04 Aralık 2025, Perşembe

Küresel seferberlik; müzakerelerin sonu, uygulamaların başlangıcı! Meral Tosun yazdı.

Küresel iklim konferanslarının otuzuncusu olan ve Brezilya’nın Belém kentinde düzenlenen COP30, 21 Kasım’da sona erdi. Konferansa yerel hakların protestoları, yerli aktivistlerin Amazon ormanlarını ve topraklarını korumaya yönelik açıklamaları damgasını vurdu. Öte yandan Amerika’nın konferanslarda yer almaması COP30’un  endişe verici özelliklerinden biriydi. Oldukça hareketli geçen müzakerelerde sona doğru yaklaşırken Mavi Bölge’de çıkan yangın ise müzakerelerin hararetine gönderme yapan bir metafor olarak okunabilir. 

UNFCCC (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi) toplantılarına Hükümet delegeleri, kabul edilmiş sivil toplum veya hükümetlerarası kuruluşlardan gözlemciler, Birleşmiş Milletler kuruluşlarından veya uzmanlaşmış ajanslardan gözlemciler ve basın mensupları katılabilir. Ancak katılımcılara fosil yakıt temsilcilerini de dahil etmek zorundayız çünkü iklim felaketinin baş sorumlusu petrol, gaz ve kömür endüstrisi temsilcilerine, sera gazı emisyonlarını azaltma politikalarını taahhüt edebilmeleri için iklim müzakerelerine katılma izni verildi. Konferanslara 190’dan fazla ülkeden 56 bin delege katıldı. Bu katılımcılar arasında liderler, bakanlar, diplomatlar, BM temsilcileri, bilim insanları, iş dünyası liderleri, sivil toplum kuruluşları, aktivistler, medya mensupları ve fosil yakıt temsilcileri yer aldı. Fosil yakıt lobicilerinin konferanslarda yer almasının sürece katkı sunmaktan ziyade süreci yavaşlatmaya yönelik eylemlerde bulunduğu son yıllarda yükselen bir eleştiri olarak kendini gösteriyor. 

COP30 boyunca ele alınması beklenen ana gündem maddeleri arasında fosil yakıtlardan çıkış, iklim finasnmanı, 1,5°C hedefini koruma, ormansızlaşmayı önleme gibi konu başlıkları yer aldı. Zirvede, sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik gönüllülüğe dayalı bir plan, adaptasyon finansmanını üçe katlama hedefi ve iklim hedeflerini “güçlendirme”ye yönelik yeni bir eylem planı yayınlandı. İki hafta boyunca süren müzakereler sonucunda Brezilya başkanlığının “Global Mutirão” olarak adlandırdığı bu plan “ortak çabalar” anlamına geliyor ve gönüllük vurgusu taşıyor. Bu yönüyle bildirge pek çok kesimden yoğun eleştiriler aldı.

Mutirão bildirgesinin detaylarına bakacak olursak COP30 Belém Konferansı’nın, Paris Anlaşması’nın 10. yıl dönümünde “Global Mutirão” (Küresel Seferberlik) konseptiyle iklim krizine karşı yeni bir yaklaşım ortaya koyduğunu söyleyebiliriz. Bildirgede COP30,  “Gerçek COP” olarak tanımlandı ve  bilim, eşitlik ve siyasi kararlılığın bir araya getirildiği, çok taraflılığın hedeflendiği belirtildi. 

İklim hedeflerinde “gönüllülük”

Bildirgede, Paris Anlaşması öncesi 4°C üzerinde beklenen küresel ısınmanın güncel katkılarla 2,3-2,5°C’ye düşürüldüğü vurgulanıyor. Ancak bu ilerlemeye rağmen, 1,5°C hedefine ulaşmak için 2030’a kadar yüzde 43, 2035’e kadar %60 emisyon azaltımı ve 2050’de net sıfır emisyon gerekiyor. Gelişmiş ülkelerin 2020 öncesi taahhütlerini yerine getirememesi ise endişeyle hatırlatılıyor.

COP28’de tarihi bir adım olarak metne giren “fosil yakıtlardan çıkış” ifadesi, COP30 Mutirão bildirgesinde yer almıyor. Metin, “temiz enerji”, “yenilenebilir enerji” ve “sera gazı emisyon azaltımı” gibi genel terimlerle yetiniyor, ancak kömür, petrol veya doğal gazdan doğrudan bahsetmiyor. Bu durum, iklim müzakerelerinde fosil yakıt konusunda hala yol katetmenin zor olduğunu gösteren çarpıcı bir örnek sunuyor. Çevre aktivistlerini, sivil toplum örgütlerini ve yerel toplulukları hayal kırıklığına uğratan bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Ancak COP30, Nisan ayında Hollanda’da gerçekleşecek olan fosil yakıtlardan çıkış konferansını destekliyor. 

Toplumsal cinsiyet eşitliği ve adil geçiş temaları güçlü

Bilgirgede iklim hedeflerini belirten ülkelerin istatistikleri ve ülkelere teşekkür metni yer alıyor, Mutirão hareketi henüz hedef bildirmeyen ülkeleri de hedeflerini ortaya koymaya davet ediyor. Bildirgeye göre, 122 ülke yeni ulusal katkı taahhütlerini (NDC) sunarken, 80 ülke uzun vadeli düşük emisyon stratejilerini, 71 ülke ulusal uyum planlarını ve 119 ülke ilk şeffaflık raporlarını paylaştı. Bu rakamlar, Paris Anlaşması politika döngüsünün işlediğini gösteren örnekler olarak değerlendiriliyor. 

İklim finansmanı konusunda da gelişme yaşandı. 2035 yılına kadar gelişmekte olan ülkelere tüm kaynaklardan yılda en az 1,3 trilyon USD finansman sağlanması hedeflendi. Gelişmiş ülkeler önderliğinde en az 300 milyar USD sağlanması, uyum finansmanının 2025 seviyesinin üç katına çıkarılması ve kayıp-hasar fonunun düzenli yenilenmesi öngörülüyor. Ancak iklim finansmanına erişimdeki mevcut engeller ve sistemik eşitsizlikler nedeniyle uluslararası finans mimarisinin reforma ihtiyacı olduğu da vurgulanıyor. 

Amazon’da düzenlenen konferans, ormansızlaşma ve orman bozulmasının 2030’a kadar durdurulması çağrısını yineliyor. Doğal ekosistemlerin korunması, biyolojik çeşitliliğin muhafaza edilmesi gibi başlıklar Paris Anlaşması sıcaklık hedefine ulaşmada vazgeçilmez unsurlar olarak konumlandırılıyor.

Bildirge  boyunca, kuşaklararası eşitlik, yerli halkların hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve adil geçiş temaları güçlü şekilde vurgulanıyor. Özellikle, COP30 sürecinde yayınlanan Toplumsal Cinsiyet Eylem Planı zirvenin önemli çıktıları arasında görülüyor. 

Sonuç olarakCOP30 Mutirão bildirgesi, finansman hedefleri ve yeni girişimler konusunda umut vaat ederken, fosil yakıtlar konusundaki sessizlik ve 1,5°C hedefi ile mevcut taahhütler arasındaki açık, iklim krizinin çözümünde hala alınması gereken çok yol olduğunu hatırlatıyor. Ayrıca tüm metin boyunca ortak çaba ve gönüllülük üzerine ilerleyen bir dil kullanılması da alınan kararların uygulanmadığı durumlarda herhangi bir yaptırımın olmayacağı izlenimini uyandırıyor. 

COP30’a Türkiye’den katılan temsilcilerin gözlemleri ve yorumları 

27 Kasım Perşembe günü, İstanbul Politikalar Merkezi Sabancı Üniversitesi Stiftung Mercator Girişimi’nin düzenlediği “COP30’dan İzlenimler” adlı panel, İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin moderatörlüğünde gerçekleşti. Panel’e SEFİA’dan Ayşe Ceren Sarı, İklim Adaleti Koalisyonu’ndan Çiğdem Özbaş, OECD’den Değer Saygın, İklim İletişimcisi Devin Bahçeci, UNDP Climate’dan Nuri Özbağdatlı, WWF Türkiye’den Tanyeli Behiç Sabuncu katıldı. 

Müzakerelerde adil geçiş ve iklim finansmanı ayağını takip eden Ayşe Ceren Sarı, Mutirão  bildirgesinin amacının Paris Anlaşması’nın maddelerini uygulamaya koymak olduğunu söyledi. Buradan hareketle COP30’da artık müzakere aşamasının sonlandındığı ve bu andan itibaren uygulama sürecinin başlaması gerektiğinin vurgulandığı tartışıldı. Katılımcılar yıllardır süren müzakerelerde ne yapılması gerektiğinin artık netleştiğini bu saatten sonra nasıl yapılacak, nasıl uygulamaya konulacak sürecinin başladığını belirttiler. 

COP30’dan adil geçiş kararının çıkması önemli bir gelişme olarak değerlendirildi. WWF’den Sabuncu, adil geçiş kararının çıktığını ancak neye geçileceğine dair detayların belirtilmediği aktardı. Özellikle enerji sektöründeki dönüşüme dair bir referans olmadığını, bu durumun adil geçisin eksenini saptırma riski taşıdığını vurguladı. 

COP30’un Amazon’da düzenlenmesi ormansızlaşma ile ilgili alınacak kararlar için büyük bir beklenti yaratmıştı ancak sonuç metninde tatmin edici bir kazanım elde edilemediği görüldü. Belém kenti ormansızlaşma ve topraksızlaşma konusunda yıkıcı deneyimler yaşamış bir bölge olarak öne çıkıyor. Yerel halklar ve aktivistler bu konuya dikkat çekerken Brezilya Başkanı Lula, COP30’u Belem’de düzenleyerek bu yıkımı göstermek istediğini belirtmişti. Ancak Mutirão bilgirgesinde sadece 2030’a kadar ormansızlaşma sürecinin durdurulması çağrısı yapıldı. 


“İklim değişikliği konusunda doğru ve kanıta dayalı bilgiye erişim
” kararı

İklim İletişimcisi Derin Bahçeci COP30’dan çok önemli bir kararın çıktığını belirtti; information integrity. Bahçeci, bu karara 190 ülkenin onay verdiğini ve bunun büyük bir politik irade beyanı olduğunu vurguladı. Bu beyan henüz uygulamaya geçmedi ancak iklim alanındaki dezenformasyonla  mücadele için güçlü bir adım olarak görülüyor.

Dört sayfa olarak yayınlanan Information Integrity Bildirgesinde (Declaration on Information Integrity on Climate Change), bilgi bütünlüğü (Information Integrity), iklim değişikliği konusunda tutarlı, güvenilir, doğru ve kanıta dayalı bilgiye erişim anlamına geliyor. Belgede bu kavram, insan haklarını koruyan ve sürdürülebilir demokratik kalkınmayı destekleyen temel bir unsur olarak tanımlanıyor. Bilgi bütünlüğünü tehdit eden unsurlar ise dezenformasyon (kasıtlı yanlış bilgi), yalnış bilgilendirme (misinformation), inkarcılık, çevre gazetecilerine, iklim aktivistlerine ve bilim insanlarına yönelik kasıtlı saldırılar olarak tarif ediliyor. Bu bildirge uygulamaya geçtiğinde  iklim konusunda bilimsel bilgiye dayalı, şeffaf ve güvenilir bir bilgi ekosistemi yaratmak amacıyla bilgiyi yayan platformalara ve medya kuruluşlarına devletlerin ortak iradesiyle baskı yapılabileceği belirtiliyor. 

Katılımcılar COP31’in Türkiye’de yapılması konusunda görüşlerini bildirdiler. COP31 hakkında hala çok fazla bilinmez olduğunu, bu nedenle detaylı analizler yapmanın yanıltıcı olabileceğini belirtlemekle beraber bunun bir “itibar COP’u” olma şüphesine değindiler.

COP31 Türkiye’de mi? 

Yani Türkiye’nin küresel boyutta itibarını güçlendirmek için soyunduğu bir girişim olma ihtimali tartışmaya açıldı. Türkiye’nin eğer itibar istiyorsa, o halde kayda değer eylemler ortaya koymak zorunda olduğu, örneğin fosil yakıtlardan çıkış konusunda ısrarcı bir eylem sergilemesi gerektiğine dair yorumlar yapıldı. Türkiye’nin yapabilecekleri arasında kömürden çıkış, adil geçiş gibi önemli gündem maddelerinin yer alabileceği de belirtildi. COP31’in Türkiye için pek çok avantaj sağlayacağı konuşuldu, ancak bu durumun Türkiye’de politika yapıcılara, sivil toplum örgütlerine, ekolojik ve feminist hareketlere büyük bir sorumluluk yüklediğinin altı da çizildi. 

COP31 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında  Antalya’da düzenlenecek. Ev sahipliğini ve COP başkanlığını Türkiye’nin yapacağı zirvede, COP tarihinde ilk kez görülen bir uygulamayla müzakereler Avustralya tarafından yürütülecek.

Kaynaklar: 

Global Mutirao PDF dosyası için; https://unfccc.int/documents/654389

Information Integrity PDF dosyası için; https://cop30.br/en/news-about-cop30/information-integrity-gains-unprecedented-prominence-in-climate-negotiations

Bu yazı Meral Tosun’un hazırlayıp sunduğu PodsHuman’ın 29. bölümüdür. Podcaste buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin