22 Eylül 2025, Pazartesi

Fotoğraf: Kadın Savunma Ağı’ndan Gamze Çetintepe, Müberra Ünsal, muzir.org

2025 yılı Aile Yılı ilan edildiğinden beri, Bianet’in hazırladığı “Erkek Şiddeti Çetelesi” verilerine göre 8 ayda kayıtlara geçen 200 kadın cinayeti gerçekleşti. Sadece Ağustos ayında 23 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 

Kadın Savunma Ağı’ndan Gamze Çetintepe, kadına yönelik şiddetin erkeklerin çekindiği bir şey olmaktan çıkıp sokak ortasında yaptıkları bir şeye evrildiğini söyledi. 

Gamze Çetintepe, “Aile kurumunu, kadınların aile içine hapsedildiği, ev içi emek ve kadın bedeninin sömürüsü, ev dışında da iş hayatı ile patriarkal kapitalizm dediğimiz bir sistemde kadınların gerektiğinde sömürüldüğü buna isyan ettiğinde ise şiddet gördüğü, öldürüldüğü bir alan olarak tanımlıyoruz” diyor.

“Kadınların hem ev içinde hem de ev dışında bakım veren olması gerektiği söyleniyor”

“2025 yılının aile yılı ilan edilmesiyle birlikte iktidarın kafasında kurup dayatmaya çalıştığı ailenin tam da bizim tanımımıza uyduğunu görüyoruz” şeklinde konuşan Çetintepe, “Kadınların hem ev içinde hem de ev dışında bakım veren olması gerektiği söyleniyor. Ev içi emek kadınların zaten yapması gereken bir şey olarak öne sürülüyor. Bu fikrin sürdürülebilmesi ve kadınları kontrol edebilmek için de aile kurumu çok önemli bir yapı” dedi.

‘Makbul’ olmayan kadınlara şiddet reva görülüyor

Gamze Çetintepe, iktidarın kadınları ikili sistemde bakım veren konumuna yerleştirdiğini, bu konuma uymak istemeyen kadınları da yok saymaya hatta yok etmeye çalışan bir politika yürüttüğünü anlatarak, “Kadınlara ‘eğer bu kalıplara uymuyorsanız şiddet görürsünüz’ denilerek gözdağı veriliyor” ifadelerini kullandı.

Kadın cinayetlerinin her zaman yaşandığını ancak belli politikalar sonucu cinayetlerin arttığını aktaran Çetintepe, bu politikaları sıraladı: Cezasızlık politikaları, önleyici/koruyucu politikaların yokluğu, kadını aile içine hapseden politikalar…

Çetintepe, “Kadınlar şiddet gördüğünde ve karakola gittiklerinde geri döndürülmeleri, yaşadığı şeyin normal kabul edilmesi, ifadesinin eksik alınması orada devam eden bir şiddet döngüsü. Bu döngünün sonucunda bir kadın cinayeti yaşanıp konu yargıya taşındığında mahkemelerde indirim yapılması ve bizim ‘erkeklik indirimi’ dediğimiz haksız tahrik indirimi uygulanması, kadına yönelik şiddetin ne kadar normalleştiğini gösteriyor” sözlerini kullandı. 

“Fail erkek ‘Nasılsa başıma bir şey gelmez’ diyebiliyor”

Şiddeti normalleştiren ve kadınların bunu normal görmesini, yaşandığında da erkeklerin neredeyse buna hakkı olduğunu savunan politikalar gördüklerini belirten Çetintepe, “Kadına yönelik şiddet erkeklerin çekindiği bir şey olmaktan çıkıp sokak ortasında yapılabilen bir şeye evrildi. Bunun da en büyük sebebi cezasızlık politikaları. Fail erkek ‘Nasılsa başıma bir şey gelmez’ diyebiliyor” şeklinde konuştu. 

Kendisine sistematik şiddet gösteren, ölüm tehditleri savuran eşine öz savunma uygulayan Serap Avcı’nın davasını Serap için Feministler adlı grup olarak takip ettiklerini aktaran Gamze Çetintepe, Serap Avcı’nın bir yıldır cezaevinde olduğunu aktardı. 

Şiddet gören kadınların bu şiddet döngüsünden çıkabilmek için kendilerini savunacak araçlarının olması gerektiğini belirten Gamze Çetintepe, “Bir şiddet karşısında kendimizi onun içinden çıkarmak ve bitirebilmek için nasıl yöntemlerin elimizde olduğunu bilmek ve bunu uygulayabilmek çok önemli. Bu davada bizim gördüğümüz bir kadının kendi hayatını savunmaya değer gördüğü, haliyle biz de bunun arkasındayız” ifadelerini kullandı. 

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin