16 Haziran 2024, Pazar

Sanatçı Eda Üntürk
Şamanizm, dünyanın dört bir yanında yer alan farklı kültürlerin tarih boyunca uyguladığı, doğayla ve ruhani dünyayla derin bir bağlantı kurmayı amaçlayan kadim bir inanç ve pratiğin adıdır.
Günümüzde modern yaşamın karmaşası içinde kaybolmuş gibi görünse de şamanizm hâlâ pek çok toplumda ve insanda yaşamaya devam etmektedir. Sanatçı Eda Üntürk ile yaptığımız bu röportajda, Şamanizmin ritüellerinden modern dünyadaki yerinden ve kurbana bakışına kadar geniş bir perspektiften bakarak, bu mistik pratiğin derinliklerine ineceğiz.
Şamanizmin doğa ile olan bağını, şamanların toplumsal rollerini ve ruhsal yolculuklarını keşfederken, bu eski inancın günümüz insanına neler sunabileceğini de anlamaya çalışacağız.
Anadolu’da Şamanizm izlerini sürerken, özellikle Türklerin İslamiyet’i kabul etmeden önceki dönemde bu inanç sisteminin etkili olduğunu görmekteyiz. Şamanizm, doğa ile insan arasında köprü kuran şamanlar aracılığıyla ruhani varlıklarla iletişim kurmayı, hastalıkları iyileştirmeyi ve toplumu korumayı hedeflerdi. Bu dönemde şamanlar, toplumsal hayatın önemli figürleriydi ve hem dini hem de tıbbi rolleri vardı.
Anadolu’da şamanizmin etkileri halen sürüyor mu?
Etkileri ile birlikte varlığı da bizzat Türk topluluklarında sürmekte. Bununla birlikte Türk topluluklarında, o topluluğa başka bir din hakim olmuşsa ve bu dinler baskı kurmuş olsa dahi şamanizmi ortadan kaldıramamış, inançlar birbiriyle iç içe geçmiştir. Bu hep ilgimi çeken bir detay oldu.
İç içe geçmenin bence en güzel örneği Anadolu topraklarında; mesela doğan çocuğun kırkı çıktığında mevlüt okutmak buna bir örnek. Ancak topluluk, iç içe geçtiğine dair bilinçten uzaklaştıkça, bu iç içe geçmenin iki inanış içinde sorunlar yarattığını düşünüyorum.
Şamanizmin ritüelleri nelerdir?
Şamanizim ifadesinin, öncelikle evrensel ve kapsayıcı bir mana taşıdığını unutmamalıyız.(Peru şamanizmi, Havai şamanizmi….) Türk Kamlığı (Şamanizmi), töreye ve ataya bağlı öğretileriyle, bu evrensel manadan ayrı bir yerde. Bu soruya bu yüzden bildiğim yerden, yani Türk Kamlığı’ndan cevap vermek istiyorum.
Türk Kamlığı öğretisinde özellikle ayın belli günleri hem bireysel hem küçük gruplarla hem de toplulukla gerçekleşebilen ritüeller en bilindik ritüellerdir. 21 Eylül, 21 Aralık, 21 Mart, 21 Haziran…
Bunun dışında bireysel olarak yapılan niyet, dua ritüelleri vardır. Örneğin güç için ritüel, gelişim için ritüel… Hayvanları merkeze alan ritüeller de vardır; örneğin erk hayvanını (şamanizmde her insanın sahip olduğu, koruyucu ve yönlendirici bir tür rehber ruh) bulmak için ritüeller, belirlenen bir hayvanın desteğini istemek için ritüeller…
Bu ritüeller, içerik ve konu açısından değişiklik gösterse de her daim doğa ile bütünlük hali taşır. Türk Kamlığında büyü üzerine ritüel, doğru bulunmaz çünkü büyü, orada olmayan kişinin iradesini yok sayar. Bu erdemli bir davranış değildir ve büyüyü yapan kişi, kut kaybeder. İrade Türk Kamlığı öğretilerinde önemli bir güç olarak görülür ve herkesin iradesine saygı, elzemdir.

İllüstrasyon: Gizem Karagöz / muzir.org
Dans, müzik ve şarkı gibi unsurlar Şaman kültüründe nasıl bir rol oynuyor?
“Bu unsurlar, Türk Kamları’nın eğer karşıdaki kişinin şifasına denkse, önerdiği şifa çalışmalarındandır. Aynı zamanda törenlerde Kamlar düngürlerini (vurmalı bir çalgı) çalarak, ateş etrafında dönerek ve sesleriyle eşlik ederek, törende bulunanlar için alan tutarlar. Benim buna dair yorumumsa şöyle; bu unsurlar bu öğretide şifasıyla ruhu, bedeni, zihni dengeliyor ve canlı kılıyor.
Dans, müzik ve şarkı psikoloji bilimi açısından da karşılığı olan tedavi yöntemleri. Örneğin depresyonda olan birinin bir an kalkıp dans etmesi, rahatlatır ve zihnini boşaltır, hatta gülerken kendini bulabilir. Bu acısını dindirmez ama zihnini dengeye getirip sağlıklı düşünmesini destekler.
Dans, depresyon esnasında zihin ile bedenin kopan bağını tamir etmekte destekler. Ancak Kamların bu tip şifa çalışmalarını icra etmelerini sadece dans, müzik, şarkı diye nitelendirmek konuyu sığ yerlerden değerlendirmeye yol açabilir. Çünkü Kamlar bu esnada esrime haline geçiyorlar. (Tanıdığım bütün Kamlar bu esrime haline arı bir bedenle geçmekte. Herhangi bir madde kullanmıyorlar ve kullanmayı uygun bulmuyorlar.) Her adım ataya bağlı, köklü ve kadim bir öğretinin, demir gibi bir disiplinin sonucu olarak ortaya çıkıyor.
Bu inanç sitemi ruhların ve doğaüstü varlıkların varlığına nasıl yaklaşır?
Türk Kamlığı’nda ve bu inanç sisteminde her şeyin ruhu vardır, her şeyin. Mesela evin ruhu vardır ve bu ruh için ritüeller yapılır. Bu ruhlara “iye” denir. Buna daha detaylı bir örnek vermek istiyorum.
Ormana girmeden önce, ormanda gördükleri ilk ulu ağacın dibine sunaklar (kuru baklagil, helva, süt, tereyağı, evde yapılmış kurabiyeler…) bırakıp ağacın kovuğunu üç kere tıklatıp kendilerini ağaca tanıtarak izin isteyip ormana adım atarlar. Tanımadıkları bir ağaca sarılmazlar, ağaç kişiyi tanımadığından rahatsız olabileceği için böyle bir hamle ağaca saygısızlık olur.
Her şeyin ruhu, iyesi olduğuna dair inançsa kişiyi bence çevresi ile bağı olan, bu bağ bilincini çok geniş şekilde tutan, kişiyi ise özde erdem vasıfları ile dolu birine çeviriyor. Böyle biri sizce aklına esen ilk ağacı kesip elindeki çöpü yere öylece atıp açgözlülüğüne yenik düşerek başkasının hakkını elinden alabilir mi?”
Kurban ritüeli Şamanizm’de de var mı?
Türk Kamlığı’nda kurban ritüeli iki çeşit.
Kanlı ve kansız kurban. Bu kurbanların niyetleri farklı konuları kapsayabilir; Atalar için, şifa için, desteklenmek için… Kanlı kurbanlar, yerin altıyla ilgili konular olduğu için “Kara Kam” tarafından gerçekleştirilir.
Kansız kurbanlar (örneğin süt ile göğe saçı yapmak) göğün üstü ile ilgilidir ve “Ak Kamlar” tarafından gerçekleştirilir. Fakat burada, bu anlattıklarımdan yola çıkıp parantez açmayı istediğim bir konu var; “Ak Kam” iyi, “Kara Kam” kötü değildir.
Kişinin şifası neredeyse, bu şifasının konusu ve çözümü neyse; bu şifayı hangi Kam yapabilecekse, o Kam kişiyi destekliyor. Ak Kam’ın işlevi farklı, Kara Kam’ın işlevi farklı: Biri iyi, biri kötü değil. İkisi de gerekli.”
Şamanizmde yer alan kurban ritüeli günümüz inancından farklı olarak doğanın güçlerine saygı temasını ön planda tutuyor. Yalnızca hayvan odaklı değil meyve sebze veya hatta sembolik unsurların da doğaya, ruhlara saygı ve yardım için kurban edildiği görülmektedir. Kurban vermek onlar için kurbandan fayda sağlama amacı değil gerçekten doğaya sunma amacı taşır.
Bu inanç sisteminde doğayla dengede kalmanın çok önemli olduğu düşünülüyor ve çoğunlukla kötü ruhlardan arınmak veya iyi ruhlardan yardım istemek için ritüeller yapıyorlar. Şamanizm gerek günümüzde etkilerini sürdürürken gerek de diğer inanç sistemlerine yön vermiştir.
*Bu içerik Dijital Medya Araştırmaları Derneği’nin bir operasyonu olan NewsLabTurkey tarafından desteklenen bir medya geliştirme projesinin parçası olarak yayınlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu Aslı Alpar’a aittir ve hiçbir koşulda Dijital Medya Araştırmaları Derneği’nin duruşunu yansıtmamaktadır.





Bir yanıt yazın