Muzır Neşriyat ve Animal Politics olarak bayramın ikinci günü gözlem yapmak amacıyla Bursa Hayvanat Bahçesi’ni ziyaret ettik. Sabah 9:30’da bahçeye giriş yaptık ve yoğun kalabalık sebebiyle 15:30’da bahçeden ayrıldık. 

Normal şartlarda çok daha düşük sayıda ziyaretçinin giriş yaptığı hayvanat bahçeleri bayram gibi tatil günlerinde yoğun talep görüyor. Haberlere baktığımızda Bursa Hayvanat Bahçesi’ne günde 10-12 bin kişininn girdiğini anlıyoruz. Benzer durumun İzmir, Gaziantep, Eskişehir vb. hayvanat bahçesine sahip illerde yaşandığını da tahmin edebiliyoruz. 

Yeşillikler içinde büyük, tel örgülü bir kuş kafesinin çevresinde ziyaretçiler görülüyor. Çocuklar ve yetişkinler kafesin içindeki kuşları izliyor; güneşli, ağaçlık bir hayvanat bahçesi atmosferi var.

Artan ziyaretçi sayısı hayvanların stresni artırıyor

Hayvanat bahçelerine aşırı ziyaretçi girişi hayvanların yaşadığı stresi arttırıyor. Kalabalık, gürültü, cama/tele vurma, bağırma, hayvanı çağırma, beslemeye çalışma, kaçış/geri çekilme alanının olmaması gibi durumlar negatif refah riski olarak tanımlanıyor. Sherwen ve Hemsworth’un 2019 tarihli kapsamlı derlemesi, ziyaretçi sayısının öngörülemez olduğunda hayvanlar için olumsuz sonuçlar doğurabileceğini; bunun tür, birey, barınak tasarımı ve ziyaretçi davranışına bağlı olduğunu söylüyor.

Kapalı bir sürüngen bölümünde camın arkasında timsah benzeri büyük bir sürüngen kumlu alanda yatıyor. Ziyaretçiler ahşap ve cam bariyerler boyunca sergiyi geziyor.

Özellikle yoğun çocuk ziyaretçinin olduğu günlerde gürültü artıyor. Quadros ve arkadaşlarının memeliler üzerine çalışması, gürültülü ziyaretçi gruplarının hayvanlar üzerinde negatif refah etkisi yaratabileceğini gösteriyor.

Yoğun kalabalıktan ve gürültüden rahatsız olan hayvanın kendisini izole edebilmesi, ihtiyaç duyduğunda kapalı kısma geçebilmesi gerekir fakat birçok hayvanat bahçesinde gördüğümüz yanlış uygulamanın Bursa Hayvanat Bahçesi’nde de tekrarlandığını görüyoruz; hayvanların içeriye geçiş kapıları gün boyunca kapalı tutuluyor. Şunu da ekleyelim yoğun kalabalık sebebiyle her türün barınağında geçiş kapılarının açık/kapalı olduğunu görmemiz mümkün olmadı fakat belli türler için bu gözlemi gerçekleştirdik.

Ziyaretçi kısıtı standartlara eklenmeli

Hayvanat bahçeleri yönetimleri ve belediyeler için ne kadar fazla insan gelirse o kadar iyi olur, çok daha fazla bilet satılır bakış açısı ile hayvanların refahı ters orantılı işliyor. Bu sebeple yönetim kademesindeki kişilerin hayvanları vitrin gibi sergiledikleri ve bütçe odaklı düşündükleri bakış açılarını değiştirip odaklarına hayvanın ihtiyaçlarını almaları gerekiyor.

Açık bir havuzun kenarında penguenler ve onları izleyen ziyaretçiler görülüyor. Turkuaz su, kaya dekorları ve köprü üzerindeki kalabalık bulunuyor.

Hayvanat bahçeleri yönetmeliğinde özel günlerde oluşabilecek yoğun kalabalığın hayvanlar üzerinde stres yaratacağı, bu nedenle ziyaretçi sayısının saat bazında kısıtlanmasına dair hiçbir kural yok. Bu aşamada Britanya’nın modern hayvanat bahçesi standartlar dökümanını referans alabiliriz:  Standartlarda “hayvan refahı üzerinde olumsuz etki yaratmaması için ziyaretçi sayıları ve ziyaretçi davranışları kontrol edilmelidir” deniyor. Hayvanat bahçeleri yoğun günlerde yalnızca bilet satmak değil, ziyaretçi akışını, davranışını, gürültüyü ve personel görünürlüğünü yönetmek zorundadır. 

Ayrıca yoğun kalabalığın yaşandığı saatlerde bahçede hiç bir sorumlu göremedik. Türk evi denilen kısımda kümese koyulmuş horozların açık yarası olduğunu ve birbirlerini gagaladığını fark ettik. Bu durumu bakıcılara bildirmek istediğimizde yoğun kalabalık içerisinde hiçbir personeli bulamadık ve bu sebeple gözlemimizi acil müdahale edilmesi amacıyla sosyal medyadan ilettik. 

Ziyaretçiler cam bariyerin arkasından geniş, yeşil bir alandaki ayıyı izliyor. Alan doğal kayalar, ağaçlar ve su kanalıyla düzenlenmiş; güvenlik camları kadrajda belirgin.

Bursa Hayvanat Bahçesi’nde aşırı yoğunluk sebebiyle, diğer hayvanat bahçesinde gerçekleştirdiğimiz, tüm gün süren, beslenmelerinin de takip edildiği, barınakların durumunun incelendiği bir gözlem günü geçiremedik. Bu sebeple tekrar ziyaret edeceğiz.  Fakat yoğun kalabalığın hayvanlar üzerinde yarattığı stresin yanı sıra üç konuya daha değinmemiz gerekiyor; hasta hayvanların ve hayvan postlarının sergilenmesi, hayvanların türcü kategorilere ayrılmış olması. 

Hasta haliyle sergilenen hayvanlar, teşhir, türcü kategoriler…

Açık yarası olan horozlar, kötü durumda bir oklu kirpi, bir eli şişmiş kuyruksüren ve görünüşe bakılırsa apatik duruma gelmiş atlar; açık bir şekilde bu hayvanların sağlıksız olduğu ve iyi hissetmedikleri ortadaydı. Dolayısıyla şu soruyu yöneltebiliriz: bu durum sorumlu veterinerin gözünden mi kaçtı yoksa hayvanlar hasta olmasına rağmen sergilenmesine mi karar verildi?

Bir dal ya da tünek üzerinde duran siyah tüylü bir tavuk yakın planda çekilmiş. Kırmızı ibiği ve yüz detayları belirgin; arka plan yumuşak şekilde flu bırakılmış.

Ayrıca burada hayvan postlarının sergilendiği bir alan da var. Hayvanın yaşamını değil bedenini merkeze alan bu alanda zebra ve ayı derisinin duvara çivilenmesi, hayvanı özne değil, materyal olarak sunuyor. Hayvanat bahçesinin eğitim iddiası varsa, bu eğitim hayvanın davranışını, yaşam alanını, ekolojik ilişkilerini ve maruz kaldığı insan baskısını anlatarak kurulmalı. Bir hayvanat bahçesinde canlı hayvanlar kafeslerde, ölü hayvanlar ise duvarda sergileniyor ise, kurumun hayvana bakışı koruma değil teşhir mantığına yaslanıyor demektir. 

Ahşap çatılı bir iç mekânda duvara asılmış zebra ve büyük kedi postları görülüyor.

Hayvanları ‘kümes hayvanı, binek hayvan, çiftlik hayvanı’ gibi kategorilere sıkıştıran ve aslında hayvanların doğası ile alakası olmayan bu yapay sınıflar Bursa Hayvanat Bahçesi’nde maalesef pekiştirilmiştir. Horozlar kümese, inekler ve atlar ahırvari bir yere konmuştur. Bu hayvanlar için, diğer bazı türlerde olduğu gibi hiç bir zenginleştirme uygulanmamıştır. Bu sergileme biçiminden anlaşılıyor ki hayvanat bahçesi yönetiminin bakış açısı insan merkezlidir ve gelenekseldir. Fakat olması gereken hayvan hakları ön plana alınmış bilimsel bakış açısıdır. 

Gölgelik, ağaçlık bir alanda çocuklar ve aileler keçilerin bulunduğu ahşap çitin çevresinde toplanmış. Bazı çocuklar hayvanları yakından izliyor ve temas etmeye çalışıyor.

Türkiye’de hayvanat bahçelerinin, bünyelerinde her türden birçok hayvanı topladıkları ve sonrasında birey olarak ilgilenmedikleri bir yapıdan çıkıp, gerekli adımları atarak birer koruma merkezi gibi işlemesi gerekiyor. Bu adımlar ziyaretçi sayısının kısıtlanmasını da içeriyor. 

Camlı teraryumların önünde ziyaretçiler duruyor. İçeride dallar üzerinde bir iguana görülüyor; cam üzerindeki “1.5 metre” mesafe uyarısı dikkat çekiyor.

Ziyaretimizin sonunda Bursa Hayvan Hakları Platformu’yla bir araya geldik ve gözlemlerimizden bahsettik. Gönüllülük mesailerini yoğun olarak köpeklerin durumu sebebiyle barınaklarda harcamak durumunda kalan gruba hayvanat bahçeleri yönetimlerinin bakış açısının neden değişmesi gerektiğinden, nasıl koruma merkezlerine dönebileceklerinden bahsettik. Şehirde yaşayan hayvan hakları savunucularının destekleri hayvanat bahçesinde sergilenen ve sömürülen hayvanlar için hayati öneme sahip.

Bir yanıt yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin