Bu bölümde, dünyada sokakta yaşayan hayvanlara yönelik uygulamalar ve yasal düzenlemeler hakkında kısa ama kapsamlı bir bilgilendirme bulabilirsiniz. 

Farklı ülkelerde barınak sistemleri nasıl işliyor, hangi kriterlerle hayvanlar barınaklara alınıyor, öldürülüyorlar mı? Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere çeşitli ülkelerde sokak hayvanlarının korunması, çiplenmesi, sahiplenilmesi ve üretilmesine ilişkin hangi kurallar yürürlükte? 

Barınaklar nasıl?

    Genel anlamıyla üç çeşit barınak var. 

    “High Kill shelter”, “kill shelter”, “non-kill shelter”.

    “High kill shelter” (Yüksek öldürme oranına sahip barınak) hiçbir kriter gerekmeksizin barınağa bırakılan tüm sokak hayvanlarını ve terk edilen ev hayvanlarını barınağa kabul ediyor. Bu hayvanlara sahiplendirilmeleri için bir süre tanınıyor. Bu süre tamamlandığında bir yuva bulamamaları durumunda öldürülüyorlar.

    Öldürme konusunda hiçbir kıstasları yok. Yeni doğmuş olmaları, hamile olmaları, tamamen sağlıklı olmaları öldürülmeleri önünde bir engel değil. Hatta yeni gelen hayvanlara yer açmak için verilen sürenin dolmasının beklenmediği durumlar da oluyor.

    Sürekli hayvan öldüren bu barınaklarda biraz zaman vakit geçirmek bile çok zor. Bu tarz barınaklar devamlı olarak yeterli çalışan sayısına ulaşamıyor, sürekli yeni çalışan arıyorlar, çünkü çalışanlar travmatize oldukları için uzun süre orada kalamıyorlar.

    “Kill shelter” (öldüren barınak) ise öldürmek için bazı kıstaslara sahip. Belirli bir sürenin ardından yuva bulamamış tüm hayvanları öldüren “high kill shelter”dan farklı olarak bu tip bir barınak bütün hayvanları öldürmek yerine, barınakta yeni hayvanlara yer kalmaması, hayvanın tedavisi zor olan bir hastalığa sahip olması, hayvanın davranış sorunları olması gibi kriterlere dayanarak hayvanları öldürüyor.

    “No-kill shelter” (hayvan öldürmeyen barınak) ise kabul ettiği hayvanları hiçbir şekilde öldürmüyor. Yuva bulamayan hayvanlara ömrünün sonuna kadar bakıyor. Bu tarz barınaklar ayakta kalabilmek ve öldürmeyen sistemlerini sürdürebilmek için çok sayıda vatandaş ve sivil toplum kuruluşundan destek alıyor ve yuva bulma, kaynak bulma adına çok çaba sarf ediyor. Hiçbir hayvanı öldürmedikleri için sınırlı boş alanları var bu yüzden barınaklarına her hayvanı kabul etmiyorlar, sınırlı sayıda hayvan alıyorlar.

    ABD’de barınaklarda en çok hayvan öldüren beş eyalet şöyle: Texas, California, North Carolina, Florida, Alabama.

    ABD’de öldüren barınakların yerini öldürmeyen barınakların alması için ciddi bir kamuoyu baskısı ve sivil toplum çalışması mevcut. Bugüne dek bazı öldüren barınaklar öldürmeyen barınaklara dönüştü. Bu barınaklardan ivedilikle hayvan çıkarıp sahiplendirmek adına ünlü isimler sık sık kampanyalar düzenliyor. Bugün ABD’de barınakların yüzde 48’i öldüren, yüzde 52’si öldürmeyen barınak statüsünde.

    ABD’deki bu durumun benzeri pek çok Avrupa ülkesinde de yaşanıyor. Macaristan’da toplam 115 öldüren barınak olduğu ifade ediliyor. “Macar hükümetinin itlaf istasyonlarının masraflarını karşılaması için yıllık maliyeti on yedi milyon eurodur. Yaklaşık 29 bin sokak köpeğinin kısırlaştırılması ve sterilizasyonu ise Macar hükümetine yılda sadece iki milyon euroya mal olacaktır.”

