Fotografiska Berlin’de açılan “Life Sentence” sergisi, Nikita Teryoshin’in uzun süredir insan–hayvan ilişkileri etrafında ördüğü görsel anlatının yeni bir durağını oluşturuyor.

Rusya doğumlu, Berlin merkezli çalışan Teryoshin, çalışmalarında sıklıkla iktidar, yapaylık, endüstri ve şiddetin gündelik hayatta nasıl “normalleştirildiğini” görünür kılıyor. Daha önce süt endüstrisini (Milk Matrix), mezbahalardan kaçan hayvanları (Animal Escape Plan), sokak hayvanlarını ve küresel silah ticaretini belgeleyen fotoğrafçı, bakışını bu kez hayvanat bahçelerine çeviriyor.

Serginin başlığı olan Life Sentence (müebbet hapis), hayvanat bahçesindeki hayvanların, hiçbir suç işlemeden, yaşamlarının tamamını esaret altında geçirmek zorunda bırakılmasına işaret ediyor.

Flaş kullanımıyla hayvanat bahçesinin steril ve pedagojik imgesini kıran fotoğraflar, mekânı bir sergi alanından çok bir ceza mekânı olarak görünür kılıyor. Life Sentence, hayvanat bahçesini çocukluk anılarının masum alanı olmaktan çıkarıp, iktidar, temsil ve yaşam hakkı üzerine rahatsız edici ama gerekli bir düşünme alanına dönüştürüyor.

Bu röportajda Nikita Teryoshin ile, yolun hayvanat bahçesine nasıl çıktığını, Life Sentence sergi fikrinin nasıl oluştuğunu, insanın hayvan üzerindeki tahakkümünü, teknik olarak da flaş kullanımının etik ve görsel boyutlarını konuşuyoruz.

“Projemde ‘iyi”’ ya da ‘kötü’ hayvanat bahçeleri diye bir ayrım yok”

Bize yeni açılan ‘Life Sentence’ isimli serginden bahseder misin? Yol hayvanat bahçesine nasıl çıktı?

İnsanlar ile hayvanlar arasındaki ilişki üzerine uzun zamandır çalışıyorum. Dortmund’daki fotoğrafçılık eğitimime başvururken bile küçük, organik bir çiftlikte fotoğraflar çekiyordum. O dönemde, tavuk topluluğunu insan toplumuyla görsel olarak karşılaştırmak istiyordum: hiyerarşi, üst sınıf, polis, ordu gibi yapılar üzerinden. Kulağa biraz tuhaf gelebilir ama bu daha çok doğrudan bir anlatımdan ziyade görsel bir karşılaştırmaydı.

Bir süre sonra mezuniyet projem Almanya’daki süt inekleri üzerine oldu. O zamanlar projeye “Hornless Heritage” diyordum, şimdi ise “Milk Matrix” adını kullanıyorum. Amaç, süt üretimi sırasında gerçekte neler yaşandığını göstermek ve süt imgesini güncellemekti. Çünkü süt ambalajlarında genellikle yeşil çayırlar, mutlu inekler ya da bir bardakta süt görürüz. Oysa gerçekte, tamamen farklı bir tablo var: son derece büyük bir endüstri, sayısız icat, yüksek teknoloji ve yapay zekâ.

“Hornless Heritage” projesinden

Birçok çiftlikte hayvanlara nasıl davranıldığı oldukça sarsıcı. Ama bir sanatçı olarak beni ilgilendiren bir başka şey de insanların makineler kullanarak tamamen yapay ortamlar inşa etmesi. Bana göre bu ortamlar Matrix’e benziyor; tamamen yapaylar ve bir ineğin doğal yaşamıyla hiçbir ilgileri yok. Üstelik inekler bu sistemin dışına hiç çıkmıyor. Büyük çiftliklerde genellikle hep içeride kalıyorlar.

Sonraki projem “Animal Escape Plan” oldu; mezbahadan kaçan hayvanlar üzerineydi. Bu kez konuyu daha pozitif bir yerden ele almak istedim. Tüm hayvanların sadece kurban olmadığını, bazılarının birer kahraman olduğunu göstermek istedim. Örneğin, mezbahadan son anda kaçan ve aylarca ormanda saklanan bir boğa vardı. Şu anda bir sığınakta yaşıyor.

Animal Escape Plan (2021) “Erdlingshof” in Kollnburg, Bayern

Bu proje kapsamında Avusturya ve Almanya’da altı farklı hayvan barınağını ziyaret ettim. Fotoğraflar genellikle karanlık, bazen arkadan çekilmiş, siluet hissi veren görüntülerdi.

Daha sonra sokak kedileri üzerine bir seri yaptım: St. Petersburg’da, Bangkok’ta, Atlantic City’de. İstanbul’da da birkaç fotoğraf çektim ama çok fazla değil.

Ardından bir ustalık sınıfı sırasında “Empire Strikes Back -Postcards from Bosphorus” adlı projesini geliştirdim. Bu projede kedileri politik temalarla bir araya getirmeye çalıştım. Aslında silah ticareti üzerine olan diğer projemle kedileri bir şekilde buluşturmak istiyordum. Bu projeden gerçekten çok memnun kaldım çünkü bana tamamen yeni bir şey gibi hissettirdi.

Bir arkadaşım, hayvanlarla ilgili çalıştığım için hayvanat bahçesinde fotoğraf çekmenin de benim için ilginç olabileceğini söyledi. Hayvanat bahçesi, sonuçta insanların tamamen yapay bir şeye inandığı bir güç mekânı aynı zamanda. Yeni aldığım, orta format bir Fuji kamerayla, -normal bir kameraya kıyasla biraz daha fazla detay gösterdiğini düşündüğüm için- hayvanat bahçesine gittim. Amacım sadece biraz denemeler yapmaktı. Proje böyle başladı.

“Kötü” hayvanat bahçelerini mi aradın, yoksa rastgele mi gittin?

Hayır, projemde “iyi” ya da “kötü” hayvanat bahçeleri diye bir ayrım yok. Benim için mesele hayvanat bahçesinin bir sistem olarak kendisi. Zaten gittiğim hayvanat bahçeleri muhtemelen bulunabilecek en “iyi” örneklerdi. Projenin fikri yaratıcılık ya da estetik bir karşılaştırma değil; mesele doğrudan “müebbet” fikri.

Hayvanların hiçbir suç işlemeden, bütün hayatlarını orada geçirmek zorunda kalmaları. Belki orada doğuyorlar ve orada ölüyorlar. Bunu bilerek yaşamanın nasıl bir şey olduğunu hayal etmek.

Bu, projenin temel fikriydi. Büyük ihtimalle ileride farklı ülkelerde, farklı hayvanat bahçelerini de ziyaret etmeye devam etmek isterim.

Sanırım hayvanat bahçesinde çekim yaparken de flaş kullandın. Bu durum hayvanların davranışlarını etkiledi mi?

Bu seriyle ilgili bazı insanların getirdiği eleştiri noktalarından biri bu. Zaten flaş kullanımı hayvanat bahçelerinde yasak. Başta flaşsız fotoğraflar çektim, sonra flaşla denedim. Normalde flaşla çalışıyorum ama şunu fark ettim: flaşsız çektiğim fotoğraflar, hayvanat bahçesinin kendi propagandasını yeniden üretiyor gibiydi. Flaş kullandığımda ise mekânın gerçekte ne olduğunu doğrudan görüyorsunuz. Flaşla birlikte hayvanat bahçesi bir anda bir hapishane gibi görünmeye başlıyor.

Açıkçası hayvanlardan belirgin bir tepki görmedim. Yine de flaşı doğrudan gözlerine tutmamaya çalıştım; daha çok yandan kullandım, bir asistanla çalıştım ve çok fazla fotoğraf çekmedim. Zaten hayvanların çoğu oldukça apatikti; bazıları sürekli daireler çizerek yürüyordu.

