Yeni e-dergimiz #Haftalık, her hafta bir gazeteci ve bir karikatüristin ortak çalışmasıyla gündemin nabzını tutuyor. Basın Evi Destek Projesi (BEDA) desteğiyle hayata geçen bu çalışma, tam 19 hafta boyunca her pazartesi muzir.org adresinde yayınlanacak. Haftanın en çarpıcı gelişmelerini hem kalemden hem de çizgiden okumak için on sekizinci sayımızı inceleyebilirsiniz.

Hazırlayanlar: Gazeteci Yusuf Çelik ve Çizer Eda Erdoğmuş. Bu yayının içeriği tamamen yazarlar, çizer ve editörün sorumluluğundadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmayabilir.

Bir soru nasıl milyonları peşinden sürükledi?

“Z kuşağı” internet kullanıcıları öncülüğünde kurulan “Hamam Böceği Halk Partisi”, kısa sürede büyüyerek sosyal medyadan sokaklara taşındı.

Hindistan’da son haftalarda düzenlenen kitlesel protestoların odağındaki “Hamam Böceği Halk Partisi” (Cockroach Janta Party-CJP), resmi bir siyasi parti olmamasına rağmen milyonlarca kişiyi etrafında toplamayı başardı. Mahkeme salonunda kullanılan bir hakaretle başlayan süreç, kısa sürede genç işsizliği, eğitim krizi ve hükümet politikalarına karşı ülke çapında büyüyen bir protesto hareketine dönüştü.

Hareketin ortaya çıkışı ise Hindistan Yüksek Mahkemesi’nde kullanılan ifadelerle başladı.

Mahkeme salonundan sosyal medyaya

Mayıs ayında görülen bir dava sırasında Yüksek Mahkeme Başkanı Surya Kant’ın işsiz gençler, sosyal medya aktivistleri ve bazı kamu yararı davaları açan kişileri “hamam böcekleri” ve “parazitler” olarak nitelendirdiği yönündeki ifadeleri kamuoyunda büyük tepki yarattı.

Kant daha sonra sözlerinin bağlamından koparıldığını savunsa da özellikle işsiz gençler bu ifadeyi, devletin kendilerine yönelik bakışının bir yansıması olarak değerlendirdi.

Bu tartışmalar sürerken ABD’nin Boston kentinde yaşayan siyasal iletişim uzmanı Abhijeet Dipke, X hesabından tek cümlelik bir paylaşım yaptı. Paylaşım kısa sürede yüz binlerce kişiye ulaştı. Dipke ertesi gün “Cockroach Janta Party” adıyla internet sitesi kurdu, manifesto yayımladı ve sosyal medya hesaplarını açtı.

Bir internet akımından fazlası

Hareketin büyümesinde yalnızca sosyal medya etkili olmadı. Hindistan’da son yıllarda artan genç işsizliği, kamu personeli sınavlarında yaşanan usulsüzlük iddiaları, NEET sınavı etrafındaki tartışmalar ve eğitim sistemine yönelik tepkiler, CJP’nin geniş kesimlerden destek görmesini sağladı.

Kuruluşundan yalnızca iki hafta sonra hareketin Instagram hesabı 22 milyondan fazla takipçiye ulaştı. Bu sayı, iktidardaki Bharatiya Janata Party’nin (BJP) resmi hesabını geride bıraktı.

Protestolar sürüyor

Bugün CJP yalnızca dijital bir oluşum değil. Yeni Delhi başta olmak üzere birçok kentte düzenlenen kitlesel gösterilerin çağrıcısı hâline gelen hareket, Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan’ın istifasını, sınav skandallarının bağımsız biçimde soruşturulmasını ve protestocular hakkında açılan davaların geri çekilmesini talep ediyor.

Polisin gösterilere müdahalesi, internet erişimini sınırlandırması ve çok sayıda eylemciyi gözaltına alması ise hareketin görünürlüğünü azaltmak yerine daha da artırmış durumda.

Resmi bir siyasi parti olmamasına rağmen milyonlarca kişiye ulaşan “Hamam Böceği Halk Partisi”, bugün Hindistan’da genç işsizliği ve siyasal temsil krizinin en görünür sembollerinden biri olarak büyümeyi sürdürüyor.

Gülistan Doku dosyasında altı yıl sonra devletin izi soruşturuluyor

Altı yılı aşkın süredir cevabı aranan “Gülistan Doku’ya ne oldu?” sorusu ise hâlâ yanıtını bekliyor.

Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaybolmasına ilişkin soruşturmada altı yıl sonra en kapsamlı adli süreç yaşanıyor. Nisan ayında başlayan operasyonların ardından bu hafta düzenlenen ikinci dalga operasyonlarda 15 kişi daha gözaltına alındı. Korucu Fatih Özmen ve bilişim şirketi sahibi Mehmet Aca’nın da tutuklanmasıyla dosyadaki tutuklu sayısı 15’e yükselirken, savcılık soruşturmanın yalnızca Gülistan Doku’nun kaybolmasına değil, delillerin organize biçimde karartıldığı iddialarına da odaklandığını açıkladı.

Soruşturmanın ilk büyük operasyonu 13 Nisan’da gerçekleştirildi. Aralarında Gülistan Doku’nun eski erkek arkadaşı Zaynal Abakarov, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, eski polisler ve kamu görevlilerinin de bulunduğu 13 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Operasyonda 11 kişi gözaltına alınırken, ilerleyen günlerde eski polis Gökhan Ertok, İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Mustafa Türkay Sonel, eski Vali Tuncay Sonel, eski Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, bilişim şirketi sahibi Mehmet Aca’nın da tutuklanmasıyla ile birlikte çok sayıda şüpheli tutuklandı.

