“Biz benzerliklerimiz temelinde bir araya gelir; farklılıklarımız temelinde ise büyürüz.” Virginia Satir, The New Peoplemaking (1988).

Satir, kendi zamanında oldukça erkek egemen olan bir alana biricik otantikliği ve insanı dokunuşu hatırlatarak giren güçlü bir figür. Üstelik bugün çiftlerde ve ailelerde işlevsizliği birinin üstüne yüklemekten hala vazgeçememiş sisteme ise nasıl sağlıklı bağların da yaralayan çatışmaların da ilişkilenme biçimleriyle üretildiğini defalarca göstermiş, anlatmış biri. Fakat 21. Yüzyılın dünyası bizi bambaşka yerlere sürüklüyor. Hadi gelin bunu birkaç dinamikle düşünelim.

Dijital Çağda Yakınlık Arayışı: Bağlanma, Şiddet, Uygulamalar ve İnsanlık Hali

Sevgiye, yakınlığa, görülmeye dair arayışlarımız hiç bitmiyor. Ama yollarımız değişiyor. Artık buluşma mekânları yalnızca parklar, mekanlar veya diğer sosyal alanlar değil; ekranlar, algoritmalar, “match” uyarıları. Bu geçişi yalnızca teknolojik bir yenilik gibi görmek kolay; oysa altındaki kırılgan bağlanma örüntülerinden, şiddetin sıradanlaştığı istatistiklere kadar çok daha derin bir hikâye var.

Bağlanma stilleri ve kırılganlıklarımız

Bağlanma kuramı, bebeklikten itibaren öğrendiğimiz güvenme ve yakınlık kurma biçimlerinin yetişkinlik ilişkilerimize nasıl taşındığını gösterir. Güvenli bağlananlar, kriz anlarında bile görece daha esnek olur. Kaygılı bağlananlar sürekli terk edilme korkusuyla, kaçınmacılar ise bağı koparma eğilimiyle ilişkiyi sabote eder [1]. Araştırmalar, bu stillerin partner şiddetiyle de doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor [2].

Üstelik toplumsal veya bireysel travmatik yaşantılar, güvenli bağlanmayı bile aşındırabiliyor. COVID-19 sırasında yapılan bir çalışma, travma sonrası stres belirtilerinin güvenli bağlanma eğiliminde olan bireylerde bile şiddete yönelimle kesişebildiğini gösterdi [3]. Yani mesele yalnızca “yanlış kişiye denk gelmek” değil; sistematik kırılganlıkların ilişkileri biçimlendirmesi.

Şiddetin soğuk yüzü: İstatistikler

Dünya genelinde partner şiddeti yaygınlığı gitttikçe artıyor: 2023’te öldürülen kadın ve kız çocuğunun yaklaşık yüzde 60’ı bir eş veya aile bireyi tarafından işlenen bir cinayetle hayatını kaybetti [5]. Her gün ortalama 140 kadın ev içinde öldürülüyor; buna karşılık erkek cinayetlerinin sadece yüzde 12’si ev içinde işleniyor [6]. Genç kadınların neredeyse dörtte biri (15–24 yaş aralığında) romantik ilişkileri sırasında fiziksel, cinsel veya psikolojik şiddet yaşıyor [6]. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2024 verileri, evli ya da birlikte yaşayan 15–49 yaş arası kadınların yüzde 27’sinin yaşamı boyunca en az bir kez partner şiddetine maruz kaldığını gösteriyor [7]. OECD’nin 2024 verileri ise üye ülkelerde kadınların yüzde 22’sinin hayatlarında en az bir kez, yüzde 4’ünün ise son bir yılda fiziksel veya cinsel partner şiddeti yaşadığını; Türkiye, Meksika, Kolombiya ve Kore’de bu oranların yüzde 30’un ve yüzde 8’in üzerine çıktığını ortaya koyuyor [8]. Teknoloji aracılı flört şiddeti de artışta: Avrupa Birliği’nde her on kadından biri çevrimiçi tacize uğradığını bildirirken, Arap ülkelerinde çevrimiçi kadınların yüzde 60’ı internette şiddete maruz kaldığını söylüyor [6].

“Love bombing” ve “gaslighting” gibi yeni terimler kulağa trend kavramlar gibi gelse de aslında eski manipülasyonların yeni yüzleri. Aşırı ilgiyle sarıp sarmalayıp bağımlılık yaratmak, sonra da kişinin algısını sistematik biçimde çarpıtmak… Akademik literatür, bunların artık üniversite öğrencileri arasında bile sıradan deneyimler haline geldiğini gösteriyor [9].

Dijital romantizmin iniş çıkışları

Flört uygulamaları, özellikle gençler ve LGBTQ+ toplulukları için güvenli alan yaratma potansiyeline sahip. Ancak aynı zamanda yalnızlığı artırabiliyor.

Sonsuz kaydırma ritüeli, ilişkileri olasılıklar denizinde boğuyor; “date biriktirme” duygusu gerçek tatmini azaltıyor [10]. Çalışmalar, problemli flört uygulaması kullanımının depresyon ve yalnızlıkla doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor [10]. Aynı uygulamalar, queer bireyler için hem topluluk kurma alanı hem de nefret suçları ve şiddet riskinin kapısı olabiliyor [11].

İnsan insana yakınlığın yerini yapay sohbetler mi alıyor?

Son yıllarda daha da dikkat çekici olan ise yapay zekâ sohbet botlarının “ilişki” sunması. Yapay zekâ ile sohbetin bazı kullanıcıların yalnızlığını azalttığını gösteren çalışmalar var [13]. Ama bu, insan insana olan yakınlığın yerini alabilir mi? Sorun tam da burada: Yapay zekâ, bizi nazik ve sabırlı dinleyiciyle tatmin ederken, gerçek ilişkilerdeki sabırsızlık ve nezaket yitimi daha da görünür hale geliyor. Gerçekten birbirimize bakmanın, birbirimizi dinlemenin zahmetinden kaçıp “kusursuz” algoritmik arkadaşlıklara yönelmek, insanlığın inceliğini törpüleyen bir işaret gibi okunabilir.

Sihirli bir formüle varamadan

Yakınlık hâlâ aradığımız şey; sadece araçlarımız değişti. Ama araçlar, ilişkiyi de dönüştürüyor. Bağlanma stillerimizden şiddetin gündelikliğine, algoritmaların sunduğu sahte seçeneklerden yapay zekâ sohbetlerine kadar her şey, sevmenin ve sevilmenin hâlâ ne kadar emek, sabır ve incelik istediğini gösteriyor.

Belki de en basit hatırlatma burada gizli: Sanal kaydırmaların ve yapay sohbetlerin ötesinde hâlâ birbirimize zaman ayırmaya, birbirimizi dinlemeye ihtiyacımız var. Bunu yaparken de tıpkı yapay zekaya öğrettiğimiz gibi her koşulda nezaketi korumayı aklımızdan çıkarmadan üstelik.

Kaynaklar

1. Pollard, Deanna L., ve Arthur L. Cantos. “Attachment, Emotion Dysregulation, and Physical IPV in Predominantly Hispanic, Young Adult Couples.” International Journal of Environmental Research and Public Health 18, no. 14 (2021): 7241

2. Velotti, Patrizia, Sara Beomonte Zobel, Guyonne Rogier ve Renata Tambelli. “Exploring Relationships: A Systematic Review on Intimate Partner Violence and Attachment.” Frontiers in Psychology 9 (2018): 1166

3. Gottlieb, Limor, ve David P. Schmitt. “When Staying Home Is Not Safe: An Investigation of the Role of Attachment Style on Stress and Intimate Partner Violence in the Time of COVID‑19.” Archives of Sexual Behavior 52, no. 2 (2023): 639–654

4. Sardinha, Lynnmarie, Mathieu Maheu‑Giroux, Heidi Stöckl, Sarah Rachel Meyer ve Claudia García‑Moreno. “Global, Regional, and National Prevalence Estimates of Physical or Sexual, or Both, Intimate Partner Violence against Women in 2018.” The Lancet 399, no. 10327 (2022): 803–813

5. Associated Press. “U.N. Report: An Average of 140 Women and Girls Were Killed per Day in 2023.” AP News, 17 Temmuz 2024 6. UN Women. “Facts and figures: Ending violence against women.” United Nations Entity for Gender Equality and the Empowerment of Women. Updated 25 November 2024.

7. World Health Organization. “Violence against women: Intimate partner and sexual violence against women.” Fact sheet. Geneva: WHO, March 2024.

8. OECD. “Society at a Glance 2024: Violence against women.” Paris: Organisation for Economic Co‑operation and Development, 2024.

9. Keçeci, Bilal, ve Deniz Ümmet. “A Study of Psychological Violence and Related Factors among University Students.” Humanities and Social Sciences Communications 12 (2025): 72

10. Balki, Eric. “Are Dating App Algorithms Making Men Lonely and Does This Present a Public Health Concern?” JMIR Formative Research 9 (2025): e70594

11. Chan, Lok S. “The Role of Gay Dating Apps in Risky Sexual Behaviors among Men Who Have Sex with Men: A Systematic Review.” AIDS Care 29, no. 2 (2017): 145–155

12. Han, Yichu, Xin Li, WeiLing Song ve Yifan He. “Young Adult Partner Phubbing and Relationship Satisfaction: The Mediating Role of Attachment Anxiety and the Moderating Role of Constructive Conflict Coping Style.” Frontiers in Psychology 16 (2025): 1490363

13. De Freitas, Julian, Ahmet K. Uguralp, Zeliha O. Uguralp ve Stefano Puntoni. “AI Companions Reduce Loneliness.” arXiv preprint arXiv:2407.19096 (2024)

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin