Yeni e-dergimiz #Haftalık, her hafta bir gazeteci ve bir karikatüristin ortak çalışmasıyla gündemin nabzını tutuyor. Basın Evi Destek Projesi (BEDA) desteğiyle hayata geçen bu çalışma, tam 19 hafta boyunca her pazartesi muzir.org adresinde yayınlanacak. Haftanın en çarpıcı gelişmelerini hem kalemden hem de çizgiden okumak için üçüncü sayımızı inceleyebilirsiniz. Hazırlayanlar: Gazeteci Ebru Apalak ve Karikatürist Cihan Kılıç. Bu yayının içeriği tamamen yazarlar, çizer ve editörün sorumluluğundadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmayabilir.
e-dergi formatında okumak için burayı ziyaret edebilirsiniz.
Şampiyonluk mu, sömürü mü?
Denizli’nin Acıpayam ilçesinde ırklararası köpek güzellik yarışması 12 Nisan’da ikinci kez düzenlendi. Üç yüz elli köpek şampiyonluk için yarıştırıldı. Yarışmaya Anadolu çoban köpekleri (Akbaş, Malaklı, Boz) ile av köpekleri katıldı.

Türkiye’de Afyon, Antalya, Muğla ve Yalova’nın da aralarında olduğu birçok kentte köpekler resmî ve gayriresmî biçimlerde yarıştırılıyor. Yarışmaların bir kısmını Köpek Irkları ve Kinoloji Federasyonu ve Dünya Anadolu Köpekleri Kinoloji Derneği düzenlerken, bir kısmını belediyeler, bir kısmını da sivil toplum örgütleri düzenliyor. Yarışmaların bazıları ücretli. Bazı yarışmalar tüm ırklar için düzenlenirken, bazıları ise sadece Kangal, Akbaş veya 7. Grup Av Köpekleri gibi belirli ırklara özel olarak yapılıyor. Yarışmalarda dereceye giren köpekler ve sahiplerine kupa, hediye çeki ve bakım seti gibi ödüller veriliyor. Köpekler, büyükbaş/küçükbaş hayvanlar ve kediler en sık yarıştırılan hayvanlar arasında yer alıyor.
Hayvanları Koruma Yasası’nda “hayvanların yarıştırılması” konusunda açık ve genel bir yasak hükmü bulunmuyor. Hayvan hakları aktivistleri ise, hayvanların yarıştırılmasının onları zorla performansa maruz bırakan, fiziksel ve psikolojik zarar riski taşıyan ve hayvan refahı ilkesini ihlal eden bir sömürü biçimi olduğunu savunuyor.
2298 günlük kayıptan suç ağına
Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu, 5 Ocak 2020’den beri haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin yürütülen soruşturmada özel bir ekip kurulmasını talep etti. Doku’nun 4 ve 5 Ocak 2020’ye ait kentteki bütün Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) görüntüleri ve Plaka Tanıma Sistemi kayıtları yeniden toplandı. Toplam 70 KGYS ve diğer güvenlik kameralarına ait 700 saatlik ek görüntü dosyaya girdi. Bu görüntülerin 67’si ana arterlerde çekildi. Görüntüler arasında Doku’ya ait yeni kayıtlar da bulunuyor.

Soruşturma kapsamında 13-21 Nisan tarihleri arasında en az 14 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 10’u tutuklandı. Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, Abakarov’un eski polis olan üvey babası Engin Yücer, Abakarov’un annesi Cemile Yücer, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen ve polislikten ihraç edilen Gökhan Ertok ve dönemin İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı tutuklandı. Uğurcan A., Munzur Üniversitesi’nin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ise haklarında yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, İstanbul’da 14 Nisan’da gözaltına alındı ve 18 Nisan’da tutuklandı.
“Delil karartma” iddialarıyla hakkında soruşturma başlatılan eski Tunceli Valisi, mülkiye başmüfettişi Tuncay Sonel 17 Nisan’da Elazığ’da gözaltına alındı. Erzurum’a götürülen Tuncay Sonel, 21 Nisan’da adliyeye sevk edildi. İçişleri Bakanlığı’nın açığa aldığı Sonel, gazeteci Sinan Burhan’a oğlunun ve kendisinin Doku’yu tanımadıklarını söyledi, kendisine yönelik iddiaları ise “iftira” olarak nitelendirdi. Sonel’in o dönem yakın koruması olan Şükrü Eroğlu da tutuklandı.
Hakkında yakalama kararı verilen ve ABD’de olduğu belirtilen 14’üncü şüpheli Umut Altaş’ın ağabeyi S.A. hakkında kırmızı bülten çıkarılması talep edildi. S.A.’nın Doku ailesinin avukatıyla yaptığı konuşmanın görüntüleri dosyaya girdi. S.A., görüntüde, “Umut’un sorgusundan aldığım Türkay demiş ki ‘Kız hamile kaldı, ben de kafasına sıktım’. Bu ‘Kafasına sıktım’ lafı birkaç defa geçti” ifadelerini kullandı. Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, bu gelişmenin ardından şöyle konuştu:
“Başsavcımızın katil Mustafa Sonel’e ve onun bütün bu delillerini saklayan örtbasçı babası Tuncay Sonel’e ve o suç şebekesine adalet önünde hesap verdireceği konusunda kuşkumuz yoktur.”
Tuncay Sonel soruşturmasına, Gülistan Doku’nun aile avukatı Ali Çimen’in Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı katılım talebini, Başsavcılık 20 Nisan’da kabul etti.
Hastane kayıtlarının silindiği iddiası üzerine dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen talimatla Bursa’daki adresinde gözaltına alındı. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Özdemir, “resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçlarından 20 Nisan’da tutuklandı.
Sağlık Bakanlığı konuya ilişkin yaptığı açıklamada, hastane kayıtlarının silindiği iddiaları üzerine ivedilikle soruşturma başlatıldığını ve müfettiş görevlendirildiğini duyurdu.
Aygül Doku, valinin oğlunun kardeşine cinsel saldırıda bulunduğunu 17 Nisan’da kamuoyuna açıkladı. Eski Vali Sonel hakkında soruşturma başlatılmasını “Ben bu adımı Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu’ya borçluyum” ifadeleriyle değerlendirdi.
Öte yandan dosyayla bağlantılı olabileceği değerlendirilen bir diğer gelişmede Gülistan Doku’nun en yakın arkadaşı Rojwelat Kızmaz’ın cesedi, Batman’da 12 Şubat 2024’te bulundu. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Batman Milletvekili Zeynep Oduncu, Kızmaz’ın ölümünü 13 Şubat 2024’te Meclis’e taşıdı. Doku ile Kızmaz’ın ölümü arasında bir bağlantı olup olmadığını dönemin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya sordu. İki olay arasında bağlantı olup olmadığı kamuoyunda da tartışılıyor.
Doku ailesi, 2298 gündür gerçeğin ortaya çıkması için mücadele ediyor.
Çocuklar ölürken: Yas yok, hesap yok
Şanlıurfa’da Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Lisesi’ne 14 Nisan’da silahlı bir saldırı düzenlendi. Olayda 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 polis, 1 kantin işletmecisi olmak üzere 16 kişi yaralandı. Şanlıurfa İl Millî Eğitim Müdürlüğü, ildeki eğitime 4 gün ara verdi.
Bir gün sonra Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde Ayser Çalık Ortaokulu’nda silahlı bir saldırı meydana geldi. Olayda 8’i öğrenci, 1’i öğretmen olmak üzere 9 kişi yaşamını yitirdi, 20 kişi yaralandı. Kahramanmaraş Valiliği, okullarda iki günlüğüne eğitime ara verdi. Okulu geçici süreyle eğitim-öğretime kapatan Valilik, öğrencilerin çevredeki okullara nakledilmesine karar verdi. Nakil süreci başladı.

Solda cenaze arabası, sağda bir ambulans, en altta ise bir polis aracı tarzında zırhlı minibüs yer alıyor.
Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), idari soruşturmanın sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Baydur’un 19 Nisan’da görevden alındığını açıkladı.
