Rejim değişikliğinin üzerinden neredeyse bir yıl geçmişken, Lazkiye’ye yaptığım son ziyarette nelerin yerinde kaldığını, nelerin değiştiğini anlamaya çalıştım.

Sınırdan geçiş

Sınıra giden yolun kendisi bile bir anlam taşıyordu. Yıllar sonra ilk kez Yayladağı Kapısı’ndan geçiş yapacağız. Türkiye bu kapıyı 2013’ten beri ilk defa açıyor.

Suriye giriş noktasında şaşırtıcı bir kalabalık var. Kalabalıkla baş edemeyen yeni görevliler, notlarını kâğıda yazan ve aynı mühürü aralarında paylaşıyorlar. Henüz tam olarak yapılananamış bir geçiş döneminin açık bir yansıması.

Geçiş işlemlerini tamamlamamız akşamı buldu. Suriye topraklarına girerken, şehri görme heyecanı ile güvenlik kaygılarımız iç içe geçmişti. 

Kastal Maaf: Yolculuğun ilk şoku

Sınır kasabası Kastal Maaf, savaştan arda kalan acının ilk işaretiydi. Yıkılmış evler, neredeyse boş sokaklar, yıllar önce göçe zorlanan halkından geriye pek azın kaldığı bir yer.

Yine de… ağır aksak da olsa ilerleyen bir hayatın izleri görülüyordu: 

Açılan bir dükkân, onarılan bir ev

Sanki köy kendini yeniden hatırlamaya çalışıyordu.

Yıllar sonra sokaklarda dolaşan tüpgaz

Yol boyunca köylerin üzerine karanlık çökmüşken, şehir merkezinde manzara farklıydı: ışıklı dükkânlar ve yoğun bir trafik

Elektrik geri gelmişti ancak ağır bir bedelle. Fiyatlar yaklaşık altmış kat arttırıldı. Bu da elektriğin dönüşünü geniş bir kesim için neredeyse erişilemez hâle getiriyor.

Tüpgaz, yıllarca zorlu koşullara bağlı dağıtım merkezlerinde sınırlıydı. Şimdi ise yeniden seyyar satıcılarla birlikte sokaklara döndü. 

Suriye’de Tüpgaz seyyar satıcıların özgün bir alışkanlığı var. gelişlerini Feyruz’un sesiyle duyuyurlar. tüpün uçmuş fiyatları halkın alım gücünü aşsa da, özledikleri bu Feyruz sesli geliş halinin tadını çıkarıyor 

Sokaklarda yürüyen korku

Geçtiğimiz mart ayındaki acı verici katliamlar toplumda derin bir iz bıraktı; öfke, kaygı ve haksızlığa uğranmış duygusu.

Kadın kaçırma vakaları ise tedbiri ve korkuyu artırdı.

Bu konuda yönetimin çekingen ve passif tutumu nedeniyle kadınlar, günlük hayatında ve çalışmalarında çok daha temkinli davranıyor.

Ekonomik kriz

Maaşlar yüzde 300’e kadar yükseldi, ancak fiyatlar çok daha hızlı yükseldi. Asgari ücret neredeyse bir milyon liraya (90 Dolar) yaklaştı. 

Oysa küçük bir ailenin normal bir yaşam sürdürebilmesi için beş milyonun üzerinde gelire ihtiyacı var.

“Fazla” olduğu gerekçesiyle kamu kurumlarındaki personellerin üçte biri işten atıldı. Ancak Lazkiye ticari ve kalkınma projelerinden yoksun bir şehir.  

Bu yüzden bu iş gücünü absorbe edemedi. Ortaya çıkan tablo: İşsiz, alternatifsiz, kalın bir katman.

Dönüş Yolu: Tahrip olmuş doğa

Dönüş yolunda… Kesab dağları ve çevresine yaklaşınca başka bir yara beliriyor: Son yangınlar binlerce hektarı yok etmiş, dağlar tamamen yanmış durumda.Yamaçlara yayılan siyahlık, yaşanan tahribatın boyutunu sessizce ortaya koyuyor.

Lazkiye: Kendini iyi tanıyan bir şehir

Yorgunluğuna rağmen, Lazkiye başka hiçbir şehre benzemez.

Toplumsal ve kültürel çeşitliliğin derinliği; komşuluk, dostluk, ticaret ve akrabalık bağlarıyla dokunmuş bir şehir. 

Ve tüm kışkırtmalara, bölünme korkusuna rağmen —üstelik radikal bir geçmişe sahip otoritenin gölgesi altında— sokaklarda belirgin bir irade hissediliyor:

Kimse yeni bir savaş istemiyor… yeni bir kan istemiyor… ne intikam ne de karşı intikam

Lazkiye’yi bir yıl önce, eski rejimin düşüşünden birkaç gün sonra ziyaret etmiştim. 

umut daha büyüktü… sokak yeni hükümete fırsat vermeye daha istekliydi.
Bugün ise yorgunluk umudun önünde… hayal kırıklığı vaatlerin önünde.
Ama Lazkiye –her şeye rağmen– hâlâ ayakta, ruhundan geriye kalanları korumaya çalışıyor.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin