07 Ağustos 2025, Perşembe
Dünya Emzirme Haftası, kadın haklarına, beden özerkliğine ve toplumsal cinsiyet eşitliğine dikkat çekmek için de önemli bir fırsat. Gizem Karagöz’ün illüstrasyonuyla.


Dünya Emzirme Haftası, her ağustosta sadece bebeklerin sağlığına değil, aynı zamanda kadınların haklarına, beden özerkliğine ve toplumsal cinsiyet eşitliğine dikkat çekmek için önemli bir fırsat.
Bu yılın teması “Emzirmeye Öncelik Verin: Sürdürülebilir Destek Sistemleri Oluşturun”, hem kadınların güçlenmesi hem de çocukların sağlıklı gelişimi için sistematik ve kalıcı adımlar atılması gerektiğini vurguluyor.
Ancak Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın 1 Ağustos’ta yayımladığı “Dünya Emzirme Haftası” başlıklı yazısı kadınların emzirmeye dair yaşadığı hiçbir soruna çözüm önermiyor yalnızca emzirmenin önemini vurguluyor.
Oysa emzirmek yalnızca biyolojik bir işlev değil; aynı zamanda kadının kendi vücudunu kontrol etme hakkını, annelik emeğinin tanınmasını ve desteklenmesini ifade ediyor. Destek sistemlerinden bahsetmeyen politikalar emzirmeyi yalnızca biyolojik bir süreç olarak görüyor.
Emziren kadınların karşılaştıkları sorunlardan biri kamusal alanda karşılaştıkları muhafazakar tepki. Kamusal alanda bebeklerini emziren kadınlara yönelik baskılar sadece Türkiye’de değil dünyanın hemen her yerinde mevcut. Bu baskılar nedeniyle kamusal alanlarda kadınlar, bebeklerini emzirmeye çekiniyor.
Diğer yandan çalışan kadınlar için “süt izinleri” olarak tanınan emzirme izni çoğu işyerinde yok olanlarda da uygulanabilir olmaktan uzak… Destek mekanizmaları zayıf…
Emzirmeye dair bir diğer mesele, emzirmeyi reddeden ya da emzirmemeyi tercih eden kadınlara yönelik tepkiler… Çoğunlukla toplumsal normlar, annelik algısı ve cinsiyet rolleri üzerinden şekillenen bu tepkiler de kadınların bedenine müdahale eden muhafazakar politikalardan besleniyor.
UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü’nün ortak çağrısıyla bir kez daha hatırlatıyoruz: Emzirme desteği bir lütuf değil, bir insan hakkıdır. Tüm ülkeler, kadınların iki yıl ve daha uzun süre güvenle emzirebileceği koşulları sağlamakla yükümlü.
Emzirme, yalnızca bebeklerin değil, kadınların da hakkı. Emziren kadınları görünür kılmak, onların emeğini tanımak ve bu emeği destekleyecek sürdürülebilir sistemler oluşturmak başta kamu kurumları olmak üzere hepimizin sorumluluğu.





Bir Cevap Yazın