ABD Yüksek Mahkemesi’nin 2022 yılında Roe v. Wade* kararını iptal ederek federal düzeydeki anayasal kürtaj hakkını kaldırmasından bu yana eyaletler en büyük mücadele alanına dönüştü. Aradan geçen dört yılda on eyalet kürtaj hakkını kendi anayasalarına eklerken, bu Kasım ayında dört eyalet daha sandık yoluyla kendi rotasını çizecek.
Pusuladaki halk oylaması (ballot measures)* maddelerinin kabul edilmesi halinde Idaho, Nevada ve Virginia’da üreme hakları yasal ya da anayasal güvenceye kavuşacak. Missouri’de ise seçmenlerin 2024 yılında sandıkta kazandığı anayasal hakları hedef alan kürtaj karşıtı yeni madde oylanacak. Onaylanması durumunda bu haklar yürürlükten kalkacak.
Idaho’da sağlık krizi yaşanıyor
The Center for Reproductive Rights’ın haberine göre, Halk oylamasına giden süreçte en ağır tablo, halihazırda neredeyse tamamen kürtaj yasağı uygulayan Idaho’da yaşanıyor. Eyaletteki yasağın sertliği hekimlerin cezai kovuşturma korkusuyla eyaleti kitleler halinde terk etmesine yol açarken, gebelik komplikasyonu yaşayan acil durumdaki hastalar yerel müdahale imkanı bulunmadığı için helikopterlerle komşu eyaletlere sevk ediliyor.
Oylamaya sunulan yasa tasarısı, eyalette kürtaj hakkını doğrudan yasa düzeyinde tanımayı hedefliyor. Düzenleme yalnızca kürtajı değil; doğum kontrolü, tüp bebek gibi doğurganlık tedavileri ve anne sağlığı hizmetlerini de “üreme özgürlüğü ve mahremiyet hakkı” kapsamında yasal koruma altına almayı amaçlıyor.
Missouri’de kürtaj yeniden yasaklanabilir
Missouri’de seçmenler 2024 yılındaki oylama ile kürtaj hakkını anayasal güvenceye almıştı. Ancak eyaletteki kürtaj karşıtı gruplar bu iradeyi tersine çevirmek için harekete geçerek konuyu 2026 oylamasına taşıdı. Sandıkta oylanacak 3 Numaralı Anayasa Değişikliği kabul edilirse, iki yıl önce kazanılan anayasal koruma iptal edilecek ve kürtaj çok dar istisnalar haricinde eyalet genelinde yeniden yasaklanacak.
Nevada’da anayasal güvence için son eşik
Nevada’da kürtaj halihazırda yasal olarak uygulanıyor, ancak hak savunucuları bu hakkı, olası iktidar değişikliklerine karşı eyalet anayasasına eklemeyi amaçlıyor. Eyalet mevzuatına göre bir anayasa değişikliğinin geçerlilik kazanabilmesi için iki farklı genel seçimde onaylanması gerekiyor. Yani 2026 yılındaki oylama, anayasal korumanın kesinleşeceği nihai adımı oluşturuyor.
Virginia’da üreme özgürlüğü oylanacak
Kürtaj erişiminin fiilen sürdüğü ancak anayasal bir güvenceye bağlı olmadığı Virginia’da yapılacak oylama; yalnızca kürtajı değil, doğum kontrol yöntemleri, kısırlık tedavileri ve gebelik sağlık hizmetleri dahil olmak üzere üreme özgürlüğünün tamamını eyalet anayasasında korunan temel bir hak statüsüne yükseltmeyi hedefliyor.
“Halk kürtajı destekliyor”
Halk inisiyatiflerinin önceden Michigan ve Arizona gibi eyaletlerde zorunlu bekleme süreleri veya teletıp yasakları gibi engelleri mahkemede iptal ettirmek için kritik bir araç olduğunu hatırlatan Üreme Hakları Merkezi (CRR) ABD Politika ve Savunuculuk Kıdemli Direktörü Daria Neal, tablonun vahametine şu sözlerle dikkat çekiyor:
“Amerikalıların çoğunluğunun kürtaj haklarını desteklediği uzun zamandır açıktı. Ancak Roe kararının bozulması, ülke genelinde parçalı ve kaotik bir yasal düzen yarattı ve kürtaj karşıtı siyasetçileri saldırılarını tırmandırma konusunda cesaretlendirdi. Gerçek şu ki kadınlar ve aileler kürtaj yasakları altında acı çekiyor. Her gün sepsise giren ya da sırf ölü doğum yapmak zorunda bırakılan insanların hikayelerini duyuyoruz. Bunlar kürtajın temel, hayat kurtarıcı bir sağlık hizmeti olduğunun kanıtıdır ve seçmenler bunu biliyor.”
Federal baskı ve ilaçla kürtaj
Eyaletler düzeyindeki halk oylamaları sürerken, kürtaj karşıtı hareketin federal ölçekteki kısıtlama arayışları da hız kesmiyor. Özellikle kliniğe erişimi bulunmayan bölgelerde bir can simidi işlevi gören ve ülke genelindeki tüm kürtajların yüzde 60’ından fazlasını oluşturan ilaçla (medikal) kürtaja yönelik yargısal ve bürokratik baskılar, eyalet anayasalarındaki bu koruma kalkanlarını hak savunucuları için her zamankinden daha hayati kılıyor.
Türkiye’de yasa ne diyor, uygulamada neler yaşanıyor?
ABD’de eyalet parlamentolarının getirdiği yasal engeller tartışılırken, Türkiye’de tablo farklı bir hukuki ve idari çelişkiye dayanıyor. Türkiye’de kürtaj kanunen serbest olmasına rağmen, fiili uygulamada kamu sağlık sisteminde ciddi bir erişim bariyeriyle karşılaşılıyor.
Eş rızası aranıyor
Türkiye’de gebeliğin sonlandırılması 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun kapsamında yürütülüyor. Mevzuata göre tıbbi bir engel bulunmadığı sürece gebeliğin 10. haftası doluncaya kadar isteğe bağlı kürtaj yasal bir hak olarak tanınıyor.
Yasa, isteğe bağlı işlemlerde medeni duruma ve yaşa bağlı özel onay koşulları getiriyor. Kadının evli olması durumunda eşinin yazılı rızası aranırken, 18 yaşından küçük bireylerde işlem yapılabilmesi için veli veya vasi izni zorunlu tutuluyor.
Gebeliğin 10 haftayı aştığı durumlarda ise yalnızca belirli yasal istisnalarla işlem yapılabiliyor. Annenin hayatını tehdit eden sağlık risklerinde veya fetüste ağır maluliyet tespit edildiğinde herhangi bir süre sınırı aranmaksızın heyet raporuyla tahliye kararı verilebiliyor. Türk Ceza Kanunu’nun 99. maddesi uyarınca cinsel saldırı veya suç mağduriyeti sonucu oluşan gebeliklerde ise yasal tahliye süresi 20 haftaya kadar uzatılabiliyor.
Yasal ama erişilebilir değil
Mevzuatta herhangi bir kısıtlama bulunmamasına karşın kamu sağlık sisteminde ciddi bir fiili tıkanıklık yaşanıyor. Türkiye genelindeki kamu hastanelerinin büyük çoğunluğunda isteğe bağlı kürtaj talepleri geri çevriliyor. Birçok devlet hastanesi, kanunda açıkça yer alan 10 haftalık yasal sınıra rağmen işlemi yalnızca fetüsün kalp atışının durması veya annenin hayati tehlikesi gibi acil tıbbi zorunluluk şartına bağlıyor.
Hak ihlalleri yaşanıyor
Kamu hastanelerinde hizmete erişemeyen kadınlar özel klinik ve hastanelere yönelmek zorunda kalıyor. Bu durum kürtajı doğrudan yüksek maliyetli bir operasyona dönüştürerek gelir eşitsizliği kaynaklı derin bir hak ihlali yaratıyor. Temel bir sağlık hizmeti niteliğindeki operasyon, yeterli bütçesi olmayan kadınlar için fiilen erişilemez hale geliyor.
*Roe v. Wade (1973): ABD Yüksek Mahkemesi’nin yarım asır önce aldığı ve kürtaj hakkını federal düzeyde anayasal güvence altına alan tarihi karar. Mahkeme, hamileliği sonlandırma kararını kadının anayasal “özel hayatın gizliliği” hakkı kapsamında değerlendirdi. Ancak Haziran 2022’de mahkemenin bu içtihadı bozmasıyla federal koruma kalkanı düştü ve kürtajı yasaklama ya da serbest bırakma yetkisi tamamen eyalet yönetimlerine geçti.
*Ballot Measure (Halk Oylaması / İnisiyatifi): Seçmenlerin sandık başına gittiğinde yalnızca temsilci veya başkan seçmekle kalmayıp, oy pusulasına eklenen yasa tekliflerini veya anayasa değişikliklerini doğrudan oylamasını sağlayan doğrudan demokrasi mekanizması. Yeterli imza toplanarak pusulaya taşınan bu maddeler, parlamentoların ve siyasetçilerin onayına takılmadan doğrudan halk iradesiyle yasalaşabilir.





Bir yanıt yazın