“Boğazımda korkunç bir cevap pusuya yatmış duruyor. Öldüler ya… Bu sözü yutmak için dişlerimi sıkıyorum. Çırpınan kuş boğazımı sıktığımdaki ağrıya dayanıyor. Hepsi öldü ya… Gagasını açıp pençelerini kaldıran bu sözler ağzımı dolduruyor.” Han Kang
Bir rüya gördü o gün Leyla. Gagasına doldurduğu suyu alevlerin üzerine boşaltıyordu. Yetmiyordu, her seferinde biraz daha fazla almaya çalışıyordu. Ama gagası küçüktü, o suyu boşalttıkça alevler daha da büyüyordu. Biraz daha yaklaştı alevlere, yakından dökersem belki söner dedi. Bir anda alevler kanatlarını yakmaya başladı. Leyla hem uçuyor hem kanatlarındaki yangını söndürmeye çalışıyordu.
Kan ter içinde uyandığında çevresini alevlerin sarmış olduğunu gördü. Bir otelde de olsa bir ormanda da olsa nereye konarsa konsun kanatlarının yanacağını biliyordu.
Leyla yangını söndüremedi… Kanatlarındaki alevle yıllarca oradan oraya uçtu. Kanatları bütün cinayetlere şahit oldu. Madımak’ı düşündü. O güzel gözlü kızın elinden su içtiğini. Sonra çaresizce kırılan pencerelere bakıp yardım bulmak için saatlerce çığlığa benzer bir sesle ötüşünü…
Sonra diyar diyar gezdiği her bir ormanda, Hatay’da, İzmir’de, Antalya’da hayvanların ve ağaçların alev alev yandığını…
İlk yangın nerede başlamıştı? Önceleri belki küçüktü hatırlamıyordu. İlk hatırladığı Madımak’taki o büyük yangındı. Ondan sonra iflah olmadı Leyla. Nerede birilerini yaksalar kanatlarının yanması uğruna oraya gagasıyla su taşıdı. Yanan insanlara şahit oldu, kaçarken alevlerin sardığı hayvanlara şahit oldu, ağaçların alevler arasında nasıl çığlık attıklarına şahit oldu.
Süzülürken çorak bir memleketin semalarında kapkara topraklardan başka hiçbir şey görmedi Leyla. Bir zamanlar rengarenkti oysa ki… Sazlar çalınırdı bu topraklarda, türküler söylenirdi. Ağaçlar rüzgara karşı savururdu yapraklarını, tavşanlar koşar, domuzlar gezinirdi.
Lanetlendim dedi, herkesin öldüğü, toprağın bile filiz vermediği bu yerde kanatlarım yana yana yaşıyorum… Lanetlendim!…
Sonra bir zeytin ağacı gördü, küllerin arasında yemyeşil… Dalına kondu. Öttü bir süre, ağaç uyandı uykusundan. Açtığı dallarından insanlar çıktı, güzel insanlar, hayvanlar çıktı.
Leyla ilk defa ağlamaya başladı. Ağladıkça yanan kanatları renklendi, alevler azaldı.
Kalkın dedi, yeniden başlayacağız!
Kalanlar gidenler için sadece şiir yazmadı…
Madımak’ta öldürülen bütün arkadaşlarımızı, abilerimizi, ablalarımızı, ormanlarda öldürülen bütün hayvanları ve ağaçları saygıyla anıyorum…
Sizi yaşatamadık, ama yaşatmamız gereken bir dünya var.






Bir Cevap Yazın