6 Şubat’ta İstanbul’da olmak tuhaf bir duygu. Takvim hatırlatıyor ama şehir sessiz. O yüzden bu tarihte bir salona girip başkalarıyla birlikte oturmak, konuşulanlardan önce bir duyguyu paylaştığımızı hissettiriyor. Depremin üzerinden üç yıl geçmişken, “hatırlamak” hâlâ ne anlama geliyor, bunu birlikte düşünmeye çalışıyoruz.

Talebeyiz Biz’in çağrısıyla ve Bor Sanat’ın desteğiyle düzenlenen “Cam Gibi Değil, Kum Gibi” panelinin dinleyicileri arasındaydım. Dışarıdan bir katılımcı olarak, anlatılanlara temas etmeye, kendi yerimi bulmaya çalıştım. Panel, bir çözüm sunma iddiasıyla değil; çoklu krizler çağında gençlerle birlikte düşünmenin neye benzediğini paylaşma niyetiyle kurulmuş. Bu niyet, konuşmalar ilerledikçe daha da görünür hâle geldi.

Söz döne dolaşa topluluk meselesine geldi. Ama bu, idealize edilmiş bir “birlik” fikri değil. Aksine; dağılan, seyrekleşen, sonra yeniden bir araya gelen hâllerden söz ediliyordu. “Cam gibi değil, kum gibi” ifadesi tam da bunu anlatıyor: pürüzsüz olmayan, kırıldığında kesmeyen, birbirine karışarak var olan bir topluluk hâli. Dinlerken şunu düşündüm: Belki de mesele aynı yerde durmak değil, aynı dağılmayı paylaşabilmek.

Gençlerle birlikte geliştirilen topluluk modelinden söz edilirken, bunun masa başında kurulmuş bir şema olmadığı özellikle vurgulandı. Deneyimlerin içinden çıkmış; bazen işlemiş, bazen tıkanmış, sonra başka bir yerden yeniden kurulmuş bir süreç bu. Adacıklar, geçitler, yaşantılar adası ve olasılıklar bulutu gibi kavramlar, dinleyici olarak bana daha çok bir haritadan ziyade bir eskizi çağrıştırdı. Henüz tamamlanmamış, çizilmeye devam eden bir şey. Üstelik panel sonunda bizlerde bu kavramları bizzat deneyimleyen ve bir anda dağılan ve ardından yeniden bir araya gelen bir topluluğa dönüştük.

Konuşmalarda, “iyi olma hâli”nin bireysel bir hedef olarak ele alınmaması; iyi olmanın, birlikte mümkün olabileceği; ama bunun da otomatik bir hâl olmadığının açıkça ortaya konması bana çok iyi geldi. Topluluk kurmak sabır, inat ve bazen de aynı sabra her seferinde sahip olamama hâliydi sonuçta ve bu dürüstlük, dinleyici olarak beni etkinliğin içine daha çok çekti.

Bir hak olarak saçmalamak 

Sanatın bu süreçteki rolü anlatılırken, onun bir araçtan çok bir alan açma biçimi olduğu hissediliyordu. Tiyatrodan, birlikte üretimden, “saçmalama hakkı”ndan söz edildi. Güvende hissedilen bir ortamda hata yapabilmenin, tuhaf olabilmenin, doğru-yanlış ikiliğinden bir süreliğine çıkabilmenin önemine değinildi. Bunları dinlerken, sanatın burada bir “iyileştirme vaadi” taşımadığını; daha çok birlikte kalmanın, dağılmadan dağılabilmenin bir pratiği olarak düşünüldüğünü fark ettim. Beni daha da heyecanlandıran şey aslında ‘saçmalamanın’ bir hak olabileceği düşüncesi oldu; sanırım bir kişiye veya topluluğa verilebilecek yegane hak bu olmalı. 

Panel boyunca sık sık şu soru dolaştı ortalıkta: Bu kadar belirsizlik içinde umut nerede duruyor? Cevap net değil ve belki de olması gerekmiyor. Umut, büyük laflardan çok, küçük sorumluluk alma hâllerinde. Birlikte üretmekte, bir arada kalmaya dair ısrarda, yeni ihtimalleri denemeye cesaret etmekte.

Biz hâlâ buradayız 

Panel, “Biz hâlâ buradayız…” sergisinden bir seçkinin eşliğinde gerçekleşti. Çıkışta, sergide yer alan işlere daha dikkatle bakabildim. Dağılan kuş figürleri, tek bir yöne uçmayan ama aynı rüzgârda savrulan bedenler gibi duruyordu. Parçalı kolajlarda çocukluk, gürültü ve cevaplanamayan sorular iç içeydi. Kintsugi tekniğiyle onarılmış fincan ise kırığın saklanmadığı, aksine görünür kılındığı bir hatırlama biçimini… 

Görsel eserlerin yanı sıra bir de görsel ve işitsel eserler de yerini almıştı. O şarkılardan birini buraya bir cümle olarak bırakmanın gerekli olduğunu düşünüyorum: Biz hala buradayız…

Belki de panelden bana kalan en güçlü his buydu: Hatırlamak, her şeyi toparlamak ya da pürüzsüzleştirmek zorunda değil. Bazen kırıkla birlikte durmak, dağılmış parçaların arasındaki bağı kaybetmemek yeterli. Cam gibi değil, kum gibi. Dağılarak, karışarak, yeniden bir araya gelerek.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin