19 Haziran 2025, Perşembe

Fotoğraf: Efekan Akyüz / muzir.org

Enerji ve maden şirketlerinin doğa talanına izin verecek kanun teklifinin ilk cümleleri yenilenebilir enerjinin önemi üzerine ancak rota yeniden hesaplanıyor ve teklif, maden patronlarının işinin kolaylaştırılmasına evriliyor!

Sanayi, ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nun ilettiği bu teklif neleri içeriyor? Sizler için özetledik:

  1. Teklif enerji üretimindeki hedefin gerçekleştirilmesinin rüzgâr ve güneş yatırımlarındaki artışa bağlı olduğunu ve yenilenebilir enerjinin desteklenmesi için teklifin hazırlandığı belirtiliyor ancak teklifi okumaya devam ettiğinizde düzenlemelerin maden şirketleri için teklif edildiğini görüyorsunuz. Metin, yenilenebilir enerji (güneş, rüzgar) yatırımlarını hızlandırmayı ve izin süreçlerini kısaltmayı savunuyor. Ama aynı anda yerli kömür santrallerini de vazgeçilmez ve stratejik gösteriyor.
  2. Kömür, karbon salımı yüksek bir fosil yakıttır. Paris İklim Anlaşması hedeflerine ulaşmak ve iklim krizini önlemek için kömürden çıkış küresel önceliktir. Yenilenebilir enerjiyle kömürün birlikte savunulması, emisyon azaltımı ve karbon nötr hedefiyle çelişir. Bu, ekolojik sürdürülebilirlik ve sağlıklı çevrede yaşama hakkını zayıflatır. Teklif, daha başta yenilenebilir enerji unutuyor ve madencilikte izin süreçlerini hızlandırma arzusuna dönüyor.
  3. Maden izinleri ve ÇED süreçlerinin sadeleştirileceği bu sayede yatırımcının önünün açılacağı ifade ediliyor. Oysa ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi), toplumsal katılımın, bilimsel risk analizlerinin ve doğa korumanın ana aracıdır. İzinlerin hızlandırılmasından kasıt özellikle biyolojik çeşitlilik, su kaynakları, orman ekosistemleri ve tarım alanlarının korunmasının önüne geçmektir. Bu, doğanın haklarına, ekosistem bütünlüğüne ve köylülerin çevresel adalet talebine aykırıdır.
  4. Dahası, ÇED sürecinin kısaltılması da yetmiyor. Teklif, ‘kurumlar arası ihtilaf halinde’ iznin ‘üstün kamu yararı gözetilerek Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında ve ilgili Bakanların katılımı ile’ verilmesini öneriyor. Teklif, “o maden her ne pahasına olursa olsun açılacak” diyor.
  5. Kanun teklifindeki doğaya en büyük hançeri vuracak madde zeytinlik alanlarda madencilik faaliyetlerine izin verilmesi. Zeytinlik sahaların madencilik için taşınabileceği, yeni zeytinlik kurulacağı belirtiliyor ancak zeytinlikler sadece ağaç topluluğu değil, ekolojik, ekonomik, kültürel ve agroekolojik değer taşıyan canlı sistemlerdir. “Taşınabilir” veya “eşdeğer sahalar kurulabilir” söylemi, ekosistem bütünlüğünü ve yöre halkının tarımsal geçim hakkını göz ardı eder. Bu talep açıkça ekolojik adalet ilkesini zedeliyor.
  6. Teklifteki acele kamulaştırma yetkisi yatırımların hızla hayata geçmesi öneriliyor. Acele kamulaştırma, halkın mülkiyet, yaşam alanı ve ekolojik savunma hakkını sınırlayan bir uygulama. Sadece zeytinlikler değil Hatay’da deprem sonrası gördüğümüz gibi tarım alanları, meralar, ormanlık alanlar hızlıca projeye açılabilir. 
  7. Maden zeytinlikleri, köyleri yuttu. Durmuyor. Sıra ormanlarda. Bu kanun teklifi, orman izninin bedelsiz verilmesini, izin süreçlerinin 4 ayla sınırlandırılmasını talep ediyor. “Ruhsat düzenlendikten sonra alan, izne tâbi hâle gelse dahi madencilik faaliyetlerine devam edilir” maddesi iznin kurum görüşü olmadan verilmiş sayılacağı anlamına geliyor.
  8. Teklif, yatırımın hızlanması için ÇED sonucu beklenmeden diğer izinlerin de işleme alınmasını öneriliyor ancak ÇED’in temel amacı, projenin çevresel uygunluğunu sağlamak, riskleri ortaya koymak ve önlem almak. ÇED bitmeden diğer izinlerin yürütülmesi, “hukuk arkadan gelir” demekle aynı anlama geliyor!
  9. Bu kanun teklifi bir “kamu yararı” iddiasına dayandırılıyor ancak ekolojik adalet, toplumsal adalet ve bölgede yaşayan halkın yararına aykırı bir “kamu yararı” imkansızdır! 

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin