20 Ocak 2026, Salı

Uyarı: Bu yazı dizi hakkında spoiler içermektedir. Öncelikle diziyi izlemenizi şiddetsiz bir biçimde tavsiye ederim.

Heated Rivalry, bir süredir internet dünyasını kasıp kavuran ve TikTok’ta neredeyse hakkında video çekmeyen içerik üreticisinin kalmadığı bir dizi. Peki yalnızca 6 bölümü yayımlanmış olmasına rağmen neden bu kadar konuşuluyor?

Dizinin ana teması, stereotipin dışına çıkan bir gay aşk. Rusyalı Ilya Rozanov ve yarı Asya kökenli, Kanadalı Shane Hollander, geleceğin parlak yıldızları olmaya aday iki hokey oyuncusu. Çaylakların yarıştığı bir turnuvada tanışan çift, uzun süren bakışmaların ardından adım adım birbirlerine çekiliyorlar. Bazen birkaç ay bazen yarım yıl zaman atlamalarının olduğu dizide, erkek egemen bir çevrede yaşayan ikilinin hem kendilerini keşfetme hem de yakınlıklarını kademeli olarak arttırmalarını izliyoruz. 

Shane yönelimini fark edememiş, kendini Ilya ile keşfetme imkanı bulmuş bir karakter. Çocukluğundan beri hayatı buz pistinde hokey oynayarak geçirdiği için cinselliğini keşfetmeye vakti olmamış gibi. Aslında ailesi gayet anlayışlı, sınırlara saygı duyan, çocuklarının geleceği için koşturan insanlar. 

Shane için mesele aile baskısı değil, nöroçeşitli özellikler gösteren, otizm spektrumunda birisi. Dizide bunu yer yer geçirdiği panik-ataklar ve endişe balonları ile sözlü iletişim kurmadan izleyiciye çok iyi aktarıyor. Herkes, sadece davranışlarından yola çıkarak rahatlıkla Shane’in o an nasıl bir durum içerisinde olduğunu hissedebilir. Nöroçeşitli insanların hisleri izleyiciye aktarılmış, onların benimseyebilecekleri bir iş çıkmış ortaya.

Shane’in dizi boyunca ‘normal’ olmaya çalışması, nöroçeşitli biri olarak bu dünyaya nasıl ‘fit’lenemediğini anlatıyor. Mesela Ilya’nın sıkıcı olarak tanımladığı özellikler, Shane’in dünyaya uyumlanmak için yaptığı şeyler. Acaba tüm seçimlerini herhangi bir filtreleme olmadan yapsaydı, nasıl bir Shane Hollander izlerdik, diye düşünmeden edemiyorum.

Ilya’nın hayatı ise Shane’den daha zor geçmiş, küçük yaşta annesini kaybeden Ilya, polis bir baba ve ağabey ile büyümüş. Rusya gibi duyguların kolayca dile getirilmediği, sert toplumsal kalıpların hâkim olduğu bir ülkede büyüyen Ilya, hislerinden söz etmeyi pek bilmeyen biri. Tek ailesi olduğu için kendisini içten içe yıpratan insanlara düzenli olarak para gönderiyor ve her sezon sonunda Rusya’ya dönüyor. Yönelimini görece erken keşfetmiş olsa da bunu açıkça yaşayabildiği bir alan yok; hayatını kapalı kapılar ardında sürdürüyor. Kameralar karşısında ise yalnızca kadınlarla yan yana görünmeyi tercih ediyor.

Shane’in Ilya’yı öperken bu defa daha yoğun bir şeyler hissetmesi ve bundan korkup kaçması, Ilya’nın anlayabildiği bir şey değil. Ilya, Shane’in yaşadığı durumu, hislerini analiz edemiyor, henüz kendi hislerinin farkında olmayan birisi karşısındakini nasıl algılayabilir ki? Onun için her şey net, bir şeyi istiyorsa gidiyor ve alıyor. 

Bu sahnede neredeyse hiç sözlü iletişim kurulmasa da, ilişkilenirken içimizden “bu defa farklı” dediğimiz, karşımızdaki kişiye çekildiğimizi tüm açıklığıyla hissettiğimiz o an çok net geçiyor. Karaktere hayat veren Hudson Williams ise bu duyguyu tek bir kelime etmeden; yalnızca üstünü giyerken yaşadığı panik, tereddüt ve aceleyle izleyiciye aktarmayı başarıyor.

Ilya’nın Shane’i 

Ilya, Shane’e olan ilgisini daha önce fark etse de bunun sadece bir cinsel çekim olduğuna emin, kendisini bu fikre şartlarken görüyoruz. Shane’i kıskandığı anlarda bu hissi tanımlayamıyormuş gibi bir hali var. Ilya ve Shane’in uzun süre görüşmedikten sonra bir kulüpte karşılaşıp yanlarında farklı insanların olduğu bir sahnede, arka planda “All The Things She Said” şarkısı çalarken uzun süre gözlerini birbirlerinden alamadıkları o an, kulağa basit gelse de, basit olduğu için içselleştiriyoruz. Dizinin herkes tarafından sevilen yanlarından birisi de bu, iletişimin her türlüsü kullanılıyor. 

Dizi en başından itibaren ilişkinin doğasına dair “yanlış” olduğuna dair bir algı yaratmıyor. Ortadaki tek “sorun”, iki rakip takımın kaptanları olarak ezeli düşman olmaları beklenen bu iki kişinin, tüm beklentilerin aksine birbirlerine son derece güçlü bir çekim duymaları.

Ilya’nın başka bir dilde bir türlü ifade edemediklerini Shane’e anadilinde anlattığı sahne, tarifsiz bir sadelikte ve kendiliğinden bir duygusallık taşıyor. Rusça dile getirdiği hisler, zorlandığımız anlarda insanın çocukluğundan beri bildiği her şeye sımsıkı sarılma hâlini anımsatıyor. Çünkü bilmediğimiz bir dil, yabancısı olduğumuz bir ülke ya da yeni tanıştığımız duygular, bazen içimizi tam olarak anlatmaya yetmeyebiliyor.

Sezon finalinde ise birbirlerine hislerini açıkça söyledikleri o anda, sanki içlerindeki bir düğüm çözülüyor; bunu nefes alışverişlerindeki rahatlamadan bile anlayabiliyoruz. Ilya’nın başından beri zihninde reddettiği duygularla, Shane’in fark ettikten sonra artık kaçamadığı ve içinde taşıyamadığı hisler, finalde birer puzzle parçası gibi yerine oturuyor. Böylece hem karakterler hem de izleyiciler derin bir “oh” çekiyor.

İkilinin en başından beri 10 yıl boyunca birbirlerine attıkları mesajlar, rakip olarak birbirlerini güçlendirmeleri, rekabetin asla aralarında kavga nedeni olmaması ve bunun doğal gelişen bir şey olması bize ideal bir olağan sunuyor. Rekabetin ilişkide asla başrol olmaması tam tersine birbirlerini sıkça gaza getirmeleri güçlendirici bir iletişim şeklini gösteriyor. Aralarındaki cinsel çekimi izlemek de seyir zevkini katlıyor. 

Neredeyse tüm dünya giderek daha fazla homofobiye, transfobiye ve siyasetin sağa kaydığı bir atmosfere sürüklenirken, LGBTİ+’ların var olmalarının saldırı altında olduğu böyle bir dönemde bu kadar güçlü bir iş ortaya çıkarmak herkesin harcı değil. Ayrıca dizinin platformlarda olmasına rağmen maalesef Türkiye kütüphanesinde bulunmadığını da ekleyelim. 

LGBTİ+’ların dizilerde sadece yönelimiyle öne çıktığı, başrol olduklarında dahi stereotipik özellikler göstererek bir kalıba sıkıştırıldığı dizilerin ötesine çıkan bu yapım Rachel Raid’in Game Changers roman serisinden uyarlama.

Kanada yapımı “Heated Rivalry”nin yönetmeni Jacob Tierney, ikinci sezon hakkında net bir bilgi vermedi. Dizi çıktığından beri gündemden düşmediği gibi kitapların satışı da arttı. Ilya Rozanov ve Shane Hollander’ın aşkını izlemeyi çok seveceksiniz. 

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin