04 Ağustos 2025, Pazartesi

Hayatımızda iki zeka türü var artık:
Biri ne deseniz yapan, sabırlı, dakik, asla surat asmayan bir teknoloji harikası.
Diğeri ise… kedi.
Yapay zekâya bir şey sorarsınız, saniyeler içinde cevap verir. Gecesi yoktur, trip atmaz, mamasını beğenmediği için bilgisayarı kapatmaz.
Ama bir kediye seslenirsiniz… “Pisi pisi” dersiniz… Kulağını bile oynatmaz. Belki sizi duymamış gibi yapar. Belki de sizi duymamıştır, çünkü şu an başka bir boyuttadır.
Robot: “Merhaba, ben Yapay Zeka. Komutlarla çalışıyorum!”
Kedi: “Meraba! KEDİ ben. Organik zekâyım… Komutlarla çalışmam.”
İkisi de haklı. İkisi de zeki.
Yapay zekâ sayesinde işlerimizi hızlandırıyoruz, kediler sayesinde yavaşlamayı ve anda kalmayı öğreniyoruz.
Yapay zekâ bize binlerce bilgi sunuyor, kediler ise bazen sadece bir bakışla her şeyi unutturuyor.
Biri geleceğin temsilcisi, diğeri binlerce yıldır evlerimizde, sokaklarımıza hüküm süren sessiz hükümdar.
Biri algoritma, diğeri kaos.
Ama işin güzel yanı şu: İkisinden de vazgeçemiyoruz.
Çünkü bazen bir komutla işlerimizi halletmek istiyoruz…
Bazen de hiçbir komutun işlemediği, miskince kıvrılmış bir kedinin huzuruna ihtiyaç duyuyoruz.
Teknoloji gelişsin, robotlar gelsin, yapay zekâ bizi anlayacak kadar zeki olsun.
Ama lütfen… kediler hiçbir zaman komut dinlemesin.






Bir Cevap Yazın