Her yıl artan yoksulluk, duyarsızlıkla birleştiğinde çocuklar çok küçük yaşta iş hayatına sürükleniyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine göre yalnızca 2025 yılının ilk beş ayında en az 28 çocuk işçi; 2013–2025 yılları arasında ise en az 770 çocuk işçi hayatını kaybetti. Okulda, parkta, sokakta oyunlar oynaması gerekirken her birini kaybettik. Koruduğumuzu sandığımız çocuklar, sokakların güvensizliği nedeniyle dört duvar arasına sıkışıp kaldılar; yuvalarında ise çoğu akşam yatağa aç girdiler. Kimi damı akan odalarda uyuyamadı bile.
Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 32. maddesinde açıkça şöyle denir:
“Taraf Devletler, çocuğun ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek; sağlığı, bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâksal ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı korunma hakkını kabul ederler.”
Bu nedenle, mesleki eğitim adı altında çalıştırılan ve okula gönderilmek yerine çalışma hayatına itilen her çocuğun koşulları titizlikle denetlenmelidir. Sorumluluk yalnızca ilgili kurumlara değil, sivil toplum kuruluşlarına da düşmektedir.
İşte bu sorumluluğu üstlenen yapılardan biri de 2016 yılında faaliyet göstermeye başlayan Çimenev Bilim ve Sanat Merkezi oldu. Onlarca haneye temas eden Çimenev, 56 öğrenciye sanat ve teknoloji alanlarında kendini geliştirme fırsatı sundu. Ailelerle sürekli iletişim halinde kalan ekip, sosyal dışlanma riski olan, devamsızlık problemi yaşayan ve aktivite erişimi kısıtlı çocuklarla özel olarak ilgilenerek onların kendilerini daha iyi ifade etmelerine katkı sağladı.
Ben bugün Derin Yoksulluk Ağı stajyerlerinden biriyim ama o günlerde Çimenev’deki çocuklardan biriydim. Size Çimenev’i, oradaki tecrübemizi ve bugün sürdürdüğümüz çalışmalarımızı anlatacağım.
“Bundan hiçbir şey olmaz, işe yaramaz, uyumsuz” diye yaftalanan arkadaşlarımız, Çimenev’de birey olma hissi ile tanıştı. Her hafta hangi derse gireceğimizi kendimiz seçtik; ders programlarında değişiklik yapma özgürlüğüne sahiptik. Okul çıkışında vakit geçirmek için imkân bulamayan yaşıtlarımızın aksine biz, haftanın beş günü yoga, satranç, kodlama, fotoğrafçılık, kukla, vegan mutfağı, çocuk hakları ve dışavurumcu sanat gibi atölyelere katıldık. Dans ve tiyatro koreografileri hazırlayıp koro çalışmalarında yer aldık. Aylarca süren emeğin ardından sahneye çıkıp onlarca kişi tarafından ilgiyle izlenmek büyük bir gururdu.
Çimenev’deki ödev saatleri de akademik başarımıza önemli katkılar sundu. 7–12 yaş grubundaki çocuklara ödev desteği verilirken, 13–14 yaş grubuna sınava hazırlık dersleri sağlandı. Düzenli takip edilen programımız, çalışma alışkanlıklarımızı korumamıza yardımcı oldu.
Burada küçük bir teşekkür borçluyum: Sevgili Tuğçe Öğretmenim, hâlâ İngilizce derslerime devam ediyorum. Eksiklerim olsa da başladığımız seviyenin ötesindeyim. Hediye ettiğiniz kitap hâlâ kitaplığımın en güzel köşesinde. Yazdığınız notu da unutmadım:
“Bu dünyada gözün göremediği bir sihir çemberi mevcut; içi ve dışı olan bir çember. Her insanın kendine ait hayaller çemberi vardır; bu çemberi genişletebildiğin kadar genişlet. Tüm mutlulukları içeri al; mutsuzlukları da kapı dışarı et.”
Dediğiniz gibi yapmaya devam ediyorum. Çemberim büyüdü ve mutlulukların bana el salladığını görebiliyorum. Hayallerimden korkmadan yürümeyi sürdürüyorum; çünkü biliyorum ki, kim ne derse desin, hayaller ve fikirler dünyayı değiştirebilir.
Bugün Derin Yoksulluk Ağı olarak çalışmalarımıza 97 hane ile devam ediyoruz. Yalnızca kısa telefon görüşmelerinde bile ciddi sorunlarla karşılaşıyoruz: yatağı olmadığı için yerde yatan çocuklar, terlikle okula gittiği için dışlananlar, kayıt ücreti ödenemediği için eğitimden geri kalan öğrenciler, ödenemeyen faturalar ve kesilme ihtimali olan abonelikler…
Bu sorunların her biri, çocukların okuldan uzaklaşıp iş hayatına itilmesine zemin hazırlıyor. Böylece çocuklarımızı kaybediyor, onları koruyamıyoruz. Oysa yapılması gereken, çocukların eğitim durumunu ve acil ihtiyaçlarını tespit ederek en hızlı şekilde destek sağlamaktır. Hanelere “nasıl” olduklarını sormak, çocukların düzenli takibini yapmak gerekir. Belki o zaman çocuk işçiliğinin önüne geçebilir ve geleceğimizi gerçekten koruyabiliriz.






Bir Cevap Yazın