11 Temmuz 2025, Cuma

İllüstrasyon: Bartu, muzir.org

Görsel betimleme: Ön planda, takım elbiseli ve güneş gözlüklü bir güvenlik görevlisi kollarını kavuşturmuş şekilde duruyor. Arkasında cam bir kapı var ve üzerinde büyükçe bir “+21” ibaresi dikkat çekiyor. Kapının üst köşesinde bir “E” harfi yer alıyor, bu da “Eczane”yi sembolize ediyor. Kapının önünde kırmızı bir ip bariyer var ve bu ip, arka planda duran genç bir kişiyi durduruyor. Bu kişi, omuzlarında trans bayrağı (mavi, pembe, beyaz) renklerinde bir pelerin taşıyor. Gencin yüz ifadesi üzgün, umutsuz ya da dışlanmış bir hali yansıtıyor.

Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Haziran ayında 81 ilin Valiliklerine resmi bir yazı gönderdi. Bu yazı, transların cinsiyet uyum süreçlerinde kullandığı hormon ilaçlarını, 21 yaş altındaki kişilerin kullanımını engelliyor. 

Bakanlığın aldığı karar, Medeni Kanun’un cinsiyet uyum süreçlerini düzenleyen maddeyle de çelişiyor. Kanun, cinsiyet uyum operasyonları için 18 yaş sınırını uygun görüyor. 

Bu sınırlama uluslararası sağlık otoritelerinin açıklamalarıyla da ters düşüyor. WPATH (Dünya Trans Sağlık Derneği) tarafından yayımlanan Standartlar Rehberi (SoC v8), 16 yaş itibariyle çapraz hormon tedavisinin başlatılabileceğini savunuyor.

Bu düzenlemeyle birlikte, 18 yaşındaki bir genç Türkiye’de iktidarı belirlemek üzere sandığa gidebiliyor, askere çağrılıyor, cezaevine konabiliyor; ancak kendi bedeni hakkında karar verip hormon tedavisine erişemiyor. 

Transların cinsiyet uyum süreci; yalnızca estetik veya tercihe dayalı uygulamalar değil; tıbben gerekli, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen, varoluşsal bir ihtiyaç. Bu ihtiyaç, Dünya Sağlık Örgütü dâhil birçok sağlık otoritesince daimi olarak tanınıyor. Ancak Türkiye’de bu tedavi, giderek daralan bir çemberin içine sıkıştırılıyor ve bir hak değil, bir lütuf gibi sunuluyor.

Uzmanlar, yaşa dayalı engellemelerin gençleri kontrolsüz, reçetesiz ve güvensiz hormon kullanımına yönlendireceğini vurguluyor. Bu da sağlık risklerini artırıyor. Oysa çağdaş halk sağlığı politikaları, zarar azaltmayı hedeflerken; Türkiye’de izlenen bu yaklaşım, yok saymaya ve bastırmaya dayanıyor.

Bunları okudunuz mu?

“LGBTİ+’lara yönelik nefret en çok yoksul ebeveynleri zor durumda bırakıyor”

LGBTİ+’lara yönelik sistematik nefret söylemi ve transların cinsiyet uyum süreçlerinde kullandıkları birçok hormon ilacına konulan kısıtlamayı Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği’nden Nedime Erdoğan’la konuştuk.

Biyolojik cinsiyetin bilimsel gerçekliği ve karmaşıklığı üzerine

“Biyolojik cinsiyetin karmaşıklığı ve bireysel çeşitliliği göz ardı edilerek hazırlanan kanun teklifleri, yapıları gereği bilimsellikten uzak ve insan haklarına aykırıdır.” Sa Bahattin yazdı.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin