Görsel betimleme: Bu illüstrasyon altı kareden oluşuyor ve sonbaharın simgelerini renkli, sıcak bir üslupla yansıtıyor: yağmur damlalarıyla şemsiye, salyangozlu mantarlar, çaydanlık, kabak ve patatesler, yaprak desenli kazak-atkı ikilisi ve ısırılmış kırmızı elmalar. Hepsi birlikte sonbaharın hem gündelik hem de neşeli yüzünü gösteriyor.

Yarın 1 Eylül ama “merhaba sonbahar” romantizmine pek yer yok. Çünkü bizde mevsimler takvimden çok gündemle değişiyor. Tatil bitiyor, okullar açılıyor, iş temposu yükseliyor… ve 1 Ekim’de Meclis açılıyor. Yani Netflix’in yeni sezonu gibi: daha fazla kavga, daha fazla tartışma, daha fazla “bu bölümde ne olacak acaba” gerginliği…

Türkiye’de sonbahar biraz şöyle: faturalar kabarıyor, maaşlar eriyor, ekonomi boss fight’a dönüşüyor. Yaz sıcağı da hâlâ peşimizi bırakmadığından, sonbaharı hissedemiyoruz bile. Yani küresel ısınma sayesinde “pumpkin spice latte” hayallerimiz halen buzlu kahve tadında.

Ama güzel yanları da yok değil. Akşamüstü rüzgârı serinletiyor, yapraklar şehri renklendiriyor, ilk yağmur kokusu bir anda moral yükseltiyor. Belki de sonbahar bu yüzden tuhaf bir mevsim: bir yandan kriz üstüne kriz, bir yandan da “ne güzel sararmış şu ağaç” diyerek kendimizi avutuyoruz.

Peki gerçekten hazır mıyız?
Belki değiliz. Ama mesele hazırlık değil zaten; mesele, geleni karşılamak ve ayakta kalabilmek. Çünkü sonbahar bize hep şunu hatırlatıyor: kuruyan dallardan bile yeni filizler çıkıyor, en kasvetli havada bile bir nefeslik umut kalıyor.

O yüzden biz de soruyoruz: Sonbahara hazır mısın?
Hazır olmasak da burada, birlikteyiz.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin