Pride, yalnızca eğlenceli yürüyüşler değil; görünmeyenlerin görünür olma hakkını aradığı bir hafıza mevsimidir. Eren Ateş Z Raporu’na yazdı.

Fotoğraf: 1. Hacettepe LGBTİ+ Onur Yürüyüşü, 2025, Efekan Akyüz, muzir.org
Haziran geldi. Takvimlerde yalnızca yılın altıncı ayı yazsa da, bizim için bir başka şey ifade eder Haziran: Görünürlüğün, varoluşun, aşkın, direnişin ayı.
Her yıl Haziran ayında, dünyada milyonlarca insan; varlıklarının inkârına, kimliklerinin küçümsenmesine, hayatlarının suç gibi gösterilmesine karşı bir gökkuşağı çığlığı yükseltir. Bu çığlık, yeri gelir sokakta yürüyen bir trans kadının ayakkabısından çıkar, yeri gelir bir çocuğun günlük tuttuğu defterin sayfalarında yankılanır. Her rengiyle biziz bu ay: başta yasımızla, ardından da sevincimizle, öfkemizle ve aşkımızla.
Pride Ayı, yalnızca eğlenceli yürüyüşler, dans eden bayraklar, parıltılı makyajlar değildir. Pride Ayı, görünmeyenlerin görünür olma hakkını aradığı bir hafıza mevsimidir. Stonewall’da coplara karşı direnen trans kadınların anısıdır. Ankara sokaklarında barışçıl yürümek isterken plastik mermilerle dağıtılan kalabalıkların haykırışıdır. Eşcinsel olduğu için işinden edilen, ailesinden dışlanan, hayatı boyunca “normal” olamadığı için hep eksik hissettirilen herkesin yılmadan, usanmadan, utanmadan “Buradayız!” deyişidir.
Bu coğrafyada var olmak zordur ama kendi gibi bir birey olarak var olmak, kelimenin tam anlamıyla bir direniş biçimidir. Çünkü, sabah kalktığınızda kim olduğunuzu bilerek aynaya bakmak ve buna rağmen yaşamaya devam etmek, bu dünyada hâlâ en büyük cesaretlerden biridir.
Pride demek, onur demektir ama bu, “Gururluyum çünkü. eşcinselim” demek değildir yalnızca. “Saklanmıyorum çünkü, artık utanmıyorum” demektir. “Kendimi seviyorum çünkü, öğrenilmiş nefretin diliyle değil, kendi kalbimin sesiyle yaşamayı seçiyorum!” demektir. Onur, bu dünyada sevdiğimiz insanlara açıkça “Seni seviyorum” diyebilmenin lüks olmaktan çıkması gerektiğini haykırmaktır.
Biz, gökkuşağının tüm renklerinde var olan bir halkız. Cinsiyetin, aşkın, yönelimin, bedenin ve ruhun çeşitli hâlinde.. Ve şunu da unutmamalı: Queer varoluş yalnızca bir yönelim değil, aynı zamanda bir bilgi biçimidir. Bu dünya düzenine başka bir yerden bakma cesaretidir. Sevmenin de, düşünmenin de, yaşamanın da alternatif bir yolunu önermektir. Bu nedenle queerlik yalnızca kimlik değil; aynı zamanda bir kültür, bir miras, bir direniş felsefesidir. Bu yazıyı okuyan herkese çağrımdır: Kendinize iyi davranın. Kendiniz gibi olanlara da. Kimsenin varlığını açıklamak zorunda değilsiniz. Kimliğiniz bir açıklama değil, bir hakikattir. Ve her hakikat, zamanla kendi yankısını bulur. Bugün, bir pride yürüyüşüne katılamıyorsanız; bir gökkuşağı rozeti takın. Bir queer sanatçının eserini paylaşın. Heteronormatif şakalara gülmeyin. Yanınızda bir LGBTİ+ varsa, ona yalnız olmadığını hatırlatın. Küçük eylemler, büyük devrimlerin ilk kıvılcımıdır. Haziran ayı gökkuşağıyla gelsin fakat bu gökkuşağı yalnızca geçici bir fırtına sonrası ortaya çıkan değil, sonsuza kadar gökyüzüne kazınan bir kabul olsun.
