Gaziantep Hayvanat Bahçesi’nde yaşayan zürafa Şakir’in akıbetine ilişkin iddialar, ilk olarak tarafımızdan kamuoyuna duyurulmuş ve yapılan saha ziyaretleriyle güçlendirilmişti. Yetkililerin uzun süren sessizliğinin ardından, Anadolu Ajansı’nın yayımladığı haberle Şakir’in öldüğü resmen doğrulanırken, olay kamuoyunda tepkilere neden oldu.
Yaşamdan Yana Veteriner Hekimler Platformu, Şakir’in ölümünün “doğal” olmadığını belirterek, esaret koşullarının bu kayıpta belirleyici rol oynadığını açıkladı.
Açıklamanın tamamı şöyle:
Bizler; yaşatmak için çalışan, meslek etiğine bağlı, hayvan haklarını savunan ve yaşamdan yana duruş sergileyen veteriner hekimler olarak bir araya gelerek kurduğumuz Yaşamdan Yana Veteriner Hekimler Platformu adına bu açıklamayı kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Gaziantep Hayvanat Bahçesi’nde esaret altında tutulan zürafa Şakir’in yaşamını yitirdiğini, kurumun şeffaf bilgilendirmesiyle değil, hayvan hakları aktivistlerinin dikkati sayesinde öğrenmiş bulunuyoruz. Yetkililer tarafından yapılan;
“Şakir ileri yaşa ulaşmıştı, öldü” minvalindeki açıklama, bu kaybın ardındaki esaret gerçeğini ve ihmaller zincirini örtbas etme çabasından ibarettir.
Şakir’in ölümünü “doğal bir süreç” olarak kabul etmiyoruz. Şakir doğal yollarla değil, esaretin yarattığı kronik tahribat sonucu yaşamını yitirmiştir. Ve tüm yaşamını esaret altında geçirmek zorunda kalmıştır.
Yetkililerin açıklamalarında Şakir’in 24 yıldır bakım altında olduğu belirtilmektedir. Ancak “hayatta kalmak” ile “yaşamak” aynı şey değildir. Bir canlının sadece nefes alıp veriyor olması, ihtiyaçlarının karşılandığı bir yaşam sürdüğü anlamına gelmez.
Zürafalar doğal ortamlarında günde ortalama 4–20 kilometre yol kat eden, 85 ile 1500 km² gibi devasa alanları kullanan canlılardır. Şakir, ömrünü teller arasında daracık bir alana hapsedilerek geçirmiştir.
Doğada günde 16 saatini, onlarca farklı tür ağaç yapraklarını, filizleri, taze sürgünü ve meyveleri seçerek geçiren bu canlının; esaret altında tek tip ve sınırlı beslenmeye mahkûm edildiği; bunun da kronik metabolik sorunlara yol açtığı aşikârdır.
Zürafalar, karmaşık sosyal yapılara sahip sürü hayvanlarıdır. Şakir, ömrünün çok büyük bir kısmını tek başına, tam bir sosyal izolasyon içinde geçirmiştir. Yanına geç dönemde bir arkadaş getirilmiş olması, yıllarca süren yalnızlığın yarattığı psikolojik tahribatı silmez. Sosyal, fiziksel ve psikolojik ihtiyaçları karşılanmayan yaban hayvanlarında çeşitli sistemik hastalıkların görülmesi kaçınılmazdır. Şakir de bu sistemin kurbanı olmuştur.
Yetkililer tarafından “yaşlılığa bağlı hareket kabiliyeti azalması” olduğundan bahsedilmektedir. Veteriner hekimler olarak soruyoruz:
Bu dramatik hareket kaybının gerçek sebebi sadece kronolojik yaş mıdır, yoksa hayvanın tüm ömrü boyunca doğal olmayan, uygunsuz zeminlerde tutulması sonucu ortaya çıkan ciddi eklem deformasyonları, kronik ağrılar ve telafisi imkânsız tırnak/ayak problemleri midir?
Doğal yaşam alanlarından koparılan dev cüsseli hayvanların ayak sağlığının bozulması kaçınılmaz bir sondur ve bu bir “bakım başarısı” değil, esaret semptomu”dur.
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Hayvanat Bahçesi yönetiminden cevap bekliyoruz: Şakir’in ölüm sebebi tam olarak nedir? Yapılan nekropsinin detaylı patoloji raporları bağımsız veteriner hekimlerle ve kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?
“Uzman kadromuzun bilimsel yaklaşımı” ifadesinin altı doldurulmalı; Şakir’in son yıllarında hangi tedavileri gördüğü, beslenme rasyonları ve tutulduğu alanın büyüklüğü, zemin materyali, sosyalizasyon şartları şeffaflıkla açıklanmalıdır.
Biz veteriner hekimler olarak, hayvanların insan eğlencesi için teller ardına hapsedilmesini, “koruma” veya “sevgi” adı altında pazarlanan bu ticarethaneleri reddediyoruz. Şakir, beton duvarlar arasında, ait olduğu doğadan binlerce kilometre uzakta, yalnız ve mutsuz öldü.
Bu ölümün “doğal” olarak normalleştirilmesine izin vermeyeceğiz.
Şu an esaret altında olan hayvanların aynı kaderi paylaşmaması için; hayvanat bahçelerinin kapatılmasını ve mevcut hayvanat bahçelerinin hayvanların ömürlerini tamamlayabilecekleri rehabilitasyon merkezlerine dönüştürülmesini talep ediyoruz.






Bir yanıt yazın