Hatay’da yaşayan Tahsin Nihadioğlu, depremde hayatta kaldı ancak kendi evinden eşya almak için girdiği sırada kimliği belirsiz kişiler tarafından araç içerisinde darp edildi, işkence gördü.
Görgü tanıklarına göre işkencecilerin üstünde jandarma ve polis üniforması vardı.
Yaşananlar bununla da sınırlı kalmadı, çalıştığı belediyede apar topar şehir dışına çıkarılmak istenen Tahsin, bir otobüse bineceği esnada Kırıkhan’da karşıdan karşıya geçerken yaşanan trafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Nihadioğlu ailesi, kardeşlerinin ölümünün şüpheli olduğunu söyleyerek 3 yıldır adalet arıyor ancak 6 Şubat 2023’te yaşanan Maraş merkezli deprem sonrası işlenen suçlar örtbas edilmek isteniyor.
Tanıklar ifadeye dahi çağrılmadı
Dosya avukatı Ali Ekiz, adalet mücadelesini ve dosyanın detaylarını aktardı.

Fotoğraf: Av. Ali Ekiz
“Tahsin Nihadioğlu’nun işkenceye uğraması, ardından trafik kazasında hayatını kaybetmesi ile ilgili iki ayrı soruşturma açıldı. Ancak başından beri tüm taleplere rağmen iki dosya arasında bir bağ olup olmadığı araştırılmadı. Açılan iki dosyada da delillerin tamamı toplanmadı. Tanık olduğunu kamuoyuna açıklayan kişiler ifadeye çağrılmadı, iki dosya da takipsizlik kararı ile kapatıldı. Hatay adliyesinde açılan işkence dosyası için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunduk. Yaklaşık 1 yıldır AYM’den bir karar bekliyoruz.”
“Polis ve jandarmanın işlediği suçları örtbas etmeye çalışan bir düzen var”
Av. Ekiz, Adalet Bakanlığı’nın kamuoyunda yer edinmiş ve eksiklikler sebebiyle adalet mücadelesine konu olmuş dosyaların tekrar incelemesi için özel bir komisyon oluşturduğunu hatırlatıyor ve şunları ekliyor:
“Basında da sıkça yer aldığı üzere Dersim’de kaybedilen Gülistan Doku dosyasında bu komisyonun etkileri olduğu da belirtiliyor. Bizim komisyondan talebimiz üç yıldır savcılıklardan defalarca istediğimiz ancak toplanmayan delillerin toplanması. İşkence dosyasında o zamanlar milletvekili olan Barış Atay ve tedaviyi yapan Barış Kaya’nın ifadeleri halen alınmış değil. İki dosyanın şüphelileri arasında bir bağ olup olmadığını halen bilmiyoruz, bunun ısrarla araştırılmıyor. Kamera kayıtlarının silindiğine dair dosyalara yazılar gelmiş ancak baktığımız zaman ya savcılık kolluğa geç yazı yazmış ya da kolluk savcılığın talebini bekletip kamera kayıtları silindi diye cevaplar yazmış. Açıkçası kolluğun kamera kayıtlarını bulmadığına dair cevap yazılarını inandırıcı bulmuyoruz. Alelacele kapatılmış olan iki dosyada da yapılmamış olan işlemlerin yapılabilmesi ve dosyalardaki deliller üzerinden bir ceza davası açılabilmesi umuduyla bu başvuruyu yaptık.”
“İşkence dosyası için açıkça şunu söyleyebiliriz: Türkiye’de polisin ya da jandarmanın işlediği suçları örtbas etmeye çalışan bir yargı düzeni hakim. Trafik kazası dosyası da aynı şekilde kapatılmaya çalışıldı. Arabanın altına atlayıp intihar etmeye kalkarsanız bile bilirkişiler sürücüye kusur atfeder. Fakat bu dosyada bilirkişi tüm kusuru Tahsin Nihadioğlu’na atfetmiş. Bu da bizi iki dosyanın birbiriyle bağlantılı olduğu konusunda şüphelendiriyor.”
Tahsin Nihadioğlu dosyasının 2023 yılından beri açılmaması sadece bir ailenin yaşadığı hukuk mağduriyeti değildir. Bu durum, adalet sisteminin emekçiler, yoksullar ve ötekileştirilmiş insanlar için nasıl işlediğini gösteren acı bir örnektir.
Biz aile olarak yıllardır adalet arıyoruz. Ancak gördüğümüz şey şudur: Bu ülkede güç sahibi olanların, sermaye çevrelerinin ya da siyasi nüfuzu bulunanların işleri çok daha hızlı ilerlerken, halkın çocuklarının dosyaları hiç bir hukuk kuralı gözetilmeden kapatılmaktadır. İşte bizim isyanımız bunadır.
“Talebimiz yalnızca dosyanın açılması değil, adaletin güç ilişkilerinden bağımsız işlemesidir”
Tahsin’in ağabeyi Zeynel Nihadioğlu, dosyanın yıllardır açılmaması ve yaptıkları komisyon başvurusu hakkında görüşlerini anlattı.