    Sokaklarında hayvan bulunmayan ve dünyanın geri kalanında son derece modern ve medeni olarak düşünülen İngiltere’de de aynı durum geçerli.

    Ülke çapında çok sayıda öldüren barınak mevcut. Yine gönüllü vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları bu barınaklardan hayvan sahiplendirmek için müthiş bir emek harcasalar da çoğunun öldürülmesine engel olamıyorlar.

    İngiltere’de evinde hayvan besleyenlerin yalnızca yüzde 20’si hayvanları barınaklardan sahipleniyor; geri kalan yüzde 80 cins hayvan üretimi yoluyla sahipleniyor. Yani barınaklardaki hayvanların kurtarılma şansı çok düşük.

    Tamamını okumak için burayı ziyaret edebilirsiniz.

    Çipleme, “evcil hayvan satışı” ve üretime dair kurallar nasıl?

    Avrupa Parlamentosu 19 Haziran’da onayladığı maddelerle kedi ve köpeklerin üretimi, barındırılması ve bakımı konusunda Avrupa Birliği (AB) çağında ilk asgari şartları belirlemiş oldu. 

    Yasa AB’de tüm köpek ve kedilerin mikroçip ile bireysel olarak tanımlanmasını ayrıca, mikroçipli köpek ve kedilerin, ulusal veri tabanlarına kaydedilmesi gerektiğini belirtiyor. Mikroçip kimlik numaraları ile ilgili ulusal veri tabanı bilgileri, Avrupa Komisyonu tarafından yönetilecek tek bir indeks veri tabanında saklanacak ve bu veritabanına tüm üye ülkeler erişim sağlayabilecek. 

    AB ülkelerinde petshoplarda hayvan bulundurulamayacak ve satılamayacak. Tıbbi tedavi gereksinimleri dışında hayvanların bağlanması ve güvenlik başlığı olmayan dikenli/prangalı tasmaların kullanımı da yasaklandı. 

    Yasadan önce evcil hayvanların kayıt altına alınması, 24 AB üye ülkesinde zorunluydu, ancak sadece özel bir girişim olan Europetnet, 17 ülkedeki ulusal ve bölgesel veri tabanlarını birbirine bağlıyordu. 

    AB Komisyonu verilerine göre, şu anda Avrupa Birliği’nde yaklaşık 127 milyon kedi ve 104 milyon köpek bulunmakta; hanelerin yaklaşık yüzde 44’ü evcil hayvan sahibi. Sektörün yıllık ekonomik değerinin ise yaklaşık 1,3 milyar avro olduğu tahmin ediliyor. Yasa AP üyeleri, ebeveyn ile yavru, büyükanne/büyükbaba ile torun, kardeşler ve yarı kardeşler arasındaki çiftleştirmeleri de yasaklıyor.

    Parlamento, köpek ve kedilerin refahı ve izlenebilirliği konusunda AB kuralları üzerindeki tutumunu 457 lehte, 17 aleyhte ve 86 çekimser oyla kabul etti.

    Kabul edilen yasanın bazı maddeleri ve üzerinde yapılan değişiklikler şöyle:

    “Köpek ve kedilerin yasa dışı ticareti, bu hayvanların orijinal yavru grubuna kadar izlenebilirliğinin olmaması ve tüketicilerin bu hayvanlara yönelik ilgisi nedeniyle gelişmiştir; bu durum özellikle çevrimiçi platformların yaygınlaşmasıyla kolaylaşmıştır. Çevrim içi satın alma imkânlarının yaygınlaşması, yasa dışı ticaret uygulamalarını kolaylaştırmış ve bu durum, kontrolsüz üretim koşullarına maruz kalan köpek ve kedilerin acı çekmesiyle ilişkilendirilmiştir. Bu hayvanların kökenine dair güvenilir bir izleme sistemi olmaksızın, hayvan refahı konusunda tüm işletmelerin aynı standartlara uymasını sağlamak ve iç pazarda köpek ve kedilerin piyasaya arzıyla ilgili eşit rekabet koşulları oluşturmak mümkün değildir. Bu nedenle, köpek ve kedilerin izlenebilirliğini sağlamak büyük önem taşımaktadır. Bu da hayvanların AB piyasasına ilk kez sunulmadan önce ve her sahip değişikliğinde tanımlanması ve kaydedilmesini sağlayacak bir sistem aracılığıyla mümkün olabilir.

