Sokakta yaşayan hayvanlara yönelik şiddet yalnızca yasalarla, belediye kararlarıyla ya da barınak uygulamalarıyla büyümüyor. Şiddetin en görünmez ama en etkili alanlarından biri de haber dili.
Dil politiktir. Seçtiğimiz kelimeler, kurduğumuz cümleler birilerinin öldürülmesine, hapsedilmesine neden olabilir; korkuyu büyütebilir, nefretin dolaşımını hızlandırabilir. Sokakta yaşayan hayvanları düşmanlaştıran kelimelerin medyada yaygınlaşması onların temel haklarını gasp etti. Buradan hareketle düşmanlaştıran kavramları derledik.
Haber dilinde sıradan kelimeler gibi kullanılan, “başıboş”, “tehdit”, “terör”, “sürü”, “istila”, “saldırgan köpekler”, “köpek dehşeti”, “köpek terörü”, “sokaklar köpeklere teslim”, “çocuklar tehlikede”, “itlaf çözüm mü?” gibi ifadeler gerçekte sokakta yaşayan hayvanları düşmanlaştıran bir çerçeve kuruyor.
Gazetecilikte kelime seçimi tarafsız bir teknik ayrıntı değildir. Bir olayı hangi kelimelerle anlattığınız, okurun neyi sorun, kimi fail, neyi çözüm olarak göreceğini doğrudan etkiler. Bu sebeple, bu hedef gösteren “başıboş”, “tehdit”, “terör”, “sürü”, “istila” gibi sözcüklerin yerine neler kullanabiliriz?
Düşmanlaştırıcı kavramlar sözlüğü ve yerine öneriler
“Başıboş”
Türkiye’de en yaygın kullanılan ifadelerden biri “başıboş köpek” ya da “başıboş hayvan” ifadesi.
Bu kelime, hayvanın sahipsizliğini değil, denetimsiz, tehlikeli ve kamusal alanda bulunmaması gereken bir varlık olduğu fikrini çağırır. “Başıboş” sözcüğü, hayvanı yaşam hakkı olan bir canlı olarak değil, kontrol edilmesi gereken bir güvenlik nesnesi olarak konumlandırır.
Bunun yerine kullanılabilecekler:
Sokakta yaşayan hayvan
Kentte yaşayan hayvan
Mahallede yaşayan köpek/kedi
“Tehdit”
“Sokak köpekleri tehdit oluşturuyor” gibi başlıklar, hayvanların varlığını doğrudan tehlike olarak kurar. Böyle bir dil, kamu kurumlarının sorumluluğunu görünmez hale getirir.
Oysa gerçek soru şudur: Belediyeler kısırlaştırma, aşılama, kayıt, tedavi ve yerinde yaşatma yükümlülüklerini yerine getirdi mi?
“Tehdit” ifadesi yerine şu sorular sorulmalı:
Bölgede kısırlaştırma çalışması yapıldı mı?
Hayvanlar aşılı ve kayıtlı mı?
Belediye düzenli besleme ve sağlık takibi yapıyor mu?
Çocukların denetimleri için hangi önleyici hizmetler uygulanıyor?
“Terör”
Son yıllarda bazı haberlerde ve sosyal medya paylaşımlarında “köpek terörü” ya da “başıboş köpek terörü” gibi ifadeler kullanılıyor.
“Terör” kelimesi, hayvanları siyasal şiddet faili gibi gösteren son derece ağır ve hedef gösterici bir ifade. Bu kullanım, hayvanlara yönelik şiddeti sıradanlaştırır; zehirleme, vurma, toplama ve öldürme çağrılarını meşrulaştırabilir.
Hayvanlar terör faili olamaz. Hayvanların bulunduğu kamusal alanlarda yaşanan sorunlar, kamu politikası, belediye sorumluluğu, ihmal, denetimsizlik ve bilimsel yöntemlerin uygulanmaması üzerinden tartışılmalı.
“Sürü”
“Sürü halinde geziyorlar”, “sürü paniği”, “sürü saldırısı” gibi ifadeler, hayvanları tek tek canlılar olarak değil, kontrolsüz ve korkutucu bir kitle olarak resmeder.
Bu kelime özellikle görsellerle birleştiğinde hayvanları tehditkâr bir kalabalık gibi sunar. Oysa haber, olayın bağlamını kurmakla yükümlüdür: Hayvanlar neden o bölgede toplanıyor? Besleme noktaları var mı? Kısırlaştırma yapılmış mı? Belediye sahada çalışıyor mu? İnsan davranışı, açlık, korkutma, taşlama ya da kötü muamele gibi faktörler incelenmiş mi?
“Sürü” yerine daha bağlamsal ifadeler kullanılabilir:
Bölgede bir arada bulunan köpekler
Aynı noktada yaşayan hayvanlar
Mahalledeki köpek grubu
“İstila”
“Sokaklar köpek istilasında” ya da “mahalleleri köpekler bastı” gibi ifadeler, hayvanları kentin dışından gelen düşman unsurlar gibi gösterir.
Bu dil, sokakta yaşayan hayvanların zaten o kentin, o mahallenin ve o kamusal yaşamın parçası olduğunu siler. “İstila” kelimesi, hayvanların varlığını olağandışı, düşmanca ve ortadan kaldırılması gereken bir durum gibi sunar.
Oysa sokakta yaşayan hayvan nüfusu bir “istila” değil; yıllarca uygulanmayan kısırlaştırma, terk edilme, üretim-satış denetimsizliği ve kamusal bakım eksikliğinin sonucudur.
“Dehşet”, “kâbus”, “panik”
“Köpek dehşeti”, “mahallede kâbus”, “vatandaş panikte” gibi başlıklar, olayları çoğu zaman bağlamından kopararak korku atmosferi yaratır.
Bu tür kelimeler, haberin bilgi verme işlevini de zayıflatır. Okuru bilgilendirmek yerine alarma geçirir. Olayın ne olduğu, nasıl gerçekleştiği, doğrulanıp doğrulanmadığı, kamu kurumlarının sorumluluğu ve uzman görüşü geri planda kalır.
Korku dili yerine açıklayıcı haber dili tercih edilmelidir:
Mahallede bir arada yaşam için uzmanlar anlatıyor
Bölgede kısırlaştırma ve denetim eksikliği tartışılıyor
Belediyenin sorumluluğu ne?
“İtlaf”
“İtlaf” kelimesi, öldürmeyi teknik, steril ve idari bir işlem gibi gösterir. Bu nedenle çok tehlikelidir. Çünkü yaşam hakkı ihlalini sıradanlaştırır.
Hayvan hakkı savunucularına göre “itlaf” kelimesi, öldürme politikasını yumuşatan ve kamuoyuna daha kabul edilebilir gösteren bir bürokratik dildir.
Haberlerde “itlaf” ifadesi kullanılıyorsa, bunun aslında hayvanların öldürülmesi anlamına geldiği açıkça belirtilmeli; öldürmenin çözüm gibi sunulmasına izin verilmemelidir.
“Uyutma”
“Uyutma” ifadesi de benzer biçimde öldürmeyi görünmez kılan bir kelimedir. Özellikle sahiplendirilmeyen hayvanların “uyutulması” gibi ifadeler, ölüm kararını yumuşatır ve etik tartışmayı perdeleyebilir.
Haber dili, gerçeği yumuşatmamalıdır. Eğer söz konusu olan öldürmeyse, bu açıkça “öldürme” olarak adlandırılmalıdır. Yerine kullanılan “ötenazi” kelimesi de doğruyu yansıtmamaktadır. Ötenazi kişinin kendi iradesiyle aldığı bir kararken, köpekler için geçerli olan sadece öldürülmelidir. Burada da “zehirli iğne ile öldürme” gibi yöntemin adı doğrudan belirtilip kamuoyu doğru bilgilendirilmelidir.
“Sokaklar köpeklere teslim”
Bu ifade, kentte insanlarla hayvanların birlikte yaşamasını bir egemenlik savaşı gibi gösterir. Oysa sokaklar yalnızca insanlara ait değildir; kent, birlikte yaşam alanıdır.
Bu kalıp, yurttaşların güvenlik kaygısını hayvanların yaşam hakkına karşı konumlandırır. Böylece çocuk hakları, kent hakkı, halk sağlığı ve hayvan hakları birbirine düşmanmış gibi sunulur.
Oysa güvenli sokaklar, hayvansız sokaklar değildir. Güvenli sokaklar; kısırlaştırma, aşılama, tedavi, kayıt, denetim, eğitim ve birlikte yaşam politikasıyla mümkün.






Bir Cevap Yazın