Davranış açısından çok dramatik bir değişiklik gözlemlemedim ama görsel dil açısından her şey tamamen değişti. Belki başka ülkelerde farklı sonuçlar olabilir. Ama bu projede beni ilgilendiren bir diğer mesele de hayvanat bahçelerinin ortaya çıktığı ülkelerin emperyal geçmişiydi: uzak coğrafyalardan, kolonilerden hayvanlar getirerek gücü ve iktidarı sergilemek.

“Hayvanat bahçesine çocukken gitmiş ve sorgulamamış insanlar için daha sarsıcı bir anlam”

Hayvan bakışlarının anlam taşıdığını düşünüyor musun? Hayvanat bahçesinde bilincin izlerine rastladın mı?

Bence özellikle büyük insansı maymunlar, ziyaretçilerle bir şekilde iletişim kuruyor. Bir temas olduğunu söyleyebilirim. İnsanlar da büyük maymunlarla diğer hayvanlara kıyasla farklı bir bağ kuruyor gibi; belki bize daha çok benzedikleri için.

Size doğrudan bakıyorlar. Canlılar ve bilinçliler. Aynı zamanda onlarda bir hüzün ya da sıkılmışlık hissi de alıyorsunuz.

Serginin adını neden ‘Müebbet hapis cezası’ koydun?

Life Sentence fikri serginin çok başında, belki ilk hayvanat bahçesi ziyaretinden sonra ortaya çıktı. Başta sergi başlığı ararken bekleyeceğiniz bir ifade değil. Ama sonra fark ettim ki aslında bu başlık hayvanat bahçesindeki koşulları bile tarif etmiyor; sadece durumun kendisini ifade ediyor.

Hayvanat bahçesi çok “iyi” olsa bile -örneğin tek bir hayvan için çok büyük bir alan olsa bile- bu yine de bir life sentence, yani müebbet olurdu. Seri de tam olarak bununla ilgili. Elbette küçük bir kafeste yaşamak çok daha ağır bir durum. Ama “Life Sentence” ifadesi, hayvanat bahçesine çocukken gitmiş ve orayı sorgulamamış insanlar için belki daha sarsıcı bir anlam taşıyor. Bence bu başlık projeye başka bir katman ve derinlik ekliyor.

Bir süt ineğinin endüstriyel çiftlikte sömürü içinde geçen hayatı da bir tür müebbet hapis cezası değil midir? 

Hayır, bu bir life sentence değil. Çünkü onlar yaklaşık beş yıl sonra öldürülüyor. Bu bir ölüm cezası.

Bu da, gücümüzü kullanarak hayvanlara istediklerimizi yaptırmamızın başlı başına bir zulüm biçimi. Bu yüzden projede kanlı ya da aşırı sert görüntüler göstermek istemedim; daha çok endüstriyel yapıyı göstermek istedim. Boynuzsuz inekler bu sistemin sadece bir parçasıydı. Laboratuvar ortamında, yanlarında delikler açılmış inekleri gösteren çok sayıda başka görüntü de var.

Benim deneyimime göre, bu projeyi gören birçok insan süt içip içmemeyi yeniden düşünmeye başladı. Bu da işin, şok edici görüntülerden farklı bir şekilde çalıştığını gösteriyor. En azından niyetim, eleştirel bir iş üretmekti.

Tierpark Berlin

“Empire strikes back – Postcards from Bosphorus” serini çok beğendiğimi söylemeliyim. Fotoğrafların yanı sıra Türkiye yakın tarih analizini de aynı şekilde çok yerinde buldum. Sokak kedilerinin odağımızı şaşırttığından bahsetmişsin yazında fakat bu kez gerçekten sokak kedilerine dikkatle bakmamız gerekiyor. Türkiye’de değişen Hayvan Hakları Yasası’ndan haberin var mı? Ve ardından ülkedeki gelişmelerden, köpeklerin sokaklardan toplatılmasından, belediye barınaklarındaki hayvan katliamlarından?

