Eskişehir Anadolu Üniversitesi öğrencileri, Kasım ayında yemekhane zamlarını ve yemekhanedeki yeni sistemi protesto etti. Protesto esnasında öğrencilere okuldaki Özel Güvenlik Birimleri (ÖGB) çalışanları saldırdı; öğrenciler çeşitli yerlerinden yaralandı. Protestonun ardından özel güvenlik görevlileri şikayetçi oldu ve öğrenciler hakkında üniversite soruşturması açıldı. O soruşturmadan çok sayıda öğrenciye kınama ve uzaklaştırma cezası verildi. Dosya bununla kalmadı, sekiz öğrenciye “hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme” gerekçesiyle Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldı. 9 Aralık’ta görülecek mahkemede sekiz öğrenci yargılanacak.

Dava açılan öğrencilerden Burak Öztürk, yaşadıkları saldırıyı ve sonrasındaki süreci aktardı.
“Anadolu Üniversitesi öğrencileri olarak rezervasyonla 35 TL olan ama rezervasyonsuz 100 TL ödemek zorunda kaldığımız yemekhane fiyatlarını protesto etmek için toplanıp bildiri dağıtmıştık. Rezervasyon sistemi çok saçma bir sistem iki gün önceden rezervasyon yapman gerekiyor yoksa yemek fiyatı 100 TL oluyor sürekli site kapanıyor ödenmiyor ve iki gün sonra yemek yiyeceğinin bir garantisi yok.
“Geçen sene yemek paylaşım özelliği vardı, bu rezervasyon sistemini de “israfı engelleme amaçlı” getirdiler ancak israfı engelleme amaçlı var ise yemek paylaşım özelliğini neden devre dışı bıraktılar anlayamadık.
“Yemekhane dışında ÖGB çalışanları gelip “dağıttırmıyoruz” diyerek ders işlenmeyen öğle molası saatinde bildirileri elimizden alıp bizi darp ettiler.
“Vücudunda morluklar oluşan ceketleri yırtılan, telefonları kırılan arkadaşlarımız oldu ayrıca güvenlikler bize küfür ve hakaret etti. Üç hafta sonra ifadeye gittik toplu şikayet yapmışlar, üniversite soruşturması açıldı ve bu soruşturmadan bazı arkadaşlarımız kınama bazılarına ise uzaklaştırma cezası verildi. Soruşturma evrakının detaylarını istediğimizde ise tarafımıza ‘gizlilik’ gerekçesiyle ret yanıtı geldi ancak soruşturmaya taraf olan biziz, neyle suçlandığımızı bilmek hakkımız diye düşünüyorum.
“Şimdi de hakkımızda dava açılmış.
“Ben alanda gönüllü muhabirlik yapıyordum, arkadaşlarımın yaşadığı işkenceyi kayıt altına almaya çalışıyordum. Olay esnasında kamerayı bıraktığım bir anda yaklaşık 20 özel güvenlik görevlisi üstüme saldırdı.
“Disiplin cezasının iptali için dava açtığımızda üniversitenin savunmasında açık bir şekilde benim sadece eylemi görüntüye aldığımı yazmışlar bu yazdıkları ceza sebeplerine hiçbir delil ve başka bir şey ekleyememişler.



“Tüm bunlara rağmen, emniyette ifadelerimiz alınırken özel güvenlik görevlilerinden şikâyetçi olduk; ancak ne üniversite ne de savcılık onlar hakkında soruşturma başlattı, ifadeleri dahi alınmadı.”

“Amaç benzer itirazların yeniden yükselmesini engellemek”
Bu saldırıların gençlik hareketinin güçlenmesini bastırma amacı taşıdığını anlatan Burak şöyle diyor: “Okulun ÖGB şefinin ve ÖGB çalışanlarının en basit bir yemekhane rezervasyonu protestosunda bile nasıl vahşileştiğini görebiliyoruz. Biz bunun sebebinin, hakkımızda açılan soruşturmaların ve davaların sadece yemekhane protestosundan kaynaklı olmadığını biliyoruz. Bunun arkasında daha geniş bir siyasal süreç var 19 Mart direnişinde gençlik, üniversitelerde de ‘Kayyumlar gidecek biz kalacağız’ iradesini ortaya koydu ve önemli bir hareketlilik başladı. Bugün yaşanan baskıları, soruşturmaları ve davaları da bu sürecin bir devamı olarak görüyorum. Bence amaç, o dönemde ortaya çıkan gençlik hareketini baskıyla sindirmek, cezalandırmak ve benzer itirazların yeniden yükselmesini engellemektir.”






Bir Cevap Yazın