    “Bu yasa, köpek ve kediler için zorunlu kayıt uygulamasını, çevrimiçi satışlara yönelik güçlendirilmiş denetimleri ve artırılmış izlenebilirlik sistemini hayata geçirmektedir. İlgili makamların hazırlanabilmesi için 10 yıla kadar geçiş süreleri öngörülmüştür. 

    “Ayrıca, köpek ve kediler üzerinde olumsuz sağlık ve refah etkilerini önlemek amacıyla AB genelinde sorumlu üretime ilişkin standartların önemine vurgu yapılmaktadır. Bu Tüzük, açık refah gereklilikleri belirleyerek ve üretim uygulamalarının en yüksek standartlara uygun olmasını güvence altına alarak bu sorunlara çözüm getirmeyi amaçlamaktadır.

    “Köpek veya kedileri kişisel amaçlarla, herhangi bir ticari niyet ya da amaç taşımadan besleyen sahipler tarafından zaman zaman yavru köpek veya yavru kedi alınması, iç pazarda önemli bir etki yaratmamaktadır. Bu nedenle, söz konusu türdeki yavru alma faaliyetlerinin bu yasa kapsamı dışında bırakılmıştır.

    “Barınaklar aracılığıyla Birlik piyasasına sunulan hayvanların sayısının yüksek olması ve bu yasanın izlenebilirlik ile yasa dışı ticaretin önlenmesine ilişkin hedeflerinin sağlanması gerekliliği göz önünde bulundurularak, barınakların da ekonomik bir faaliyet olarak değerlendirilip değerlendirilmediğine bakılmaksızın, köpek ve kedilerin tanımlanması ve kaydıyla ilgili bu yasadaki hükümlere tabi olması gerekmektedir. Barınaklardan sorumlu işletmeciler, barınaklarda tutulan köpek ve kedilerin üremesini önlemeye yönelik uygun önlemler almaya teşvik edilmelidir.

    “Köpek ve kedi güzellik şovları, sergileri ve yarışmaları, bu hayvanların piyasa değeri ve satış olanakları üzerinde doğrudan etki yaratmaktadır. Bazı üreticiler, bu tür etkinliklerde avantaj elde etmek amacıyla, hayvanlarda fiziksel özelliklerin ortaya çıkmasına neden olan üretim stratejileri uygulayabilmekte ya da hayvanlara fiziksel müdahalelerde (örneğin kuyruk ya da kulak kesimi gibi) bulunabilmektedir. Bu tür şov, sergi ve yarışmalara katılım, hayvan refahından çok estetik standartlar ve belirli ırkların tanıtımı gibi başka motivasyonlarla yönlendirilebilmektedir.

    “Üreticilerin önceliğinin hayvan refahı olması ve ürettikleri köpek ve kedilerde aşırı belirgin fiziksel özelliklerin gelişmemesi ile sağlıksız estetik standartlara ulaşmak adına fiziksel müdahalelere başvurmamaları amacıyla, üretim ve satış tesisleri ile söz konusu etkinlikleri düzenleyenlerin, bu tür fiziksel aşırılıklara sahip ya da estetik kaygılarla fiziksel müdahaleye uğramış köpek ve kedileri bu şov, sergi ve yarışmalarda kullanmaları ya da dâhil etmeleri yasaklanmalıdır.

    “Komplikasyonların önlenmesi ve hayvan refahının korunması amacıyla, dişi köpekler ve dişi kediler uygun olgunluk seviyesine ulaşmadan önce çiftleştirilmemelidir. Gebelik ve emzirme sonrası vücutlarının toparlanmasına olanak tanımak için, bu hayvanların yeniden üreme sürecine alınması ancak yeterli bir iyileşme süresinin ardından mümkün olmalıdır.

    “Bununla birlikte, pyometra gibi bazı patolojik üreme rahatsızlıklarını önlemek adına, iki yıllık bir süre içinde en fazla üç doğuma izin verilmelidir. Ancak, bu üç doğumu (ölü doğumlar dahil) gerçekleştiren dişiler için, ardından en az bir yıllık bir toparlanma süresi tanınmalıdır.

    “Yaşlanan dişiler ile iki kez sezaryen doğum yapmış olan dişi köpek ve kedilerin üreme süreci sonlandırılmalıdır; çünkü bu hayvanlarda bir sonraki gebeliğin refah üzerinde olumsuz etkiler yaratması ihtimali göz ardı edilemez.

    “Üreme amacıyla kullanılan tüm dişi hayvanlar düzenli olarak veteriner hekim tarafından kontrol edilmelidir.”

    Yasanın kabul edilmesinden önceki son aşama olan Parlamento ve AB bakanları arasındaki nihai müzakerelerin yakında başlaması bekleniyor.

    Tamamını okumak için burayı ziyaret edin.

    Türkiye’nin sokakta yaşayan hayvanlara savaş açtığı yıl, savaşta olan ülkeler hayvanlar için neler yaptı?

      Türkiye’de sokakta yaşayan hayvanları hedef alan ‘Katliam Yasası’nın gündeme geldiği bir yılda, savaşın devam ettiği ülkelerde sokak hayvanlarına yönelik yaklaşımlar nasıl şekilleniyor? İki örnek, Lübnan ve Ukrayna.

      Lübnan hükümeti, İsrail saldırıları sonucunda son bir yılda Lübnan’da en az 2 bin 169 kişinin öldüğünü, 10 binden fazla kişinin yaralandığını ve 1,2 milyondan fazla kişinin göç etmek zorunda bırakıldığını söylüyor. Peki ya Lübnan’da yaşayan hayvanlar? Onlar savaştan nasıl etkileniyor?

      Animal Lebanon örgütünden Maggie Shaarawi son durumu şöyle özetliyor: “Bir yıldır savaştan etkilenen hayvanlara yardım ediyoruz ancak durum daha da kötüye gidiyor. Yıkıldık, korkuyoruz, yorgunuz, gerginiz, kafamız karışık ve endişeliyiz.”

      Örgüt Eylül’ün son haftasında İsrail’in en çok saldırdığı Beyrut’un güney bölgelerinden kaçmak zorunda kalan insanların geri bıraktığı hayvanları kurtarmak için çalıştı.

      Bu çalışmaları neticesinde yüzden fazla hayvan ailesine teslim edildi.  “Her sabah hayvanları kurtarmak için çıkıyoruz, öğleden sonra dönüp hayvanları aileleriyle bir araya getiriyoruz, akşamlarıysa ertesi günü planlıyoruz. Evcil hayvanlarıyla bölgeyi terk eden insanlara taşıma kutusu ve mama veriyoruz.”

      Benzer bir örnek daha… Rusya’yla savaşta olan Ukrayna’da hayvan hakları aktivistlerinin kurduğu UAnimals, savaş nedeniyle zor durumda olan hayvanları kurtarmayı sürdürdü.

      Ekip bu çalışmalarını şöyle anlatıyor: “Ukrayna’da tam ölçekli işgalin başlamasıyla birlikte evsiz hayvanların sayısı arttı ve cephe bölgelerinde çok daha fazla hayvan var. Bazen insanlar bölgeden ayrılırken hayvanları yanına alır bazen terk eder bazen hayvanlara bakan insanlar ölür… Terk edilmiş hayvanlar ürer, aç kalır, hastalık sıklıkla da Rus bombardımanı altında kalır. Ordunun isteğiyle hayvanları çıkarırız.” 

      inekleri, rakunları, kurtları, eşekleri, kirpileri, lemurları, koyunları tehlikeli bölgelerden uzaklaştırır… Türleri, boyutları veya ırkları ne olursa olsun her hayata değer verir ve hayvanları kurtarırız.

      Bir Cevap Yazın

      ÖNE ÇIKANLAR

      muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

      Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

      Okumaya Devam Edin