20 Temmuz 2025, Pazar

Finlandiya, Polonya, Estonya, Litvanya ve Letonya, Rusya tehdidini gerekçe göstererek “Kara Mayınlarının Yasaklanması Sözleşmesi’nden” (Ottawa Anlaşması) çekilme sinyali verdi. Avrupa’nın doğusunda topraklar bir kez daha savaşa hazırlanıyor. Fakat bu kez mesele sadece sınır güvenliği değil; kıtanın tarım, çevre ve insan hakları politikalarının da sessizce yok edilmesi.
“Çevreci” mayınlar
Ekin zamanı geldiğinde tarım arazileri “patatese benzeyen” yeni nesil “düşük profilli” kara mayınlarıyla tanışacak. Hem şekil hem de “verim” açısından gelişmiş. Artık domates fidesi yerine fünyeli kapsül, buğday yerine anti-personel mayını ekilecek. Bahman Gobadi’nin Kaplumbağalar da Uçar filmindeki o kolsuz, ayaksız çocuklar şimdi sadece Irak’ta değil, Avrupa’nın sınır köylerinde de yeniden karşımıza çıkacak.
Bu yeni “ekim” politikası AB’nin çevre hassasiyetleriyle uyumlu gösterilecek. “Yeşil” mayınlar üretilecek: karbon ayak izi düşük, geri dönüştürülebilir malzemeden üretilmiş, hafifletilmiş gövdeli. AB fonları, iklim kriziyle mücadele bahanesiyle silah sanayisine “yeşil ışık” yakıyor. Gıdaya değil, sağlığa, eğitime değil savaşa silaha yatırım yapılıyor.
Ekilebilir arazilerin askeri alanlara dönüşümü
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FOA) göre, Avrupa ve Orta Asya’da tarımsal ekilebilir arazilerin düşüş trendi gösteriyor.
Litvanya, Almanya ve NATO’yla işbirliği çerçevesinde sınır bölgesinde 40 hektarlık bölgeyi askeri tatbikat ve mayın eğitim alanına dönüştürdü. Orada artık pancar yetişmeyecek. Tarla değil, tatbikat alanı. Ekilebilir tarım arazileri azalırken tarım ürünlerdeki kimyasalların artışı tesadüf değil. FOA’nın 2024 raporunda 2000-2022 yılları arasında tarımsal ürünlerde pestisit kullanımı yüzde 70 arttı. Bu başka bir yazının konusu.
Çocuklar için oyun parkı yerine mayın tarlası. Sağlık ve eğitim bütçeleri de bu yeni “tarım reformu”nun kurbanı. Eğitim sistemine ayrılan kaynak düşerken, Estonya savunma bütçesinin GSYiH’deki payını 2026-2029 yıllarında yapılacak ilave yatırımlarla yüzde yüz arttırmayı planlıyor.
Mayınlı gelecek
Toprağa ne ektiğimiz, gelecekte ne biçeceğimizi belirler. Gıda krizi, çevresel çöküş, ekonomik daralma gibi sorunların tam ortasında, tarım arazilerini yeniden militarize etmek yalnızca stratejik değil; aynı zamanda etik, çevresel ve insani bir felakettir. Patates değil patlama vaat eden bu politikalar, yeşil değil gri bir gelecek sunuyor.
Bir gün çocuğunuz size “bu topraklarda neden ağaç değil mayın var?” diye sorarsa, cevabınız hazır olsun: “Çünkü savaşmak tarımdan önemliydi.”






Bir Cevap Yazın