Açıkçası çok bilgim yok. Köpeklerle ilgili bir şeyler duymuş olabilirim ama bu kadarını bilmiyordum. Bu seride zaten kedi ve köpekler daha çok sembolik olarak yer alıyor. Ama Rusya’da da benzer bir durum var. Genellikle zengin insanlar ya da otel sahipleri sokak hayvanlarını istemiyor. Sokak hayvanlarına çoğunlukla yoksul insanlar bakıyor. Belki de otoriter rejimler sokak hayvanları için daha yıkıcı oluyor.

Son sorum fotoğraf pratiğinle ilgili. Bence flaş ile sorunlar yaşayan, onu kullanmaktan kaçan, onu sevmeyen, yanında taşımak istemeyen tek fotoğrafçı ben değilimdir. O nedenle bu soruyu hepimiz adına soruyorum; flaş ile nasıl barışabiliriz? Çünkü görüyorum ki sen onunla aşk yaşıyorsun. Ve gerçekten harika sonuçlar elde ediyorsun. 

Bence flaşla ilgili tek yol denemek. Ama konuya uyması gerekiyor. Bazı hassas konular vardır; flaş her zaman uygun olmayabilir. Benim konularım daha çok yapay, endüstriyel ya da silah politikaları gibi alanlar. Flaş, -reklam ve moda fotoğrafçılığından gelen bir araç olarak- bu konuları abartmak, görünür kılmak için iyi çalışıyor.

Güneşli havada da flaşı seviyorum; ön planı aydınlatıp görüntüyü daha hiper-gerçekçi hâle getiriyor. Belki bunun sebebi St. Petersburg ve Dortmund’da büyümüş olmamdır; ikisi de genelde gri, ışığı az şehirler. Flaş her şeyi daha “özel” gösteriyordu ve onunla çalışmak eğlenceliydi.

Zamanla daha çok kullandım. Işığın oranını anlamak önemli: ışık kaynakları arasındaki ilişkiyi, güneşin bir kaynak, flaşın başka bir kaynak olduğunu; konuya olan mesafeyi… Bazen iki ya da üç flaş kullanırsınız, bazen hiç güneş olmaz. Çok fazla hata yaptıktan sonra flaşı doğru kullanmayı başarabilirsiniz. 

Zoo Gelsenkirchen

İlgisine sergi metni

Hayvanat bahçeleri, kökenlerini Avrupa ülkelerinin sömürgeci geçmişinde bulur. Egzotik hayvan ve bitkilerin sergilenmesi, ülkenin zenginliğini ve gücünü vurgulamanın bir yolu olarak görülmüştür. Hatta geçen yüzyılın ortalarına kadar “insan hayvanat bahçeleri”nin var olduğu dönemler olmuştur.

Günümüzde bazı hayvanat bahçelerinde koşullar değişmiş olsa da, hayvanat bahçelerinin eski biçimleriyle varlığını sürdürmesinin gerekliliği hâlâ önemli bir tartışma konusudur. Hayvanat bahçelerinde bulunan hayvanların büyük bir kısmı yok olma tehlikesi altında değildir. Hayvanat bahçelerine harcanan maddi kaynaklar, doğada yaşayan çok daha fazla hayvanın korunmasına katkı sağlayabilir.

Çocuklar için “eğitici” olduğu iddiası da tartışmalıdır; çünkü esaret, yapay çevreler ve yetersiz alanlar nedeniyle birçok hayvan doğal olmayan davranışlar sergiler. Örneğin kutup ayıları günde yaklaşık 70 kilometre yol kat ederken, hayvanat bahçelerinde gün boyu ileri geri yürümeye başlarlar. Bazı büyük insansı maymunların zekâ düzeyi küçük bir insan çocuğuna yakındır ve dil öğrenebilmektedirler. Bu da Homo sapiens’in en yakın akrabaları olan şempanze, goril ve orangutanları esaret altında tutmasının ne kadar meşru olduğu sorusunu gündeme getirir.

Bu nedenle, hayvanat bahçesini ziyaret eden bir kişi, orada tutulan vahşi hayvanlar hakkında olmaktan çok, kendisi ve kendi doğası hakkında daha fazla şey öğrenebilir.

Fotoğraflar Almanya, İsviçre ve Portekiz’de çekilmiştir.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin