Kemal Bey merhaba,

Bazı insanların hiç arkadaşı yoktur.

Dişinde maydanoz olduğunu kimse söylemez. Saçma sapan bir kıyafetle sokağa çıkmasına izin verirler. Fermuarı açıksa, burnunda sümük varsa, konuşurken kendini rezil ediyorsa uyarmazlar.

Ben bu insanlara hep biraz üzülürüm.

Sizin de etrafınızda sizi gerçekten önemseyen kimse yok mu yoksa sizi önemsediği için uyaranlara zamanla mesafe mi koydunuz, bilemiyorum. Ama size “hain” denmesine kalbinizin kırıldığını duyunca açıkçası şaşırdım. Buna hazırlıksız yakalanmış olmanız bana hiç arkadaşınız olmadığını düşündürdü. Kendim de konuşursam rahatlarım diye bu mektubu yazmak istedim.

Bugüne dek 13 —yazıyla on üç— seçim kaybettiniz. 2023 seçimlerinde, kendim dahil, sizin için çalışmayan tanıdığım neredeyse kimse yoktu. Sandıklarda durduk, seçmene mektuplar yazdık —mektup yazmayı seviyorum demek ki— ben Lizbon’da oy çuvalını bizzat taşıdım, dünyanın dört bir yanında insanlar örgütlendi, arkadaşlarım mahalle mahalle gezdi, gönüllü kampanyalar organize edildi. 2023 Hıdırellez’inde kendim için bir şey dilemeyip sizi cumhurbaşkanı olarak çizdim ben Kemal Bey. Uzun süre de kötü çizdim diye mi oldu diye vicdan azabı bile çektim. Üstelik bütün bunları, altılı masa gibi neresinden tutsak elimizde kalan bir oluşuma, kendinizi aday olarak dayatmanıza ve listeleri eski AKP’lilerle doldurmanıza rağmen yaptık.

Dürüst olmak isterim: Kendi adıma motivasyonum artık Erdoğan’ın karşısında patates çuvalı olsa ona oy verecek olmamdı.

Patates çuvalı yerine siz vardınız.

Şimdi dönüp bakınca, keşke gerçekten patates çuvalı olsaymış diyorum. Patatesin hiç değilse kızartması çıtır, salatası lezzetli, püresi midelere şenlik. Sizi de anlıyorum tabii; siz patates misiniz hepimizi mutlu edesiniz?

Ama edemediğiniz noktada, seçmen bu ilişkiyi çoktan tek taraflı bitirmişken, siz de artık gitseydiniz be Kemal Bey.

Birçok politikacının karşısına hayatta iyi bir lider olmak için bir ya da bilemedin iki fırsat geçer. Sizin elinize, bu ülkenin siyasi tarihinde iyi bir lider olarak hatırlanmak için defalarca fırsat geçti. 2023 seçimlerinden sonra çıkıp “Bu yenilginin sorumluluğu bana aittir, partimin ve ülkenin önünü açıyorum” deseydiniz, bugün sizi bambaşka bir yerden konuşuyor olabilirdik. İstifa etmek demedim farkındaysanız, belli ki bu eylemi duymaya dahi tahammülünüz yok. 

Nitekim istifa etmediniz. Kurultaya gittiniz.

İlk turda Özgür Özel 682 oy aldı, siz 664 oy aldınız. Özel’in kazanması için tek bir oya daha ihtiyacı vardı. Bazen tarih insana o kadar zarif kapılar açar ki, kapı koluna dokunması bile yeter. O gece size de böyle bir kapı açıldı Kemal Bey. Çıkıp “Arkadaşlar, mesajı aldım. Partimin iradesine saygı duyuyorum. Bu yarışı burada bırakıyorum” diyebilirdiniz.

Demediniz.

İkinci tura kaldınız. Kaybettiniz. Hem de daha büyük farkla kaybettiniz. Bana kalırsa o gece kurultayla birlikte kendi hikayenizi onurlu bitirme şansını da kaybettiniz. 2023’te cumhurbaşkanlığını kaybettiniz, sonra kurultayda genel başkanlığı kaybettiniz, ama en çok da iyi hatırlanma ihtimalinizi kaybettiniz.

Şimdi aynı kurultay için mahkeme “mutlak butlan” dedi. Özgür Özel tedbiren uzaklaştırıldı, siz göreve iade edildiniz. Kapattığımızı sandığımız hikaye, mahkeme eliyle yeniden açıldı.

Bu kararın kimin işine yaradığını düşününce şunu söylemeden edemiyorum: Gerçek bir muhalefet lideriyseniz, iktidarın sizi ısrarla istemesi bile dönmemeniz için bir sebep aslında.

Açıkçası ben sizin muhalefet lideri olma motivasyonunuzu da hiçbir zaman tam çözemedim. Çünkü yaptıklarınıza bakınca, pek çoğunu vatandaş Kemal Kılıçdaroğlu olarak da yapabilirsiniz.

TÜİK’in kapısına gittiniz, MEB’in kapısına gittiniz, Et ve Süt Kurumu’nun kapısına gittiniz. SADAT’ın önüne gittiniz. Elektrik zamlarını protesto etmek için faturanızı ödemediniz; elektriğiniz kesilince evinizde karanlıkta oturup canlı yayın açtınız. Bunların bazıları sembolik olarak güçlüydü, hakkını teslim edelim. Yine de bunlar bir muhalefet liderliğinden çok, iyi niyetli ve inatçı bir vatandaşın kişisel protestolarına benziyordu.

Ana muhalefet lideri olmak bir kapının önüne gitmek değil, o kapının önüne milyonları çağırabilmektir. Karanlıkta oturmak değil, karanlıkta oturanları birbirine gösterebilmektir. Öfkeyi tek kişilik bir ahlak gösterisine değil, kolektif bir siyasi hatta dönüştürebilmektir.

Siz bunu tercih etmediniz Kemal Bey. 

Sokağı bitirdiniz. Muhalefeti büyütmek yerine sönümlendirdiniz. Öfkeyi örgütlemek yerine sakinleştirdiniz. Hepimizin içindeki “artık yeter” duygusunu bir mücadeleye çevirmek yerine, bizi terbiyeli bir bekleme odasına aldınız. 

Bugün size “hain” denmesine şaşırıp üzülüyorsunuz. Kalbiniz kırılıyor.

Senelerce muhalefet diye iktidara oy verdiğimizi fark ettiğimizde biz neler hissettik, hiç düşündünüz mü Kemal Bey? 

Hatırladığım kadarıyla yürümek size iyi geliyordu, yürümeyi seviyordunuz Kemal Bey. Keşke biraz yürüseniz; ama bu kez Ankara’dan İstanbul’a değil; hayatımızdan çıkış kapısına doğru.

Görsel Betimleme: “Zehirli Yüzük Kılışdar!” Karikatürü. Karikatür, tamamen siyah bir arka plan üzerine çizilmiş, dikey bir yerleşime sahip. Yukarıdan aşağıya doğru sırasıyla; büyük bir el, bu elin parmağındaki yüzükten akan zehir ve en altta bu zehrin damladığı bir kadeh yer almakta. Çizimlerde belirgin siyah kontürler ve düz renk dolguları kullanılmıştır. Görselin sağ tarafından uzanan, sol yumruğunu sıkmış büyük bir erkek eli yer alıyor. Elin bileğinde mavi bir takım elbise ceketinin kolu ve beyaz gömlek manşeti görünüyor. Ceketin kol ağzında, sarı bir yuvarlak içinde siyah harflerle “R.T.E.” kısaltması yazıyor. Yumruğun hemen üzerinde beyaz harflerle “HAHAHA HA” şeklinde bir gülme efekti yer alıyor. Yumruğun serçe parmağında sarı/altın renkli, iri bir yüzük takılı. Bu yüzüğün taş kısmında, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun karikatürize edilmiş kafası yer alıyor. Kafanın hemen sol üstünde, bir ok işaretiyle “K.K.” yazıyor. Yüzükteki Kemal Kılıçdaroğlu figürünün ağzından aşağıya doğru yeşil, fışkıran bir sıvı (zehir) akıyor. Bu akan yeşil sıvının sol tarafında, bir ok işaretiyle “ÖĞEL” yazısı (mevcut CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e atfen) yer alıyor. Sıvının sağında ise çıkarma/kusma sesini taklit eden beyaz harflerle “BUĞTLÖGRGH” yazıyor. Aşağı doğru akan ve havada biriken yeşil sıvı kümesinin içinde iki belirgin sembol var: Üstte AK Parti’nin amblemi olan yanan bir ampul, altta ise zehri simgeleyen alt alta çapraz kemikler (kurukafa sembolünün alt kısmı) yer alıyor. Görselin en altında, sarı/altın renkli, üzeri yeşil taşlarla süslenmiş geniş ağızlı bir kadeh bulunuyor. Kadehin üzerinde büyük sarı harflerle “DEMOKRASİ” yazıyor. Kadehin içi mor bir sıvıyla dolu ve yukarıdan akan yeşil zehirli sıvı, bu mor sıvının içine damlamak üzere tasvir edilmiş. Görselin en üstünde, siyah arka plan üzerinde büyük, beyaz ve el yazısı stilinde “ZEHİRLİ YÜZÜK KILIŞDAR!” başlığı yer alıyor.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin