İstanbul Çekmeköy’de, Ömerli Mahallesi Ayvalı Çatal Dağı Devlet Ormanı ve Ömerli Göleti çevresine dökülen çöp dolu hafriyat, bölge halkı ve yaşam hakkı savunucularının tepkisine sebep oldu.
Çevreye verilen zararı, CHP Çekmeköy Hayvan Hakları Komisyonu, Çekmeköy Hayvan Barınağı’na yaptığı ziyaret sırasında fark etti. Komisyon, ziyaret sırasında barınağın yakınındaki gölet ve ormanlık alana hafriyat döküldüğünü öğrendi. Bunun üzerine CHP Çekmeköy Hayvan Hakları Komisyonu’ndan Meryem Canverdi ve beraberindeki aktivistler alanda inceleme yaptı.

Komisyonun sahada gördüğü ve fotoğrafladığı malzeme, yalnızca kazıdan çıkan toprak ya da taş değildi. Alanda plastik, evsel atık, moloz, asfalt kalıntısı ve karışık çöp içeren hafriyat yığınları bulunduğu belgelendi. Barınağın hemen yanında yükselen atık yığınlarından yayılan kokuyu da hem yurttaşlar hem de barınak çevresinde bulunanlar fark etti. Non Platform’da yayımlanan haber, Çekmeköy Belediyesi Hayvan Barınağı’nın yanında yükselen atık dağları ve kokular üzerine yurttaşların resmi makamlara başvurduğunu, hukuki sürecin başlatıldığını bildiriyor.
Resmi izin “kazı fazlası” için, sahada görülen ise çöp dolu hafriyat
Meryem Canverdi’nin 2 Haziran 2026 tarihli başvurusuna İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Kanlıca Orman İşletme Müdürlüğü, Ömerli Orman İşletme Şefliği tarafından verilen yanıtta, Gençlik ve Spor Bakanlığı adına “Kazı Fazlası Malzeme Depolanması” izni verildiği bildirildi. Ancak sahadaki görüntüler ve komisyonun yerinde yaptığı inceleme, dökülen malzemenin temiz kazı fazlası değil, çöp ve molozla karışık hafriyat olduğunu ortaya koyuyor.

Bu nedenle Çekmeköy’deki mücadele su havzasının, orman toprağının, gölet ekosisteminin, yaban hayatının ve barınakta tutulan hayvanların yaşam alanlarının korunması için verilen bir ekoloji mücadelesine dönüşmüş durumda.
Basın açıklamasında vurgulananlar
Çekmeköy halkı adına hazırlanan basın metninde, Ömerli Göleti’nin kuşlara, yaban hayvanlarına ve bölgedeki tüm canlılara yaşam alanı sunan, yeraltı su kaynaklarını besleyen, yağmuru süzen bir ekolojik varlık olduğu vurgulanıyor. Metinde, dökülen hafriyat ve asfalt kalıntılarının toprağın yapısını bozduğu, su kaynaklarını tehdit ettiği ve yıllar içinde oluşmuş doğal dengeyi tahrip ettiği belirtiliyor.
Çöp dolu hafriyatın döküldüğü alanın Çekmeköy Hayvan Barınağı’na yakınlığı, meseleyi hayvan hakları açısından da acil hale getiriyor. Basın açıklamasında, bu dökümlerin barınakta yaşam mücadelesi veren hayvanların sağlığına ve can güvenliğine de zarar verdiği ifade edildi.

Böylece Çekmeköy’deki tablo, kentlerde hayvan barınaklarının çoğu zaman nasıl ekolojik olarak kırılgan, denetimsiz ve riskli alanların yakınına sıkıştırıldığını da bir kez daha gösteriyor. Barınakta kapalı tutulan hayvanlar için çevresel kirlilikten uzaklaşmak, başka bir alana geçmek ya da kendilerini korumak mümkün değil.
Hekimbaşı çöplüğü iddiası
Açıklamalarda, alana dökülen atıkların Ümraniye’deki eski Hekimbaşı çöplüğüyle bağlantılı olduğu da dile getirildi. 1993 yılında Hekimbaşı çöplüğünde yaşanan patlamada 35 kişinin hayatını kaybettiği, 12 kişinin cesedine ulaşılamadığı hatırlatıldı. Çekmeköy’deki açıklamada, bugün Ömerli Göleti çevresine dökülen hafriyatın bu alandan çıkarıldığı ifade edildi.

Aynı metinde, Hekimbaşı’ndan çıkarılan malzeme için “çöp vasfını kaybetmiştir” raporu alındığı, ancak sahada plastik atıkların hâlâ görülebildiği belirtilerek, açıklamada en temel çelişki şu sözlerle özetlendi: Alınan izin belgesinde “kazı fazlası malzeme depolanması” yazarken, sahaya dökülen malzemenin yıllar boyu doğada dönüşemeyen çöp olduğu belirtildi.
“Bir göletin yok edilmesi, bir ekosistemin yok edilmesidir”
Çekmeköy halkı adına yapılan açıklamada, alanın Ümraniye Belediyesi ve Orman Bakanlığı arasında yapılan bir protokolle moloz, çöp ve hafriyat atıklarıyla doldurulmak istendiği ifade edildi. Açıklamada ayrıca, İBB’nin resmi hafriyat sahaları yerine bu alana döküm yapılmasının ekonomik bir çıkar yarattığı belirtilerek, bunun “700 milyon TL gibi oldukça yüksek bir rant” anlamına geldiği dile getirildi.
Açıklamada şu vurgu öne çıktı: “Bir göletin yok edilmesi yalnızca suyun ortadan kaldırılması değildir; bir ekosistemin, canlı yaşamının ve kamusal bir değerin yok edilmesidir.”
Bu cümle, Çekmeköy’de verilen mücadelenin merkezini de tarif ediyor. Mesele kentin su varlıklarının, ormanlarının, hayvanların yaşam alanlarının ve kamusal doğanın şirket, belediye ve bürokrasi eliyle nasıl dönüştürüldüğüne dair daha geniş bir ekolojik adalet sorunu.
Yurttaşlar ne istiyor?
Basın açıklamasında, Ömerli Göleti ve çevresine dökülen ya da dökülmesi planlanan tüm moloz, çöp ve hafriyat atıklarının derhal durdurulması talep edildi. Daha önce dökülen atıkların alandan kaldırılması; gölet, orman toprağı ve su varlıkları üzerindeki kirliliğin bilimsel yöntemlerle incelenmesi istendi. Alanın ekolojik yapısının bağımsız bilim insanları tarafından değerlendirilerek koruma altına alınması gerektiği vurgulandı.

Dökülen malzemenin içeriğinin kamuoyuna açıklanması; plastik, asfalt, evsel atık ve kimyasal sızıntı riski taşıyan maddeler için analiz yapılması talep edildi. Çevreyi tahrip eden uygulamalar hakkında gerekli idari ve hukuki işlemlerin başlatılması istendi. Halkın görüşü alınmadan; su havzalarını, ormanlık alanları ve hayvan yaşam alanlarını yok edecek hiçbir projeye izin verilmemesi gerektiği belirtildi.
Ayrıca Çekmeköy Hayvan Barınağı’nda tutulan hayvanların ve barınakta çalışan personelin sağlığı için acil çevresel risk değerlendirmesi yapılması talep edildi. Ömerli Göleti, Ayvalı Çatal Dağı Devlet Ormanı ve çevresindeki yaşam alanlarının rant baskısından çıkarılarak kamusal-ekolojik koruma alanı olarak ele alınması gerektiği ifade edildi.
“Doğa kendisi için konuşamaz”
Çekmeköy halkı açıklamasında, ekolojik yıkım karşısında sessiz kalınmayacağını vurguladı: “Doğa kendisi için konuşamaz. Ormanlar mahkemeye gidemez. Baraj havzaları itiraz dilekçesi yazamaz. Onların sesi olmak zorundayız.”
Çekmeköy’de barınak ziyaretiyle görünür hale gelen bu mücadele, bugün bir göletin, bir orman parçasının ya da bir barınağın çevresindeki kirlilikten ibaret değil. Kentin suyu, toprağı, hayvanları ve insan-dışı yaşamı üzerinde kimin söz hakkı olduğu sorusunu da gündeme getiriyor.
Çekmeköy halkı ve yaşam savunucuları, Ömerli Göleti çevresindeki atıkların kaldırılmasını, döküm faaliyetinin tamamen durdurulmasını ve alanın ekolojik bütünlüğüyle birlikte korunmasını talep ediyor: “Gölet yaşamdır, yaşam satılık değildir. Doğayı değil, rantı durdurun.”





Bir Cevap Yazın