İkinci dalga operasyonda 15 kişi gözaltına alındı

Soruşturma bu hafta yeni bir operasyonla genişletildi. Tunceli, Elazığ, Malatya, Ankara ve İstanbul’da eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda 15 kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar arasında üç doktor, bir hemşire, bilgi işlem ve veri giriş personelleri, iki güvenlik korucusu, Gülistan Doku’nun telefon kayıtlarına müdahale ettiği değerlendirilen bilişim şirketi sahibi ile eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in eşi Handan Sonel de yer aldı.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, operasyonun Gülistan Doku’nun Tunceli Devlet Hastanesi’nde gördüğü ileri sürülen muayeneye ilişkin kayıtların silinmesi ve delillerin karartılması iddiaları kapsamında yürütüldüğünü açıkladı.

“Deliller organize biçimde karartıldı”

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı ise yaptığı açıklamada soruşturmanın seyrini değiştirebilecek tespitlere ulaşıldığını duyurdu.

Başsavcılık açıklamasında, tanık beyanları, HTS kayıtları, ihbarlar ve diğer delillerin değerlendirilmesi sonucunda Gülistan Doku’nun cansız bedeninin şüphelilerle bağlantılı korucular tarafından organize biçimde gömülmüş ya da yok edilmiş olabileceğine ilişkin önemli delillere ulaşıldığı belirtildi.

Bu kapsamda olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen şüphelilere yönelik yeni operasyonlar düzenlenirken, savcılık soruşturmanın çok yönlü olarak sürdüğünü bildirdi.

Tutuklu sayısı 15’e yükseldi

Son operasyon kapsamında gözaltına alınan korucu Fatih Özmen ve bilişim şirketi sahibi Mehmet Aca’nın da tutuklanmasıyla dosyadaki tutuklu sayısı 15’e yükseldi.

Dosyada halen eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel, Zaynal Abakarov, Engin Yücer, Gökhan Ertok, Erdoğan Elaldı, Çağdaş Özdemir ve çeşitli kamu görevlilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda şüpheli tutuklu bulunuyor.

“Gülistan Doku’ya ne oldu?” sorusu hâlâ yanıt bekliyor

Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü ikinci sınıf öğrencisi Gülistan Doku, 5 Ocak 2020’de Tunceli’de kayboldu. Güvenlik kamerası kayıtları, Doku’nun son olarak Dinar Köprüsü çevresinde görüldüğünü ortaya koyarken, Munzur Nehri ve Uzunçayır Baraj Gölü’nde aylar süren arama çalışmalarından sonuç alınamadı.

Soruşturmanın ilk yıllarında dosya büyük ölçüde intihar ihtimali üzerinden yürütüldü. Ancak Doku ailesi, avukatları ve kadın örgütleri etkin soruşturma yürütülmediğini, delillerin zamanında toplanmadığını ve bazı şüphelilerin korunarak dosyanın sürüncemede bırakıldığını savundu.

Görsel, çizgi-roman ve illüstrasyon estetiğinde hazırlanmış yatay bir portre çalışması. Sol tarafta, belden yukarısı görünen uzun ve dalgalı kahverengi saçlı bir kadın figürü yer alıyor. Yüzü sade, belirgin siyah çizgilerle ve sıcak ten tonlarıyla resmedilmiş. Boynunda mavi bir şal bulunuyor; üzerinde ise renkli çiçek desenleri olan siyah bir kıyafet var. Saçlar, kompozisyonun sol alt bölümünü yoğun biçimde kaplıyor. Sağ tarafta büyük, siyah ve uzatılmış harflerle “GÜLİSTAN” yazıyor. Yazının üst kısmında daha küçük ve el yazısını andıran biçimde “Seni hiç unutmadık!” ifadesi bulunuyor. Harflerin kıvrımlı, organik ve yer yer dalgalı biçimi görsele güçlü bir tipografik karakter kazandırıyor. Arka plan beyaz zemin üzerine çizilmiş çok sayıda siyah, kıvrımlı ve paralel çizgiden oluşuyor. Bu çizgiler hem figürün hem de yazının çevresinde akarak hareket, yoğunluk ve hafif bir psikodelik etki yaratıyor. Genel olarak çalışma, anma veya hatıra amacı taşıyan, duygusal ve kişisel bir portre illüstrasyonu izlenimi veriyor.

Yıllar boyunca sürdürülen adalet mücadelesinin ardından dosya 2025 yılında yeniden ele alındı. Savcının değişmesiyle birlikte yüzlerce saatlik güvenlik kamerası görüntüsü yeniden incelendi, yeni tanık beyanları alındı ve dijital deliller üzerinde kapsamlı inceleme başlatıldı.

Bugün gelinen noktada, yalnızca Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin değil; cinayet, delillerin organize biçimde karartılması, resmi kayıtların silinmesi ve kamu görevlilerinin olası sorumluluğu iddialarını da kapsayacak şekilde genişletilmiş durumda. Altı yılı aşkın süredir cevabı aranan “Gülistan Doku’ya ne oldu?” sorusu ise hâlâ yanıtını bekliyor.

Bir yanıt yazın

ÖNE ÇIKANLAR