Yeni e-dergimiz #Haftalık, her hafta bir gazeteci ve bir karikatüristin ortak çalışmasıyla gündemin nabzını tutuyor. Basın Evi Destek Projesi (BEDA) desteğiyle hayata geçen bu çalışma, tam 19 hafta boyunca her pazartesi muzir.org adresinde yayınlanacak. Haftanın en çarpıcı gelişmelerini hem kalemden hem de çizgiden okumak için onaltıncı sayımızı inceleyebilirsiniz.  

Hazırlayanlar: Gazeteci Yusuf Çelik ve Çizer Eda Erdoğdu. Bu yayının içeriği tamamen yazarlar, çizer ve editörün sorumluluğundadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmayabilir.

Suruç Katliamı’nın 11. yılında adalet talebi sürüyor: “Devlet bu işin içinde olmadığını söylüyor”

Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 20 Temmuz 2015’te IŞİD’in gerçekleştirdiği canlı bomba saldırısında yaşamını yitiren 33 kişi, katliamın 11. yılında bugün Türkiye’nin birçok kentinde düzenlenecek anmalarla anılacak. Suruç Aileleri İnisiyatifi, gençlik örgütleri ve çok sayıda demokratik kitle örgütü, bu yıl da “Suruç için adalet” talebiyle meydanlarda olacak.

İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Dersim, Adana ve Diyarbakır başta olmak üzere birçok kentte bugün basın açıklamaları, yürüyüşler, mezarlık ziyaretleri ve anma etkinlikleri düzenlenecek. Anmaların ortak talebini ise 11 yıldır sürdürülen cezasızlık politikalarına karşı adalet çağrısı oluşturuyor.

20 Temmuz 2015’te Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun (SGDF) çağrısıyla Kobani’nin yeniden inşasına destek vermek amacıyla Suruç’taki Amara Kültür Merkezi bahçesinde bir araya gelen gençler, IŞİD’in gerçekleştirdiği canlı bomba saldırısının hedefi oldu. Patlamada 33 kişi yaşamını yitirdi, 100’ün üzerinde kişi yaralandı.

Aradan geçen 11 yıla rağmen ailelerin adalet arayışı sürüyor. Suruç Katliamı’nda yaşamını yitiren Vatan Budak’ın babası Murat Budak, Muzir.org konuştu. Budak, geçen 11 yılı, adalet mücadelesini anlattı.

“11 senedir olmayan bir şeyi oldurmaya çalışıyoruz”

“11 yılda adalet mücadelesinde olduğumuz yer aynı. İlk gün neredeyse şu anda olduğumuz yerdeyiz. 11 yıl bizim için mücadelelerle geçti. Kendi yaptıkları katliamı örtmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar maalesef. Mahkemelerde hiçbir isteğimiz kabul görmüyor, mahkemeden çok tiyatro gibi. Şu ana kadar mahkemeye bir tane katil getirilmedi. SEGBİS ile katılıyor bir tane katil. Biz aileler olarak ‘Bu katili buraya getirin, yüz yüze mahkeme yapalım’ dediğimizde, ‘katil’ dedikleri için 9 yoldaşımız yargılandı. Bir tanesi 1,5 yıl ceza aldı. Geldiğimiz nokta bu. Hiçbir şey yapılmadı. Yapılmayacak gibi de. Çünkü şu anda Türkiye’de adalet aramak samanlıkta iğne aramak gibi. Hatta samanlıkta iğne aramak daha kolay diyebiliriz. Çünkü samanlıkta iğneyi bilirsiniz; öyle ya da böyle bir şekilde bulursunuz. Ama biz 11 senedir olmayan bir şeyi oldurmaya çalışıyoruz.

“Biz oraya çatışmaya gitmiyoruz”

“Ben kendi adıma, gerçi ailelerle hep beraberiz ama ben onur duyuyorum. Keşke bizim de cesaretimiz olabilse, biz de gidip bir el uzatabilseydik. Herkesin yapabileceği bir cesaret örneği değil. Ben Vatan’a gitmemesini söyledim. Çünkü iyi kötü bölgeyi bilen bir insanım. Oranın tehlikeli olduğunu, aslında tehlikenin orası değil AKP’nin politikaları olduğunu düşündüğüm için gitme demiştim. Hatta o gün beraberdik, ben yolcu ettim. Bana, ‘Ben gideceğim zaten’ dedi. En önemli söylediği şey, beni derinden sarsmıştı. ‘Ya biz oraya çatışmaya gitmiyoruz. Elimizde oyuncaklar var, ilaçlar var. O kadar da olmazlar herhalde’ dedi. Orada zaten söz bitmişti. Ben buna acı demiyorum, onur duyuyoruz.

“Temmuzun birinde uyuyup ağustosun birinde kalkmak istiyorum”

“Türkiye ve Kürdistan’ın birçok bölgesinden giden, yaşamını yitiren yoldaşlarımız oldu. Ondan önce daha çoktuk ama tabii hayatını kaybeden ailelerimiz de oldu. Şimdi ben diyorum ki, temmuzun birinde uyuyup ağustosun birinde kalkmak istiyorum. Gençlerin bu davaya sahiplenmesi, inanın bizleri yani aileleri daha dirençli tutuyor. Yoksa dayanılacak bir şey değil. Ama sizleri görüyoruz. Vatan bana hiç ‘baba’ demezdi, ‘abi’ derdi. Şimdi bana yoldaşlarımız, Vatan’ın arkadaşları ‘Murat Baba’ diyor. Ben de diyorum ki, baba değil abi deyin. Çünkü hepiniz Vatan’sınız.

“Biz yüzde yüz suçlu duruma düştük”

“Mahkemeler sürecinde bizim yoldaşlarımızı yüzde elli kusurlu gösterdiler. Şimdi yeni bir karar alındı. Biz yüzde yüz suçlu duruma düştük. Haberiniz var mı? Şu anda neredeyse biz yargılanacağız. O derece devlet tamamen bu işin içinde olmadığını söylüyor. Ben hiçbir mahkemeye gidemedim. O cesareti bulamadım. Gitseydim daha farklı bir zindanda olabilirdim. Çünkü ben fazla haksızlığa tepki verirdim. Bizim dokuz tane yoldaşımızı mahkemeye attılar.

“Canlı bomba polislerin arasından çıkıp geliyor”

“Mahir Kaynak’ın bir açıklaması var. Böyle büyük bombalı saldırılarda devletin kontrolü dışında olma ihtimalinin sıfır olduğunu söylemişti. Bunu MİT Başkanı da söylemişti. Bu dönemde zaten büyük olaylar yaşanıyordu. Aslında konuşulacak çok şey var. Orada canlı bombanın kamera görüntüleri var. Polislerin arasından çıkıp geliyor. Çok önceden bu ihbar yapılmasına rağmen hiçbir önlem alınmıyor.

Bir yanıt yazın

ÖNE ÇIKANLAR