Işık Cemre Güngör, bir buçuk dakikada gümrük duvarlarının ve sınırların yükselişini anlatıyor.
Yakında “başka bir ülkeye turist olarak gitmek” diye bir şey kalmayabilir. Kulağa abartı geliyor ama değil.
ABD artık sadece vizeyi kısıtlamıyor; vize verdiği insanları bile kapıdan çevirebiliyor. Bazılarınıysa oturum izni olsa bile, bir kez ülke dışına çıktığında geri almıyor. Avrupa’da süresiz oturumların, hatta verilen vatandaşlıkların iptali konuşuluyor.
İsviçre gibi ülkelerde bile, dünya standartlarında en iyi eğitimi de almış olsan, işgücünde sana ciddi ihtiyaç da olsa oturum almak neredeyse imkânsız.
Bir yandan da sistemler ulusallaşıyor.Daha önce dünyanın her yerinde aynı şekilde çalışan finans, teknoloji ve iletişim altyapıları
artık ülke ülke ayrılıyor. Kredi kartı ağları, ödeme sistemleri, hatta bulut depolama servisleri bile “yerli” ve “millî” versiyonlarına geçiyor. Her ülke kendi internetini, kendi verisini, kendi parasını korumaya çalışıyor.
Eskiden ebola, HIV ya da başka salgınlara karşı milyarlarca dolar ortak fonlardan harcanırdı. Şimdi o küresel yardımlar da neredeyse tamamen bitti. “Dünya birlikte çözer” dönemi kapandı, yerine “her ülke kendi başının çaresine baksın” anlayışı geldi.
1986 ile 2016 arasında, açık sınırlar, serbest ticaret, göç ve dayanışma fikirleri sağda solda fark etmez, siyasetin ortak paydaydı. Ama o kozmopolit dünya görüşü çöktü. Ve bunun etkilerini belki sadece siyasette görmeyeceğiz.
Aynı dizileri izlemeyecek, aynı müzikleri dinlemeyecek, aynı interneti paylaşmayacak hale geliyoruz.
Belki de biz, dünya vatandaşı olabilen son kuşağız.





Bir Cevap Yazın