda da ışıklandırma kullandığını kaydetti.
İlyas’ın arkadaşları taleplerini de paylaştı. İbrişim, ana arterlere bisiklet yolu yapılmasını talep etti. Ankara’da MOBESE bulunan yollardaki kameraların çalışmamasını şu ifadelerle eleştirdi:
“Yere çöp attığınız zaman hemen gelip sizi buluyorlar, ceza yazıyorlar ama böyle bir olay olduğunda ‘Görmedik, duymadık ve bilmiyoruz’u oynuyorlar. MOBESE’lerin bir an önce devreye alınmasını istiyoruz.”
Motorlu taşıt sürücülerinin ve toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini belirten İbrişim, “Sürücülerin bisikletlilere ve motosikletlilere nasıl yaklaşmaları gerektiğini bilmeleri çok önemli” dedi. Bir taksicinin aracını 13 Ağustos’ta akşam saatlerinde üzerine sürdüğünü söyledi. Bisikletlilerin can güvenliklerinin tehlikede olduğunu anlattı:
“Polis olmasaydı belki de olay çıkacaktı. ‘Biz sizi beklemek zorunda mıyız?’, ‘Bana yol vermek zorundasın’ diyorlar. Bilinçsiz sürücülerden dolayı maalesef hayatlarımız tehlikede.”
Arslan, trafikte denetimlerin sıklaştırılmasını ve alkollü araç kullanan sürücülerin ehliyetine el konulmasını istedi. Trafikteki sürücülerin bisikletlilere yönelik baskısına ilişkin “‘Kaldırıma çık’ diyorlar; kaldırımdan sürüyoruz. ‘Senin kaldırımda ne işin var, yola git’ diyorlar. Biz nerede bisiklet süreceğiz, havada mı?” diye konuştu.
Bisiklete trafikte “oyuncak” muamelesi
Kaza günü sürüşte olmayan İlyas’ın diğer arkadaşı Nurhan Döğer ise, bisikletin motorsuz karayolu taşıtı olarak kabul edilmesine karşın ‘oyuncak’ muamelesi gördüğünü söyledi. Trafiğe çıktıkları zaman diğer araç sürücülerinden “Sizin ne işiniz var?” gibi tepkiler aldıklarını aktardı.
İlyas’ın ölümünün ardından bisikletçilerin güvenli ulaşım talebini görünür kılmak için yaklaşık 60 kişilik karma bir bisiklet grubu, 13 Ağustos’ta Kurtuluş Parkı’ndan başlayan, Bahçelievler’e uzanan ve Kuğulu Park’ta sonlanan şehir içi farkındalık sürüşü yaptı.
Hukuk mücadelesinin hedefi: “Olası kast” ile emsal karar çıkarmak
Ailenin adalet ve cezasızlığın önlenmesi, bisikletçilerin ise güvenli ulaşım talepleriyle sürdürdüğü mücadelenin hukuki boyutunu İlyas’ın yaklaşık dört yıllık arkadaşı ve avukatı Gülşah Satun üstleniyor. İlyas’ın ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması 8 Eylül’de Ankara 94. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Yargılama takvimini değerlendiren Satun, soruşturmanın ‘olası kastla öldürme’ suçlaması üzerinden yürütülmesini talep ettiklerini belirtti:
“Savcı, ‘olası kastla öldürme’ suçlamasıyla iddianameyi düzenlediği takdirde cezanın bu yönde verilmesi için elimizden geleni yapacağız.”
Kepekli Yokuşu’nda MOBESE’lerin eksikliğinin dava için bir dezavantaj olmadığını belirterek, “Görüntü olmaması bizim için tam olarak bir dezavantaj değil” dedi. Kazaya doğrudan tanık olan bisikletçiler başta olmak üzere kaza sırasında yoldan geçen kişilerin ‘bilgi sahibi’ olarak beyanlarının alınacağını söyledi. Birçok görgü tanığının bulunmasının yanı sıra Gürşen’in aracının durumu, yüksek alkollü olması, çarptığını ve aşırı hız yaptığını kabul etmesinin dosya açısından önemli olduğunu şöyle değerlendirdi:
“Arabanın çarptıktan sonraki hâli failin ‘Fark etmedim’ yönündeki iddiasını çürütecek nitelikte. Görüntünün olmaması bizim için dezavantaj olmamakla beraber olsaydı çok daha iyi olurdu. Ama hukuki görüşüm, görüntü olmamasının kişinin alacağı cezada indirime sebep olmayacağı yönünde. Tabii ki emsal bir karar olması için uğraşacağız.”
Dosyanın yalnızca hukuki açıdan değil, bisikletçilerin yaşam hakkı açısından da önem taşıdığını belirten Satun, kendisinin de bisikletçi olduğunu ve İlyas’ın yol arkadaşı olarak davayı takip ettiğini şöyle anlattı:
“Dosyada sadece avukat olarak bulunmuyorum; İlyas’ın bir yol arkadaşı olarak bulunuyorum. Bu, bizim için çok önemli bir yargılama süreci olacak. Ankara Barosu Bisiklet Kulübü’ndeki bisikletçi arkadaşlarımız da bize destek olacak. Çünkü bu hepimizin başına gelebilir. Bizim başımıza gelseydi İlyas da bizim için aynı mücadeleyi verirdi.”

Yaşam hakkı ve kentlerde güvenli ulaşım talebi
Satun’a göre hukuk mücadelesinin amacı yalnızca İlyas’ın ölümüne ilişkin sorumluların cezalandırılması değil, benzer kazaların yeniden yaşanmaması için de gerekli önlemlerin alınmasını sağlamak.
Dosyanın yollarda yaşamını yitiren diğer bisikletçiler için de emsal oluşturmasını hedefleyen Satun, hukuk mücadelesinin yanı sıra güvenli ulaşım için alınması gereken önlemleri de sıraladı. Kendisi de bisikletçi olan Satun, önceliklerinin bisiklet yollarının yapılması olduğunu vurguladı. Bisiklet yolu yapılamayan ya da yapılması mümkün olmayan yerlerde ise gerekli ışıklandırma ve uyarıların yapılmasını talep etti. İlyas’ın kaza günü yalnız olmadığını belirten Satun, MOBESE’lerin önemine vurgulayarak şöyle konuştu:
“Bu tür kazaların yeniden yaşanmasını istemiyoruz. İlyas tek başına değildi ve onu görenler vardı. Ama orada tek başına bisiklet süren biri de olabilirdi. Trafikteki kameralar artırılmalı.”
Sürücüleri bilinçlendirmek gerektiğini belirten Satun, bunun için yetkililerle görüşeceklerini ve Ankara Kent Konseyi Bisiklet Meclisi ile çalışma yapacaklarını duyurdu. Ehliyet kurslarındaki direksiyon eğitimlerinde sürücülere bisikletliler, motosikletliler ve yayaların da trafikte olduğu bilincinin aşılanması gerektiğini belirtti.
Binlerce “incinebilir yol kullanıcısı” trafik kazalarında yaşamını yitiriyor
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün (EGM) Temmuz 2026 tarihli Trafik İstatistik Bülteni’ne göre, yedi ayda Türkiye genelinde 4703, temmuz ayında ise 1208 bisiklet ölümlü veya yaralanmalı trafik kazasına karıştı. Haziran 2026’da 1129, Mayıs 2026’da 763, Nisan 2026’da 606, Mart 2026’da 430, Şubat 2026’da 291, Ocak 2026’da ise 255 bisiklet ölümlü veya yaralanmalı trafik kazası meydana geldi. Aynı dönemde 124 bin 793, temmuz ayında ise 22 bin 393 otomobil ölümlü veya yaralanmalı trafik kazasına karıştı.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun 6 Mayıs 2026 tarihinde yayımlanan Karayolu Trafik Kaza İstatistikleri verilerine göre, 2025’te 484 bin 683 taşıtın karıştığı trafik kazalarında ölüm veya yaralanma meydana geldi. Kazaya karışan taşıtların yüzde 45,2’sini otomobiller, yüzde 31,3’ünü motosikletler, yüzde 1,9’unu ise bisikletler oluşturdu.
EGM’nin bültenindeki sürücü kusurlarına ilişkin verilere göre, yedi ayda ‘arkadan çarpma’ 16 bin 601, ‘aşırı hız’ 909, ‘alkollü araç kullanmak’ ise 861 kez sürücü kusuru olarak kaydedildi. Temmuz ayında ise ‘arkadan çarpma’ 3 bin 185, ‘alkollü araç kullanmak’ 167, ‘aşırı hız’ 165 kez sürücü kusuru olarak kayıtlara geçti.
Motorlu taşıtlar karşısında hiçbir ciddi güvenlik önlemi bulunmayan yayalar ile motosiklet, bisiklet ve elektrikli scooter sürücüleri “incinebilir yol kullanıcıları” kavramı ile ifade ediliyor. Söz konusu gruptaki yol kullanıcılarının 2025’te geçirdiği kazalar sonucunda 2680 kişi yaşamını yitirdi, 183 bin 840 kişi ise yaralandı. Aynı yıl trafik kazalarındaki toplam ölümlerin yüzde 44,4’ü, toplam yaralananların ise yüzde 45,5’i incinebilir yol kullanıcılarından oluştu.





Bir Cevap Yazın