Hayvanların insan eğlencesi, teşhiri ve denetimi amacıyla kapatıldığı tüm hayvanat bahçeleri, nerede olursa olsun, esaretin kurumsallaşmış biçimleri. Bu nedenle “Hayvanat Bahçeleri” dosya haberlerimizde sadece Türkiye’deki merkezlere yer vermiyor, dünyadan örnekleri de inceliyoruz.
Bu dosya haberlerin amacı hayvanat bahçesi fikrinin kendisini sorgulamak. Darıca, Gaziantep, Polenezköy’ün ardından bu sefer komşuya gidiyor ve Atina Hayvanat Bahçesi’ni konuşuyoruz.

Keekok Lee, Zoos: A Philosophical Tour kitabında hayvanat bahçesindeki hayvanların artık gerçekten “vahşi” olmadığını yazar. Hayvanat bahçeleri, hayvanı doğadan koparan, onu dönüştüren ve sonra bu dönüştürülmüş varlığı doğanın temsili gibi sunan bir kurumdur. Atina Hayvanat Bahçesi’ne (Attica Zoological Park) bakarken görülmesi gereken şey tutsak hayvanların insan gösterisine, ziyaretçi bakışına ve kurumsal meşruiyete göre yeniden şekillendirilmiş hayatlarıdır.
31 Mart günü gözlem ve belgeleme amacıyla Attica Hayvanat Bahçesi’ni ziyaret eden Tapkan. kritik gördüğü bazı ihlal noktaları ve kötü bakım koşullarını aktarıyor.
Yunuslar ve deniz aslanları
Yunuslarla ilgili süregelen bir mahkeme süreci mevcut. Hayvanat bahçesinin deniz memelilerine dair ruhsatının 2020’de yetkili makamlar tarafından iptal edildiğini görüyoruz ayrıca sahibine de sekiz ay hapis cezası verildiği bilgiler arasında yer alıyor.



Eğitim kisvesi altında, yunuslara performans yaptırıldığı anlaşılıyor. Fakat maalesef davanın üzerinden altı yıl geçmiş olmasına rağmen yunuslar hala küçük beton bir havuzun içinde yaşamaya çalışıyor. Ayrıca ruhsat iptali deniz aslanlarını kapsamıyor. Şu anda deniz aslanlarının durduğu havuz bir insanın bile yüzmeyi tercih etmeyeceği küçüklükte hacme sahip. İki deniz aslanı bu alanın içinde devamlı daire çiziyor. Açıkça deniz aslanı türünün doğasında olan zengin habitatına karşılık burası sadece yoksunluk içeriyor.
Filler
Hayvanat bahçesi bünyesinde 21 yaşında iki fil mevcut: Leso ve Mio. Gözlemlerimiz boyunca hayvanlar kapalı barınağının olduğu kısma iki kez gittiler ve kapının önünde bekleyerek içeri girme ihtiyacında olduklarını gösterdiler. Fakat içeri geçiş kapıları kapalıydı. Bir çalışana sorduğumuzda geçişleri tüm gün kapalı tuttuklarını söylediler.
Olması gereken ise hayvanın tercihlerine saygı göstermek ve onlara alan tanımaktır. Hayvan insan bakışı altında olmak istemeyebilir ve kendisini izole etmek isteyebilir. Fakat buna izin verilmediği görülüyor. Bunun anlamı şudur; hayvanat bahçesi hayvanları birer nesne, birer vitrin gibi görüyor. Duyguları, hisleri ve ihtiyaçları önemli değil, önemli olan insanların her halükarda onları görmesi çünkü 25 euro verip içeri girdiler.
Ayrıca fil barınağının açık kısmı çok fazla sayıda elektrik veren şok telleri ile çevrili durumda.
Afrika penguenleri
Bu tür penguenler doğal yaşamlarında maksimum 85 metreye dalma kapasitesinde olan canlılardır. Ortalama yüzme hareketlerinde de 15-20 metre derinliklerde gezerler. Fakat hayvanat bahçesinde penguenlerin bölümünde gördüğümüz havuz aşırı sığ.
Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği’nin (AZA) minimum sınırını karşılıyor mu ondan da şüpheliyiz. Ayrıca AZA kılavuzları çoğu zaman türün doğadaki kapasitesi yerine, hayvanat bahçesi içinde yönetilebilirlik mantığıyla yazılır. Yani soru “penguen neye ihtiyaç duyar?” değil, “pengueni sergilemek için en az ne gerekir?” haline kayar. Bu nedenle çoğu zaman eleştirimizin başlangıç noktasını insan merkezli hazırlanmış bu standartlar oluşturuyor. AZA gibi kurumlar hayvanat bahçelerine meşruiyet sağlarken insan merkezli bakış açılarını hala bünyelerinde devam ettiriyorlar.
Örneğin penguenin zengin dünyasında, daldığı sularda bir çok deniz canlısı, mercanlar ve zengin vejetasyon var. Bu dünyayı penguenlere hangi hayvanat bahçesi sağlayabilir? Atina Hayvanat Bahçesi’nde afrika penguenleri için hazırlanmış yer sığ bir beton havuzdan, biraz çim ve kumdan ibaret.
Geyikler
Geyikler için kurak bir alan ayrılmış ve yeterince gölgelik yok. Tüm geyikler duvarın yanına çizgi halinde sıralanmıştı çünkü bir tek burada gölge alan oluşmuştu. Baharda buna ihtiyaç duyan hayvanlar için sıcak yaz aylarına gelmeden bu problemin çözülmesi gerekir.
Ayılarda da aynı şekilde tüm gün içeri geçiş kapıları kapalı tutuluyor, atların bulunduğu yerde gölge alan çok sınırlı, bazı kuşların sergilendiği yerlerde tavan yüksekliği çok az dolayısıyla uçuşa elverişsiz. Yılanlar her hayvanat bahçesinde olduğu gibi küçük camekan şeklinde odalar içinde sergileniyor, hayvanın tam boy açıklığını karşılamayan bu yerler yılanların zengin doğal dünyasına karşılık hayvanlara hiç bir şey sağlamıyor. Sosyal bir hayvan olan zürafa tek başına yaşıyor. Yanında zebralar var fakat bu türler arası bir ilişki sağlıyor. Kendi türünden bir birey önceden varsa da şu an yok. Ayrıca bir çalışana da sorarak doğruladık şu an tek zürafa var. Bunun sebebini bilemiyoruz ve fakat bu hayvanın geleceği ve sosyal yaşamı için ne planlanıyor önemli bir soru işareti.
Keekok Lee kitabında ‘immuration’ teriminden bahseder. Hayvanları duvarlar, kafesler, yapay çevre ve insan tahakkümü altında başka bir şeye dönüştürüldüğünü söyler. Ve hayvanat bahçelerinin meşruiyetine zemin kazandıran ‘koruma projelerine’ atıf yaparak sorar o halde biz hayvanat bahçelerinde neyi koruyoruz? Vahşi hayvanı mı, yoksa onun gölgesini mi?
Dipnot: Animal Politics olarak hayvanat bahçesi mantığını hiç bir koşulda desteklemiyoruz. Buralara gitme amacımız hayvanların yaşam koşullarını gözlemlemek, belgelemek, yetkililere sorumluluklarını hatırlatmak ve her halükarda hayvanat bahçelerinin yapay ve insan merkezli yapısını gözler önüne sererek aşamalı olarak kapatılmalarını sağlamaktır.























Bir Cevap Yazın