Çünkü, biz yalnızca aşk değil, yaşam hakkı istiyoruz. Çünkü, biz yalnızca var olmak istemiyoruz, onurlu bir şekilde yaşamak istiyoruz. Ve en çok da sevmek: Onurumuzla, varoluşumuzla, sesimizle…
Bu yazı, biraz daha geride kalanlar için. Hiç kutlanmadan gidenler, hiç görünemeden kaybolanlar için. Bu yazı, sadece yaşayanlar için değil, öldürülenler için. İntihara sürüklenenler için. Her yıl, sessizce toprağa karışan trans kadınların adlarını duyurmayan haber siteleri var bu ülkede. “Bir erkek kılığına girmiş şahıs.” diyerek insan onurunu yutan manşetler… Bedenleri teşhir edilen, ölümleri alay konusu yapılan, isimleri bile doğru yazılmayanlar…
Türkiye’de LGBTİ+ bireyi olmak, kimi zaman kimliğini almak için devlet kapısında çürümek; kimi zaman da sokakta, “müşteri değil” diye öldürülmek demek. Bazı insanlar için hayat seçenek değil, mecburiyetler zinciridir. Ve bu zincirin en ağır halkalarından biri de: İş bulamayan trans kadınlara kalan tek seçenek: sex işçiliği. Bu bir tercih değil, bir sistem sorunudur ve bu sistem, her yıl sessizce öldürür bizi. Bazılarımız geride yalnızca birkaç satır bıraktı. O satırlar şimdi gökkuşağının karanlık tarafında yankılanıyor.
“Pride” Ne Değildir? Pride yalnızca bir kutlama değildir. Pride bir anmadır. Pride bir haykırıştır. Pride, yaşasaydı 25 yaşında olacak bir gencin, 21 yaşında kaybedilen bir kadının, 17 yaşında kaçıp sokakta donarak ölen bir gencin adını taşıma cesaretidir. “Onur” demek, bizim için önce yas demektir. Önce sessiz bir dua, sonra gür bir haykırış. Bazı isimler, hayatı boyunca bir kez bile yüksek sesle çağrılmadı.
Yaşayanlara Not: Hâlâ direnen queer genç, geç saatlerde eve dönerken anahtarını elinde hazır tutan trans kadın, ailesine açılıp dışlanan lezbiyen genç, adını yeni seçmiş ama hâlâ kimliğini değiştirememiş sen, çok değerlisin. Senin varlığın bir direniş. Senin her nefesin, bir isyan. Sen, bu dünyanın senin gibi olmayı yasakladığı hâlde kendi gibi kalabilen nadir insanlardansın. Ben, seninle gurur duyuyorum. “Gökkuşağı” dediğimizde sadece renkleri değil, karanlıkta bile parlarcasına direnen hayatları da hatırlayalım diye… Bugün gökkuşağı bayrağı asıyorsan, Hande’yi unutma. Bugün aşkından bahsediyorsan, Eylül’ü hatırla. Bugün yaşıyorsan, yaşayamayan Ahmet için de yaşa. Çünkü, biz sadece kendimiz için değil, adlarını hâlâ yüksek sesle anamadığımız onlarca kardeşimiz için de buradayız. Buradayız. Gitmiyoruz. Ölsek de unutulmayacağız.
Z Raporu hakkında
Z kuşağı sokakta, okulda, evde, her yerde özgürlük için mücadele ediyor. Peki, yazıyor mu? Aslında yazıyor ancak düşüncelerini yayımlayacağı mecralar bulmakta zorlanıyor.
Muzır Neşriyat’ı kurduğumuzdan bu yana posta kutumuzu dolduran çok sayıda makale ve köşe yazısı aldık. Hem her alanda olan yeni neslin fikirlerini önemsediğimiz için hem de yazmak geliştirilebilir bir faaliyet olduğu için kapımızı açık tuttuk.
Şimdi yeni nesil yazarlar için “Z Raporu” isimli bir bölüm açtık ve haber ya da gündeme dair yazıları bekliyoruz. Yayım ilkelerimizi oku, yazının / haberinin uygun olduğunu düşünüyorsanız muzir@muzir.org adresimize yolla.
Birlikte öğrenmeye devam!





Bir Cevap Yazın