“19 Mart’tan bu yana cezaevinde tutulan arkadaşlarımız yalnızca bir protestonun değil, bu çürümüş rejimin gençlik karşıtı karakterinin kanıtıdır.” Ekin Dağdelen Z Raporu’na yazdı.

Fotoğraf: Müberra Ünsal, muzir.org
19 Mart Direniş’inden itibaren hâlâ cezaevinde tutuklu olan arkadaşlarımız var. Gençliğin en direngen, en cesur neferlerini demir parmaklıklar ardında esir tutuyorlar. Suçları ne? Yalnızca adalet istemek. Yalnızca onurlu bir yaşamı savunmak. Yalnızca direnmek.
19 Mart’tan bu yana cezaevinde tutulan arkadaşlarımız yalnızca bir protestonun değil, bu çürümüş rejimin gençlik karşıtı karakterinin kanıtıdır.
Bu ülkenin gençliğini kendi iktidarlarının bekası için gözden çıkaranlar, yalnızca bugünün değil, yakın geleceğin de tarihsel sanıklarıdır.
Gençlik, bu topraklarda her zaman iktidarın korkusu oldu. 1970’lerde grev çadırlarında sabahlayanlar kimdi? 1990’larda YÖK düzenine karşı barikat kuranlar kimdi? Bugün de aynı öfkenin, aynı kararlılığın taşıyıcıları cezaevinde. Onlar bir suçun değil, bir dönemin siyasi tercihinin bedelini ödemekte: Emek düşmanı, kent düşmanı, gençlik düşmanı bir düzenin...
Ekrem İmamoğlu’nun durumunu bu bağlamdan koparıp “hukuk skandalı” gibi dar çerçevelere hapsetmeye çalışanlara da şunu hatırlatmak gerekir: Bu bir şahsa yönelik operasyon değil, bir kuşağın siyasi tahayyülüne dönük gözdağı. Çünkü gençlik artık sadece “oy veren” değil -siyaseti yeniden kuran- bir öznedir. Ve bu özne cezalandırılmakta.
Ve Ekrem İmamoğlu’nun rehin alınışı, yalnızca bir bireyin değil, halkın iradesinin hapsedilişidir.
Bir hatırlatma: Bu topraklar daha önce de benzer karanlıkları yaşadı. İstiklal Mahkemeleri’nde yargılanan TKP kadroları da “terörü teşvik”le suçlandı.
12 Eylül zindanlarında gençler “vatan hainliği”yle işkence gördü ama sonra ne oldu? Bu rejimlerin hiçbiri baki kalmadı. Yıkılan sadece iktidar olmadı -yıkılan, halkı susturabileceğine inanan kibirdi. Bugün de aynı süreç işliyor. Ve yarın da aynı tarih yazılacak: Zulüm kendi çelişkisinde boğulur. Bir halkın gençliğini bastırmak, bir ülkenin geleceğini mühürlemektir.
Ey iktidar sahipleri, bayram sofrasına otururken şunu unutmayın: Siz o sofraya halkın alın teriyle, gençliğin umuduyla, cezaevinde çürüttüğünüz insanların cesaretini kurban ederek oturuyorsunuz. Ama o sofralar sonsuza dek sürmeyecek!
Z Raporu hakkında
Z kuşağı sokakta, okulda, evde, her yerde özgürlük için mücadele ediyor. Peki, yazıyor mu? Aslında yazıyor ancak düşüncelerini yayımlayacağı mecralar bulmakta zorlanıyor.
Muzır Neşriyat’ı kurduğumuzdan bu yana posta kutumuzu dolduran çok sayıda makale ve köşe yazısı aldık. Hem her alanda olan yeni neslin fikirlerini önemsediğimiz için hem de yazmak geliştirilebilir bir faaliyet olduğu için kapımızı açık tuttuk.
Şimdi yeni nesil yazarlar için “Z Raporu” isimli bir bölüm açtık ve haber ya da gündeme dair yazıları bekliyoruz. Yayım ilkelerimizi oku, yazının / haberinin uygun olduğunu düşünüyorsanız muzir@muzir.org adresimize yolla.
Birlikte öğrenmeye devam!





Bir Cevap Yazın