Maraş’taki olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında, kamu görevlisi olduğu belirtilen failin babası U.M., silahların muhafazası ve ihmal şüphesiyle 15 Nisan’da gözaltına alındı. U.M., 16 Nisan’da tutuklandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı açıklamada saldırının tüm boyutlarıyla mutlaka aydınlatılacağını söyledi. Erdoğan, olayın polemik konusu hâline getirilmemesi gerektiğini kaydetti. “Milletçe hepimizin yüreğine kor bir ateş düşüren böyle bir saldırının siyasi polemiklere ve reyting kaygısına malzeme yapılmaması, vicdani olduğu kadar ahlaki bir görevdir. Acının siyaseti olmaz” ifadelerini kullandı. Saldırılara ilişkin haberler konusunda medyadan özenli yayın yapmalarını isteyerek, “Hadisenin hassasiyetine binaen başta basın mensuplarımız olmak üzere toplumun tüm kesimlerinden gerekli özeni göstermelerini rica ediyorum” dedi.
İletişim Başkanlığı, okul saldırılarının ardından düzenlenen sosyal medyaya yönelik operasyonlara dair 20 Nisan’da bilgi verdi. 72 il Cumhuriyet Başsavcılığında toplam 661 hesap sahibi hakkında soruşturma başlatıldı. Bunlardan 68’i tutuklandı, 127’si hakkında adli kontrol tedbiri ve 5’i hakkında Çocuk Koruma Kanunu tedbiri uygulandı, 117’si serbest bırakılarak ailelerine teslim edildi, 95’i hakkında yakalama/tespit çalışmaları sürüyor. 249 şüpheli gözaltında tutuluyor. 1104 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Bu hesaplar arasında, 275 okulu hedef gösterdiği belirlenen 389 kullanıcı gözaltına alındı. Şüphelilerin adli işlemleri sürüyor.
Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Hakimliği, olayın hemen ardından yayın yasağı getirdi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, yayıncıları uyardı.
Her iki saldırının ardından, aralarında Eğitim-İş, Eğitim-Sen ve Eğitim Bir-Sen’in bulunduğu birçok sendika Türkiye genelinde 16-17 Nisan’da iş bıraktı. Eğitim-İş ile Eğitim-Sen, MEB’in önünde “yaşam nöbeti” başlattı. Sendikalar, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e istifa çağrısı yaptı ancak Tekin henüz istifa etmedi.
Saldırılarda MEB’in sorumluluğuna dikkat çekmek isteyen Liseli Genç Umut üyesi bir genç, İstanbul’da 17 Nisan’da Beşiktaş’ta liselilerin yaptığı eylemde konuştu. Okullarda katledilmek istemediklerini, bunu dile getirdiklerinde polis baskısıyla karşılaştıklarını söyledi. 18 Nisan gecesi evinde gözaltına alınan ve “kamu görevlisine hakaret” ile suçlanan genç, yurtdışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
İnsan Hakları Derneği ve Türkiye Psikiyatri Derneği başta olmak üzere birçok kurum, Urfa ve Maraş’ta meydana gelen olayların benzerlerinin yaşanmaması için yetkilileri etkili önlemler almaya, idari ve politik sorumluluklarını yerine getirmeye ve çocukların üstün yararını merkeze alan bütüncül ve önleyici politikaları hayata geçirmeye çağırdı.
Umut Vakfı’nın Şubat 2025’te yayınlanan 2024 Şiddet Haritasına göre Türkiye genelinde toplam 3 bin 801 silahlı şiddet olayı basına yansıdı. Bu olaylarda, 2 bin 370 kişi öldürüldü, 3 bin 829 kişi de yaralandı.
İçişleri Bakanlığı’nın Ocak 2026 verilerine göre, devletin ruhsatsız silahlanmaya karşı yürüttüğü operasyonlar kapsamında 2025’te 110 bin 104 ruhsatsız silah ele geçirildi. Bu kapsamda 119 bin 175 kişi hakkında yasal işlem yapıldı.
Ulusal yas ilan edilmedi.
Narin Güran Davasında yeni karar: Nevzat Bahtiyar’a 17 yıl hapis cezası
Türkiye’de kamuoyunun yakından takip ettiği Narin Güran cinayetine ilişkin davada, cinayetin ardından cesedi saklayan ve “delil karartma” suçlamasıyla yargılanan Nevzat Bahtiyar, 16 Nisan 2026’da yeniden hâkim karşısına çıktı. Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında, Nevzat Bahtiyar “kasten öldürmeye yardım etmek” suçundan 17 yıl hapis cezasına mahkûm edildi.
Yunus ekipleri, Nevzat Bahtiyar’ın oğlu İbrahim Bahtiyar ile yakınları Mehmet Bahtiyar ve Muhammed Bahtiyar’ın adliyeden çıktıkları sırada şüpheli hareketler tespit etti. Bunun üzerine ekipler aracı durdurdu. Araçta yapılan aramada 2 ruhsatsız tabanca ele geçirildi. Üç şüpheli gözaltına alındı. İbrahim Bahtiyar, çıkarıldığı mahkemede “ruhsatsız silah bulundurmak” suçundan 18 Nisan’da tutuklandı. Diğer şüpheliler ise serbest bırakıldı.
Sekiz yaşındaki Narin Güran, 21 Ağustos 2024’te kayboldu. Güran’ın cansız bedeni, kaybolduktan 19 gün sonra bulundu. Güran’ın cansız bedenini dereye saklayan Nevzat Bahtiyar, “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Bahtiyar’a “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 28 Aralık 2024’te 4 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Tutuklu sanıkların avukatları ile Narin Güran’ın babası Arif Güran’ın avukatları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Diyarbakır Barosu, kararın ardından istinafa başvurdu. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyayı Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi’ne gönderdi. 1. Ceza Dairesi, 26 Mayıs 2025’te ilk derece mahkemesince sanıklara verilen hapis cezalarını oy çokluğuyla hukuka uygun buldu, sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına karar verdi.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, Nevzat Bahtiyar’a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının sanık aleyhine bozulması talebiyle Haziran 2025’te Yargıtay’a başvurdu. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 29 Aralık 2025’te Bahtiyar’ın eylemlerinin “Nitelikli kasten öldürmeye yardım” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin kararı oy birliğiyle bozdu.
Bahtiyar’ın Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 6 Nisan’da görülen duruşmasında, Arif Güran’ın avukatları reddihâkim talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, bu talebi “yargılamayı uzatmaya yönelik” bularak reddetti. Avukatlar, reddihâkim talebinin reddedilmesini bir üst mahkemeye taşıdı.
Diyarbakır 17. Asliye Ceza Mahkemesi, ana davayla Narin Güran’ın amcalarının da aralarında olduğu 15 kişinin yargılandığı dava dosyalarının birleştirilmesine 14 Nisan’da karar verdi. Karar değerlendirilmek üzere istinaf mahkemesine gönderildi.
Nevzat Bahtiyar’a 17 yıl hapis cezası verilmesinin ardından 16 Nisan’da Arif Güran konuştu. Güran, dosyaya ilişkin tepkisini şöyle dile getirdi:
“Narin Güran dosyasına sahip çıkın. Hiçbir şey bitmemiştir. Toplum Narin Güran dosyasını bilmeyerek yerin dibine koydu. Ama bugün Narin Güran dosyasını yeniden yargılatmak, bu dosyayı yeniden açtırmak toplumun elindedir”
Arif Güran ayrıca mahkemeden yalnızca keşif talep ettiklerini belirterek, şunları söyledi:
“Narin’in katili ortaya çıkmadı. Narin’in katili ortaya çıkmadı. Mahkemeden bizim sadece ve sadece talep ettiğimiz bir keşifti. Bir keşif bu kadar mı zor bir devlete? Bugün devletin gücünü ve kudretini herkes iyi biliyor. Eğer bugün bir keşif yapılsaydı, araştırılsaydı, o insanın ne kadar yalancı olduğunu herkes kendi gözleriyle görecekti.”






Bir Cevap Yazın