Yetkililer, Aralık 2024’te yasa dışı yollardan Türkiye’ye sokulmak istenirken kurtarılan yavru goril Zeytin’in geleceği hakkında sessizlik içinde. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) Genel Müdürü Kadir Çokçetin, 21 Ağustos’ta basına Zeytin’in Eylül 2025’te uluslararası bir rehabilitasyon merkezine gönderileceğini açıkladı ancak aynı kurum sadece bir ay sonra Zeytin’in Türkiye’de kalmaya devam edeceğini duyurdu.
Ekim 2025’ten bu yana da Zeytin hakkında hiçbir resmi açıklama da yok. Bu sessizliği Jane Goodall Enstitüsü Primat Uzmanı Aslıhan Niksarlı’ya sorduk.
“Zeytin’in hikayesi, kuyruksuz maymunlara yönelik yasadışı ticaretin ne kadar acımasız olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Goriller son derece sosyal canlılardır. Özellikle genç bireyler için fiziksel temas, oyun, sosyal öğrenme ve grup içi etkileşim sağlıklı gelişimin temel bileşenleridir. Uzun süreli izolasyon ve sürekli insan teması, Zeytin’in psikolojik gelişimini uzun vadede olumsuz etkileyebilir; türüne özgü davranış repertuarından uzaklaşma riskini artırabilir.
“Zeytin’in hak ettiği yer; kuyruksuz maymunlar refahı alanında uzmanlaşmış, türüne uygun bakımın sağlanabildiği, sosyal temas kurabileceği ve uzman ekipler tarafından desteklenebileceği, Afrika’daki akredite bir rehabilitasyon merkezidir. Bu; nihai hedef olan doğaya yeniden kazandırılma sürecinin de önünü açacaktır.

“Ancak unutmamamız gerekir ki Zeytin’in bu merkezlere ulaştırılması ne kadar uzun sürerse, geri dönüşü zor zararların oluşma ihtimali de o kadar artar. Zeytin’in alt türünün Nijerya’da bulunmaması gerekçesiyle Türkiye’de tutulmasının zorunlu olduğu yönündeki yaklaşım, mevcut bilimsel refah literatürü ve uluslararası koruma pratiği ışığında yeniden ele alınmalı.
“Batı ova gorillerinin doğal yayılım alanı içindeki uzmanlaşmış rehabilitasyon merkezleri hala seçenekler arasında yer almaktadır. Uluslararası çerçeveyle uyumlu bir çözüm olarak, Zeytin’in Afrika’da kuyruksuz maymunlara yönelik akredite bir rehabilitasyon merkezine nakledilmesi çağrısını yineliyorum. Böyle bir adım, hem bireysel refahı güvence altına alacak hem de küresel ölçekte kabul gören bakım ve etik sorumluluk standartlarıyla uyumlu olacaktır.
“Zeytin’e yönelik yoğun kamuoyu ilgisi, mevcut durumu ve bulunduğu yere ilişkin herhangi bir güncelleme yapılmamasının yarattığı kaygı göz önünde bulundurulduğunda, şeffaf ve düzenli bilgi paylaşımı hem kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından hem de bilimsel değerlendirme, uluslararası işbirliği ve en iyi refah uygulamalarının hayata geçirilmesi açısından da kritik öneme sahiptir.
“Zeytin’in durumu yalnızca idari bir karar değil; uluslararası koruma ilkeleri, tür refahı standartları ve yasa dışı yaban hayatı ticaretiyle mücadele çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir meseledir. Düzenli ve açık iletişim, güven inşa edecek ve uluslararası uzman kurumların teknik destek sunabilmesine imkan tanıyacaktır. Bu nedenle sürecin şeffaf biçimde yürütülmesi ve ilgili paydaşlarla bilgi paylaşımının sağlanması, Zeytin’in uzun vadeli refahı açısından kritik önem taşımaktadır.”






Bir Cevap Yazın