Fotoğraf: Zeynel Nihadioğlu
Ağabeyi, kardeşini şu sözlerle anlattı: “Tahsin bir istatistik değildir. Bir dosya numarası değildir. O, emekçi bir ailenin evladıdır. Kendini bildi bileli işçilik yapan biridir. Onun yaşamı da en az bu ülkedeki herkesinki kadar değerlidir.”
Zeynel Nihadioğlu, dosyaya dair konuşarak sözlerine devam etti: “Aradan geçen üç yıldan fazla süre boyunca yaşadıklarımız, yoksul ve emekçi ailelerin adalet arayışında ne kadar yalnız bırakıldığını göstermiştir. Bu yanıyla Anayasada geçen eşitlik ilkesi buz üstüne yazılmış gibidir.
Akın Gürlek’in kurduğu komisyona başvurduk. Çünkü hâlâ hukukun işlemesi gerektiğine inanmak istiyoruz. Ancak beklentimiz yalnızca dosyanın açılması değildir. Beklentimiz, adaletin toplumdaki güç ilişkilerinden bağımsız olarak işlemesidir.
Biz biliyoruz ki adalet sadece mahkeme salonlarında aranmaz. Adalet aynı zamanda toplumsal bir mücadeledir. Eğer halk sesini çıkarmazsa, eğer mağdur aileler dayanışma içinde olmazsa, birçok dosya karanlıkta kalmaya devam eder.
Bu nedenle mücadelemizi sürdüreceğiz. Çünkü Tahsin için adalet istemek, aynı zamanda emekçiler için, ezilenler için ve bu ülkede eşit yurttaşlık isteyen herkes için adalet istemektir.
Bizim talebimiz çok basit: Gerçekler ortaya çıksın. Dosya açılsın. Sorumlular kim olursa olsun hesap versin. Çünkü adalet, güçlülerin ayrıcalığı değil, halkın hakkıdır. Eğer tersi oluyorsa bu toplum adaleti meydanlarda kazanmayı bilecektir.”
Etkin soruşturma talebi: Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sesleniyoruz!
Ölümünün ardından “Tahsin Nihadioğlu için Adalet Komisyonu”nu kuran aile, komisyona yaptıkları başvuruya dair yazılı basın açıklaması yaptı.
Açıklamada şöyle:
“Kamuoyunun yakından bildiği üzere kardeşimiz Tahsin Nihadioğlu, 6 Şubat depremlerinden bir hafta sonra Hatay Defne Elektrik Mahallesindeki ağır hasarlı evinden çıkarken önce asker üniformalı kişilerce ‘şüpheli’ olduğu gerekçesiyle ağır işkenceye maruz kalmış, ardından resmi polislere teslim edilmiş resmi polisler de işkenceye devam etmişlerdir.
“Kardeşimiz Hatay Büyükşehir Belediyesi çalışanı Tahsin Nihadioğlu, yaşadığı bu insanlık dışı uygulamaya ses çıkarmış, basına açıklama yapmış, işkenceciler hakkında suç duyurusunda bulunacağını ifade etmişti. Ancak bir gün sonra KOÇ Holdinge bağlı OTOKOÇ şirketinin aracının çarpması sonucu ağır yaralandı ve 20 Şubat 2023 günü hayatını kaybetmişti.
“Soruşturmayı ‘yürüten’ Topboğazı İlçe Handarma Komutanlığı ile Kırıkhan Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı eşine ender rastlanır bir şekilde kapatmıştır. İşkence dosyası da sürekli işkenceciler lehine sonuçlanmıştır. İşkenceci askerler hiçbir şekilde araştırılmadı. İşkenceci askerlerin tespiti talebimizdir. İlk işkence yeri Elektrik Mahallesi ve sonraki işkence yeri Sümerler Sevgi Parkı Defne sınırlarında olmasına rağmen, ‘Elektrik Mahallesi bizim sorumluluk bölgemizde yer almıyor’ denilmiş, acımızla dalga geçilmiştir.
“İşkence ile araç çarpması sonucu ölüm arasında bir bağ olup olmadığı araştırılmadı, deliller toplanmadı. Tüm işkence tanıklarının ifadesi alınmadı. Kısacası hızlı bir şekilde depremzedenin bu ölümünün üstü örtülmeye çalışıldı. Bizler aile olarak görüyoruz ki; ‘Asker-Polis- KOÇ Holding’ üçgeninde hayatını kaybeden kardeşimiz öldüğüyle bırakılmak istenmektedir. Bu konuyla ilgili yasalar, asker, polis ve savcılar tarafından hoyratça çiğnenmektedir.
“Üzerinden geçen yaklaşık üç buçuk yıllık sürede mevcut yasa ve kanunların sadece işkencecileri ve KOÇ Holdingi koruduğunu net bir şekilde görebilmekteyiz. Ancak adalet duygumuz bu çürümüşlüğü aşacak boyuttadır. Susmadık. Susmayacağız. Şimdi bir talebimiz var. Şimdi Adalet Bakanlığı’nın verdiği taahhütleri, verdiği sözleri tutmasını bekliyoruz. Derdi olan bana gelsin diyen Adalet Bakanına sesleniyoruz. Kardeşimiz organize bir şekilde katledilmiştir. Bu konuyla ilgili tüm sorumluların yargılanmasını bekliyoruz. Aile olarak Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamaları da dikkate alınarak dosyalardaki eksiklerin tespiti ve yeniden açılarak sorumlular hakkında hakkaniyete uygun soruşturmalar yürütülmesi ve davaların açılabilmesi umuduyla kurulan bu komisyona başvuru ihtiyacı hissedilmiştir.
“İlgili komisyona başvuruyu tamamlamış bulunuyoruz. Artık Adalet Bakanı Akın Gürlek’in taahhüdünü yerine getirmesini bekliyoruz.”











Bir Cevap Yazın